Hüseyn-i Vefâyî, Ne Oldu?

Sözü vardı bize suskun dudaklarının ne oldu?! Yıllanmış şarabı vardı aşk kadehinin ne oldu?! Kaldı aşk ayakları altında arzuların, Allah aşkına, Ferhâd, Şirin ağızlı sevdasındaydı ne oldu?! Gül harmanı misali yok oldu bütün arzular. Çimeni vardı bu hasret vadisinin, sahi ne oldu?! Gölge salmış bu hazan vurmuş bağa sessizlik, Sözü …

Bai Juyi, Bu Dünyadan Ayrılmak O Kadar Çetin Bir İş ki!

Hâlbuki sadece birkaç yıl önce ölmüştün Temiz bir yüz, açık tenli eller, hepsi yok oldu şimdi Bu dünyadan ayrılmak o kadar çetin bir iş ki! Geride bırakmak zor Ama sonunda huzura kavuşuyor insan Çiçekler var mezarının kuzeyinde Taze Jiangnan karları üzerini kaplamış. Bai Juyi, Çeviren: Engin Yurt İZDİHAM

İsmet Özel’in Taşları Yemek Yasak Kitabından 10 Alıntı

1.Diyorlar ki insanoğlu yoksulluğun, hastalıkların, mahrumiyetlerin kıskacında kaldıkça kendisinden beklenen gelişmeyi gösteremez. Bununla zımnen şunu söylemiş oluyorlar: İnsanlar maddi refah içinde olmakla, vücut sağlığını korumakla ve elinin erdiği, gözünün gördüğü, özlemini çektiği nesnelerin hizmetine sokmakla kurtuluşa erer. 2.Yani kurtulanlar zengin, istedikleri konumu ve maddi avantajları elde etmiş, ‘sağlıklı’ ve sorunlardan …

Edip Cansever’in Eşi Mefharet Hanımla Söyleşi

Neredeyse yazdığı şiirler kadar da şiir hakkında yazılar yazdı Edip Cansever. Şiirle yatıp, şiirle kalktı.Cemal Süreyya onun için, “Yeşil ipek gömleğinin yakası Büyük zamana düşer. Her şeyin fazlası zararlıdır ya, Fazla şiirden öldü Edip Cansever” der.   İkinci Yeni şiirinin eleştirmenlerince belirlenen, ”soyut” , “kapalı” yönelimlerinin dışına çıktı. İnsanı toplumsal bir …

Miftah Dergisi’nin 5. Sayısı Çıktı!

Miftah Dergisi’nin 2018-Ocak tarihli 5. sayısı raflardaki yerini aldı. Kalemi sancak görüp yerde bırakmamayı görev edinen gençlerin çıkardığı Miftah, kapağına arkadaşlığın bir kol mesafesinde olduğunu hatırlatmak istemiş. Cengizhan Konuş’un fotoğrafı Ahmet Murat’ın mısrasıyla kapakta kendine yer bulmuş: “Omzumda güzel ağırlık, bir arkadaşın eli”. Arka kapak; Nuri Pakdil’in “Bir şiir sandığını” …

Cahit Zarifoğlu’nun Bir Değirmendir Bu Dünya Kitabından 20 Alıntı

1.  Güneş birden bire kara bulutun ucundan, baskıya karşı bir baş kaldırıyı hatırlatarak saçını çıkartıyor. Şimdi bakıyoruz ve tutunacağımız ipi, boyanacağımız boyayı ve alnımızı koyacağımız temiz yeryüzünü görüveriyoruz. Ve selam diyoruz. Âleme, mahlûka, yıldızlara, insanlara… ( sayfa 12) 2.  Televizyon bir şamardır. Kendi elimizle hanemizde kendi elimizle suratımıza inen büyük bir şamar. …

Fethi Gemuhluoğlu, Değiniler

Efendim, Evveli, âhiri, zâhiri, bâtını selamlarım. El-Evvelü Allah, El-Âhirü Allah, Ez-Zâhirü Allah, El-Bâtınü Allah. Sâhib’i selamlarım, sağımı, solumu, önümü, arkamı selamlarım. Levlâke sırrının mazharını selamlarım… Hadîce validemi, Fâtıma validemi selamlarım… Çihar-ı Yâr-i Güzin’i selamlarım. Ve sizi selamlarım. Peygamber-i Ekber bir hadis-i nebevilerinde buyuruyorlar ki; “Önce selam, sonra kelam.” Önce sizi selamlıyorum. …

Jan Philipp Reemtsma, Dindarlığa Saygı Göstermek Gerekir mi?

“İnsan kendinden üstün bir şeyin varlığını ve kendi gücünün sınırlarını görmeyi reddettiğinde, daima hayata karşı suç işler: Önce Beytüllahimli çocukların ölüm fermanını veren Herodes, sonra milyonlarca insanı katleden Hitler ve Stalin; bugün ise, günümüzde, milyonlarca doğmamış çocuk öldürülüyor.” İşte böyle dedi Kardinal Joachim Meisner bir vaazında. Bu cümle büyük yankı …

Pablo Neruda’nın Nobel Konuşması: Şiir, kan ve karanlıkla yazılır

Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak için geldik. Biz …

Paul Celan, Neredeyse Yaşayacaktın

Uyumuyorduk artık, çünkü zemberekleri arasında yatıyorduk hüznün ve büküyorduk göstergeleri çomaklar gibi, ve fırlayıp kamçılıyorlardı zamanı kan çıkasıya, ve söylüyordun büyüyen alacakaranlığı, ve oniki kez sen dedim sözlerinin gecesine, ve açıldı, açık kaldı, ve bir gözü koydum onun rahmine, doladım ötekine senin saçlarını ve uzattım ikisi arasında fitili, açık damarı …

Mardin Kızıltepe’den Sıcak ve Dostane Bir Liseliler Dergisi: Hemdem Fanzin

Hemdem Dergisi Mardin’de yayın hayatına devam ediyor. Dergini tanıtım bülteninden. İlk sayımızda muhatap olduğumuz olumlu eleştirilerden cesaretle ikinci sayımızı hazırladık. Üstelik sizler bu yazıyı okurken biz, 3’üncü sayıyı çıkarmak için çoktan mutfağa girdik bile. Farisî olan hem- ve -dem kelimelerinin yek-vücût olmasıyla oluştu dergimiz. Kan manasıyla değil; arkadaş, dost, yâren …

Rabingrath Tagore, Kırmızı Kutulu Winston

Kırmızısını hayal ederek barış çubuğunun hangi daldan olacağına çektikleri kısa kibritle karar veren Kızılderililer, Winstonun kalaba bir aşka hizmet edeceğini nereden bilebilirlerdi. Çınaraltı’na bir akşam buluşmasında yüreğim yine cız etti. Gökyüzünü dumanaltı sandığımda sigaramın dumanı çoktan gözüme girmişti. Müşkül rüzgar mesaisine geç kalmış memur telaşıyla, aldırış etmeden üşütüyordu insanları. Taburemde …

Mustafa Erdur, Selamlar

Selamlar, Sana bu mektubu doğaçlama olarak yazıyorum sevgili sinema. İçim daraldı. *Bence biz Ezel Akay’a ayıp ediyoruz. Siz değil belki ama biz yapıyoruz bunu. Bu arada şimdiden imla hatalarımın kusuruna bakmayın! Bizim memleketin Jean-Pierre Jeunet’si bence o adam. Aa ama evet, biz Jean-Pierre Jeunet’e de ayıp ediyoruz ki zaten. *Bence …