Gerbrand Bakker, Yukarıda Ses Yok

Pederi yukarı attım. Önce onu bir sandalyeye koyup yatağı söktüm. Üzeri daha yalanıp temizlenmemiş birkaç dakikalık buzağı gibi oturup durdu o sandalyede, sarsak bir kafa ve bir yere sabitlenemeyen gözlerle. Battaniyeleri, çarşafları, döşek yüzünü çekip aldım; döşekle yatağı duvara yasladım; vidalarını söküp yatağın baş ve ayakuçlarını yan yüzlerden ayırdım. Mümkün …

Edward W. Said, Yersiz Yurtsuz

Yersiz Yurtsuz, büyük ölçüde yitik ya da unutulmuş bir dünyanın çetelesi. Bundan birkaç yıl önce, hekimlerin koyduğu tanıya bakılırsa ölümcül olan hastalığımı öğrendiğimde, doğduğum, çocukluk yıllarımı geçirdiğim Arap dünyasında ve ortaokula, liseye, üniversiteye gittiğim Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşadığım hayatın öznel bir muhasebesini ardımda bırakmanın ne derece önem taşıdığı birden kafama …

Andrey Platonov’un Çevengur Kitabından Bir Bölüm

  Eski taşra şehirleri viran ormanlıklarla bitişiktir. İnsanlar tabiatın içinden çıktıkları gibi yaşamaya gelirler buralara. İşte keskin gözleri ve insanın içini burkacak denli bitap yüzüyle bir adam çıkagelmişti böyle bir yere; her şeyi onarıp donatma becerisine sahipti, oysa kendi hayatını donatısız yaşıyordu. Tavadan çalar saate kadar her tür alet bu …

Levent Yılmaz’ın Ada ile Brunik

Bir dili konuşup anlaşmazdan evvel nasıldı insan sesi? Hangi duyguyu, hangi neşeyi, hangi tedirginliği, hangi acıyı nasıl bir sesle – mutlu bir kahkaha ya da iç yaran bir çığlığa tekabül eden bir sesle ifade ediyordu? Hayvanla ortak bir dünyası olan bu yaratık, sesi nasıl harflere çevirdi, onları nasıl bir araya …

Bülent Parlak, Ne Kadar Geç Kalsak da Kıyamete Yetişeceğiz

Kaç zamandır kimsenin ayırdına varamadığı bir bıkkınlık içindeyim. Elini güneşe siper etmiş tütün satan adamların mesaisine yalvarması gibi güne bitsin diye dilekçe yazıyorum. Bildiğinizi tahmin etmiyorum; ömrünü aşkta ve yoksullukta kaybedenler suça bulaşmadan uslanmazlar. Bu şehrin neresindeyiz? Benden daha küçük bir vapurun güvertesinde yolculuk ederken bu soruyla uyandım. Kalabalığına kendisi …

Leyla, Zalım Leyla

5 Mayıs 1954 Bismil Leyla, Zalim Leyla! Bu, benimki dördüncü. Oysaki senden bir tek mektup aldım. O belalı ve korkunç ilk mektubun, yani 4-1, ben mağlubum… Ben, belki yazamazdım da, melankolim ve serseriliğim tutar da yazamaz, boş verirdimse, sen yazacak, “bu oğlan, öldü mü kaldı mı?” diye sen arayacaktın, değil …

Gırgır Dergisi ve Salaklıklar

Gırgır Dergisi’ni neden kınamadığımız yönünde gelen mesajlara toplu bir cevap vermek zorundayız galiba. Aslında sebebi çok basit. Kaale almıyoruz. Kim olursa, kim yaparsa yapsın hâlâ insanların inançlarını, şeklini, şemalini, görüşünü tahkir eden bir yayını, kişi ve kurumları, kurum ve insanları, insan ve toplulukları kaale almak, tepki vermek ancak onlara yarıyor. …

İbrahim Varelci, Atakan Yavuz’un İyiler Asla Özür Dilemez kitabını değerlendirdi

İYİLERİN ÖZÜR DİLEMEDİĞİ BİR DÜNYAYA AÇIK MEKTUP   Deneme yazıları zaman zaman eleştiri, makale, köşe yazısı, anı gibi türlere yaklaşır. İnsanı en çok çarpan denemeler ise şiire yakın olanlardır. Şiire, yani insana. İnsanı merkezine almayan her yazı yapaydır, koftur, kurudur, cansızdır, hareketsizdir. Çünkü harfleri bir araya getiren aşktır. Kelimeler gönül …

Aşık Behlül Ali, Geldim

Büsbütün şavkın da tutmuş alemi Parlıyor cemalin nur diye geldim Ağılı hançeri vurdum sineme Dertliyim hallerim sor diye geldim Görmesin gözlerim ezel ben ölem Sakınırım sana erişir alem Boyun usul boylu kaşların kalem Saçından iki tel ver diye geldim İçerimde yanar ateşin ördün Hergiz iflah etmez şu beni derdin Hey …

Louis-Ferdinand Céline: Değer taşıyan tek hikâye, bedelini ödediğinizdir

Louis-Ferdinand Céline yirminci yüzyıl Fransız edebiyatının önde gelen yenilikçilerinden. Öfkeli ve dağınık üslubuyla dürüstlük, güzellik ve her türlü değerden yoksun dünyaları kasvetli bir hava içinde betimlemede usta bir yazar. Umutsuzluk, ahlak dışılık, şiddet ve pornografik öğelerle dolu yapıtlarında dünyaya ve insanlara duyduğu öfkesi her satırda hissedilir. Bir ara benimsediği Yahudi …

Yunus Meşe, İki Saatlik Sessizlik

Siyah perdeyi araladım hafiften. Göle doğru uzayan sokağa baktım. Sokak lambaları yandı birden. Elinde poşetler olan adamlar geçiyor ara ara. Aceleci kadınlar, çocuklarının ellerinden tutmuş anneler… Ağır ağır tırmanıyorlar yokuşu, kayboluyorlar sonra. Biraz sonrası göl. Perdeyi kapattım. Odam karanlığa büründü yine. Eşyaların görünümü değişti. Kül tablasındaki izmaritler odaya ağır bir …

Mehmet Akif Öztürk, Ah Mercimeğim Kitabını Değerlendirdi

SERT BOZKIRIN KALBİNDEN İNSANI ANLATAN HİKAYELER “Çok yazan değil, güzel yazan yaşar.” Cenap Şahabettin “İnsan yazmayı değil, görmeyi öğrenmeli. Yazmak bir sonuçtur.” S. Exupery   Bazı yazarlar vardır, yazdıklarıyla topluma ayna olurlar. Toplumların kalbine ışık tutup, insanların kalbinden geçenleri kağıtlarına yansıtırlar. O yazarları okuyunca biz, yazarın hangi milletten olduğunu, hangi …

Aslı Arıcı, Bilim Kurgu Sineması Işığında “Dünyalar Savaşı” Filminin İncelemesi

Bilim kurgu filmi, sıklıkla fütüristik uzay mekikleri, robotlar veya diğer teknolojiler eşliğinde; dünya dışı yaşam formları, yabancı gezegenler ve zaman yolculuğu gibi hayali fenomenlerin spekülatif ve bilime dayalı tasvirlerini kullanan film türüdür. Bilim kurgu filmi, geçmişten günümüze siyasal ve toplumsal konularda toplumsal eleştiri yapma ve “bizi insan yapan şeyin ne …