John Berger, Ressam Olmak

Üstünüzde bir kayın ağacı. Hafif bir rüzgâr ince dalları sallıyor, yaprakları kıpırdatıyor. Uzaktan yaprakların bu sabit hareketi, ağacın yeşil fonunun önünde yeşil bir kar yağıyormuş hissini veriyor, tıpkı bir zamanlar gri sinema perdesi önünde gümüşi bir kar yağıyormuş hissine kapıldığımız gibi. Yarı kapalı gözlerle yukarı bakıyorsunuz. Yarı kapalı çünkü dikkatle …

Dilek Akıcı Tayanç, Ruhu Çifte Kavrulmuş Bilgi Koleksiyoncuları

Hüsrev kafalı yağmurlar yiyen kadın ve adamlar, bilgi mahkûmları. Her entelektüelin yapay sarayı değil de nedir bilgi? Öyle bir yapay saray ki, görünen yüzünde yoğun boya tabakası; makyajlı… Öyle bir yapay saray ki, iç yüzünde ruh kavurucu hapishaneler gizli… Öyle bir yapay saray ki, sahibi iç görüden yoksun; ruh yanıklarının …

Tarık Taş, Türk Sinemasının En İyi 50 Filmini Seçti

İzdiham kurulduğundan beri sinema editörlüğü yapan Tarık Taş, Türk sinemasının en iyi 50 filmini sizler için seçti.   1. Sevmek Zamanı – 1965 2. Hababam Sınıfı – 1974 3. Selvi Boylum Al Yazmalım – 1977 4. Muhsin Bey – 1987 5.  Uçurtmayı Vurmasınlar – 1989 6. Ahh Güzel İstanbul – 1966 7. Gurbet Kuşları – 1964 …

Şiar Dergisi 14. Sayısına Ulaştı

Şiar dergisi 14. sayısıyla (Ocak-Şubat 2018) yeni yılda okuyucusuna merhaba diyor. İki ayda bir çıkan dergi Şiar, 4. yılına girmeye hazırlanırken yine dopdolu bir içeriğe sahip yeni sayısıyla raflardaki yerini aldı. Birbirinden manidar kapaklarıyla adından sıkça söz ettiren derginin Behice Kolçak imzası taşıyan 14. kapağında, valiz şeklindeki evlerden oluşan bir …

Halime Nur Aymaz, Haydi Sahneye

“Haydi Alara haydi el çırp sende. Bak şak şak , iki elini birleştir.haydi ! “ iki el ? Benim kolumda bir el var. Nasıl çırpacaktım ? gökyüzünde uçuşan kediden daha mı önemliydi peki şimdi bu ? Bak bana bak, gökyüzüne gösteriyorum sana, bana bak. Bak bir kedi daha geldi yanlarına. …

İbrahim Tekpınar, Uykulu Yol

Karanlık ve kenarlarında otların çıktığı yolları sahiplerine yaranmak için araba görünce havlayan köpekleri arkamda bırakarak , delik deşik yolları aşındırıyorum. Yanlarından geçtiğimiz evlerin ışıklarından hikayeler yazıyorum. Sarı ışığı en çok seviyorum şimdilerde tasarruflu olan beyaz floresanlar çıktı nesli tükendi sarı “güneş ışığı” aydınlatmaların. Şu balkona elbiseler asılmış, yeni evli bir …

Yahya Kemal Beyatlı, 26 Ağustos 1922

Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yâ Rabbi Senin uğrunda ölen ordu budur Yâ Rabbi Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın! Yahya Kemal Beyatlı İZDİHAM

Albert Camus, Başkaldıran İnsan Kitabından Alıntılar

“Her deha aynı zamanda hem benzersiz, hem de bayağıdır.” Bu metin sadece İzdiham’da.   *Çünkü yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Soluk almak yargılamaktır. *Öyleyse birey tek başına, savunmak istediği değerin kendisi değildir. Bu değeri oluşturmak için, en azından bütün insanlar gerekir. Başkaldırıda, insan başkasında kendini aşar. *İnsanlar herkeste herkesçe …

Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla

  Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar Kapanırdı daha gün batmadan kapılar Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye Abla Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Sarmaşıklarla balkonu örtük …

Ali Canip’ten Ahmet Haşim’e Mektup

Ahmed Haşim Bey’e, Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler. Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan …

Hüseyn-i Vefâyî, Ne Oldu?

Sözü vardı bize suskun dudaklarının ne oldu?! Yıllanmış şarabı vardı aşk kadehinin ne oldu?! Kaldı aşk ayakları altında arzuların, Allah aşkına, Ferhâd, Şirin ağızlı sevdasındaydı ne oldu?! Gül harmanı misali yok oldu bütün arzular. Çimeni vardı bu hasret vadisinin, sahi ne oldu?! Gölge salmış bu hazan vurmuş bağa sessizlik, Sözü …

Bai Juyi, Bu Dünyadan Ayrılmak O Kadar Çetin Bir İş ki!

Hâlbuki sadece birkaç yıl önce ölmüştün Temiz bir yüz, açık tenli eller, hepsi yok oldu şimdi Bu dünyadan ayrılmak o kadar çetin bir iş ki! Geride bırakmak zor Ama sonunda huzura kavuşuyor insan Çiçekler var mezarının kuzeyinde Taze Jiangnan karları üzerini kaplamış. Bai Juyi, Çeviren: Engin Yurt İZDİHAM

İsmet Özel’in Taşları Yemek Yasak Kitabından 10 Alıntı

1.Diyorlar ki insanoğlu yoksulluğun, hastalıkların, mahrumiyetlerin kıskacında kaldıkça kendisinden beklenen gelişmeyi gösteremez. Bununla zımnen şunu söylemiş oluyorlar: İnsanlar maddi refah içinde olmakla, vücut sağlığını korumakla ve elinin erdiği, gözünün gördüğü, özlemini çektiği nesnelerin hizmetine sokmakla kurtuluşa erer. 2.Yani kurtulanlar zengin, istedikleri konumu ve maddi avantajları elde etmiş, ‘sağlıklı’ ve sorunlardan …