Ahmet Erhan, Akşam Güneşi

Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur Onun için yaşamak alelade bir lükstür Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım Damla damla büyür beyninde bir gül Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir Dizeleri birbirine iteleyerek geçer Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım Genelevi bulamayan …

G. Garcia Marquez, Beş Yüz Günlük Fakirlik

Ağustos 1966 başlarında eşim Mercedes’le birlikte Yüz Yıllık Yalnızlık’ın özgün elyazmalarını Buenos Aires’e göndermek için Mexico City’deki San Angel postanesine gittik. Paket 590 sayfa barındırıyordu ve üzerinde Editorial Sudamericana’nın edebiyat yöneticisi Francisco (Paco) Porrúa’nın adresi yer alıyordu. Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi: “Borcunuz …

Agnes Heller, Modern Etiğin İki Temel Direği

Modern etikle, moderniteyi, bilhassa moderniteyi nitelendiren, modern dünyada yaşayan tekil bireylerin ve toplumların kendi ethoslarından bağımsız olarak paylaşmaları gereken etik türünü kastediyorum. Modern dünyada erkekler ve kadınlar hâlâ, farklı somut normları ve kuralları olan farklı topluluklar, kültürler, gelenekler içine doğmaktalar. En azından başlangıçta bu normları ve kuralları geçerli kabul ediyor; …

Selahattin Yolgiden, Gittiğim En Uzak Yer Sizdiniz

herkes bir sebepten ölür, sorun değil bu asıl sorun yalnızlığından kaçmaları bazılarının herkes birinin kalbindeki bir yeri açar dokunduğu zamana kadar bilinmeyen bir narı parçalayıp da her tanesine bir nar olduğunu anlatmak da neyin nesi ya da gittiğiniz her denizden aldığınız bir bardak su, deniz olduğunu bilir mi tek başına? …

Arif Nihat Asya’nın En Güzel Söylenişi Bu Olsa Gerek; Aff-ı Umumi

Kazayı, belayı, eceli; Habil’i, Kabil’i Melek olduğuna güç inandığım Azrail’i Affettim. Beddualarıyla dili; Sonu gelmeyecek masallarıyla Başı, ayağı, eli, Afettim. Açarken yapraklar, açarken güller Diyar diyar, belde belde, dağ dağ Gölgemin gölgesi kara haber, Seni de; Takdir, mukadderat, kader; Seni de affettim. Bahçemi beğenmeyen çiçekleri de, Soframı hor gören yemekleri …

Mehmet Akif Öztürk, Yalnızlığı Kim İcat Etti?

“Yalnızlık bir boşluktur içimizde; sisli yamaçlarında babalarımızın dev gölgesi dolaşır. babalar ki, bizde bitmeyen upuzun tiratlardır; bir masal ağacına benzeyen ellerini uzatıp ellerimizden çocuklarımızı okşarlar. torunlarına baba derler sonra, sürekli değişen sesleriyle torun çocuğunda hortlayarak. abalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.” Hasan Ali Toptaş İnsanın kendine bile itiraf edemediği yalnızlıklar vardır bu …

Kazım Güler, Sergüzeşt

büyüyeceksin çocuk, sıkı giyin kalbini. öğreneceksin; sana atılmayan her ok önce sana saplandığında. anlayacaksın; kavmin yanlış yerlere göçtüğünde hiçbir yerin doğru olmadığını. -bu hançer fazla büyük, iyisi mi göğsümde dursun. canımın yarısını kaybettim; denizin mavisi, kuşun kanadı kırıldı. canımın yarasını kaybettim; bir dağ oluştu kaybetmişliğimden. en iyi uzaktan bakılır sana; …

Ahmet Ömer Yazıcıoğlu, Nesin Sen?

Martın bir armağanıyım şu yaşam evrenine. Belki de kapanmayan boşluklardan birisiyim. Otuz iki farklı yöntemle anlatılır otuz iki farklı dil ile Önemsiz! Belki de martılara atılan simitlerin, Dökülen susamlarında ki günah bekçisiyim. Yüksekten bakınca ufak bir ayrıntıyım, Ayrıntıya bakınca yüksek bir ünlem. Tarihlerin sıralandığı rakamlar arası çizgiyim, Ya da Dünyaya …

Gerbrand Bakker, Yukarıda Ses Yok

Pederi yukarı attım. Önce onu bir sandalyeye koyup yatağı söktüm. Üzeri daha yalanıp temizlenmemiş birkaç dakikalık buzağı gibi oturup durdu o sandalyede, sarsak bir kafa ve bir yere sabitlenemeyen gözlerle. Battaniyeleri, çarşafları, döşek yüzünü çekip aldım; döşekle yatağı duvara yasladım; vidalarını söküp yatağın baş ve ayakuçlarını yan yüzlerden ayırdım. Mümkün …

Edward W. Said, Yersiz Yurtsuz

Yersiz Yurtsuz, büyük ölçüde yitik ya da unutulmuş bir dünyanın çetelesi. Bundan birkaç yıl önce, hekimlerin koyduğu tanıya bakılırsa ölümcül olan hastalığımı öğrendiğimde, doğduğum, çocukluk yıllarımı geçirdiğim Arap dünyasında ve ortaokula, liseye, üniversiteye gittiğim Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadığım hayatın öznel bir muhasebesini ardımda bırakmanın ne derece önem taşıdığı birden kafama …

Andrey Platonov’un Çevengur Kitabından Bir Bölüm

  Eski taşra şehirleri viran ormanlıklarla bitişiktir. İnsanlar tabiatın içinden çıktıkları gibi yaşamaya gelirler buralara. İşte keskin gözleri ve insanın içini burkacak denli bitap yüzüyle bir adam çıkagelmişti böyle bir yere; her şeyi onarıp donatma becerisine sahipti, oysa kendi hayatını donatısız yaşıyordu. Tavadan çalar saate kadar her tür alet bu …

Levent Yılmaz’ın Ada ile Brunik

Bir dili konuşup anlaşmazdan evvel nasıldı insan sesi? Hangi duyguyu, hangi neşeyi, hangi tedirginliği, hangi acıyı nasıl bir sesle – mutlu bir kahkaha ya da iç yaran bir çığlığa tekabül eden bir sesle ifade ediyordu? Hayvanla ortak bir dünyası olan bu yaratık, sesi nasıl harflere çevirdi, onları nasıl bir araya …

Bülent Parlak, Ne Kadar Geç Kalsak da Kıyamete Yetişeceğiz

Kaç zamandır kimsenin ayırdına varamadığı bir bıkkınlık içindeyim. Elini güneşe siper etmiş tütün satan adamların mesaisine yalvarması gibi güne bitsin diye dilekçe yazıyorum. Bildiğinizi tahmin etmiyorum; ömrünü aşkta ve yoksullukta kaybedenler suça bulaşmadan uslanmazlar. Bu şehrin neresindeyiz? Benden daha küçük bir vapurun güvertesinde yolculuk ederken bu soruyla uyandım. Kalabalığına kendisi …