Bülent Parlak Yazıları

Bülent Parlak, Ali Koç Kaç Kişiyi Keriz Sanıyor?

Rıdvan Dilmen’in posteri, kerpiçten yapılmış evimizin badanalı duvarlarına asılmış ilk posterdi. Asan da bendim. Köyde yaşayanlar poster asmazdı duvarlarına. Duvarlarda sadece büyüklerimizin -varsa- siyah-beyaz fotoğrafları olurdu. Evimiz kerpiçten yapılmıştı ve bana o zamanlar kocaman gelen bir salonu vardı. Yıllar sonra küçülen her şey gibi salonumuz da sonradan küçüldü. Salonun tam …

Bülent Parlak’ın Ara Güler ile Yaptığı Söyleşi: Ölmeden Önce Hepsini Yakmam Lazım

Ara Güler ile röportaj yapmak için yardımcısı Fatih Bey’le önce anlaştık. Fatih Bey de bir fotoğraf sanatçısı. “Ara Güler’in yanında yıllardır çıraklık yapıyorum.” diyor. Tam bir usta-çırak ilişkisi içindeler.   Bazı insanlarla telefonla anlaşılamayacağını bildiğim için bu büyük ustanın İstiklal’deki evinin altındaki kafeye gittim. Orada oturuyordu. Selamsız-sabahsız yanına oturdum ve …

Her Şey İçin Çok Geç: Bir Bülent Parlak Şiiri

“Gerçek olan şeyin artık gerçek olmaması için yazıyorum.” demiş Michaux. Şiir de ancak böyle bir sebeple yazılabilir. Bülent Parlak’ın tüm şiir hayatını bu zemine oturtursak sanırım yanlış olmaz. Görkemli bir başarısızlığı her gün tadarak üstelik kendi şiir denizinde, hem de çırılçıplak ve boğulmayı göze alarak kulaç atmak yalnızca şairlere mahsustur …

Bülent Parlak, Kürt Kızının Elleri

En çok kıyameti ertelerdim onu gördüğüm vakit. Onu gördüğüm vakit dünyada yer kalmazdı kimseye. O küçücük şehre bir salgın gibi dağılırdı sessizliğimiz. Özer’in ve benim.  Biz o küçük ilçede kendimize sığınmayı ona bakarken öğrendik. Ona bakmak çaresizliğe bakmaktı. En çok da gölgemizden kurtulmak için döndüğümüz köşeler aklımda benim. Özer’i üniversiteden sonra biraz …

Bülent Parlak, Bir Ah’ın Uzatacağı Ayakları Yoktur

Kalbim! Bazen evlerinin önünde oturan kadınlara gelin önerdin sen. Övdüğün yosmalar seni şaşırtmadı da mahcup etti her seferinde. “Son” dedin, “bu son tavsiyem olacak!” Yoksul çocuklara ait o tek fotoğrafın ateşe düşmesi gibi Bağdat düşünce sen gittin. Yokuş olsa da yolun doğusu sen gittin. “Nasılsa” dedin söylenerek, everdiğim bir gelin …

Bülent Parlak, Aklıma Düştüğünde

Sen aklıma düşünce ellerim tutuşuyor ellerim Sen aklıma düşünce yetmişinde ihtiyar Küçük bir sokakla arkadaş, biraz daha yaşasa sanki kıyamet kopacak Sen aklıma düşünce Parmak izlerinden tanınıyor; parkta reddedilmiş bir âşık Teşhis ediyorum çiziklerde o amansız veremi Sen aklıma düşünce Berlin’de dazlaklar saçlarını uzatıyor Sağdıcı oluyorum gelinler at üstünde Sen …

Bülent Parlak, Mustafa Kutlu’nun Masası

Onun masası hiç gelmeyecek birilerini bekler gibidir. Beklenenin geldiği görülmemiştir. Gelecek olana, gelse de gelmese de boynuna sarılamayacak kadar yorgun bir masa. Anadolu’nun saf hali ile öykü o masada birbirine karışır ki ona laiklik denmez. Güzel öyküler çıkar ortaya. Kaybolur gidersiniz kasabanın meydanında. Onun masası babacandır. Sanki metrobüse binecek paranız …

Bülent Parlak, Atatürk’ün Annesi Nerede Çalışıyordu?

Bütün yetimler kendilerinden bekleneni değil beklenmeyeni yaparak meşhur olurlar. Onunki de sanırım böyle bir hikâyeydi. Ve bazı hikâyeleri insan ancak okuyabilir; anlayamaz. Heba olmaya hevesli çocukları tanıdığımda oldukça küçüktüm.  Boyuna bakıldığında yaşı anlaşılmayan kimi görsem en iyi arkadaşım o oluyordu. Sonra herkesin fark ettiği benimse bir türlü anlamadığım bir şekilde büyüdüm. O …

Bülent Parlak, Ne Kadar Geç Kalsak da Kıyamete Yetişeceğiz

Kaç zamandır kimsenin ayırdına varamadığı bir bıkkınlık içindeyim. Elini güneşe siper etmiş tütün satan adamların mesaisine yalvarması gibi güne bitsin diye dilekçe yazıyorum. Bildiğinizi tahmin etmiyorum; ömrünü aşkta ve yoksullukta kaybedenler suça bulaşmadan uslanmazlar. Bu şehrin neresindeyiz? Benden daha küçük bir vapurun güvertesinde yolculuk ederken bu soruyla uyandım. Kalabalığına kendisi …

Bülent Parlak, Haritası Kayıp

Merhaba Sözlerime küfürle başlamak istiyorum Yani ben Hiroşima’yı duyunca Japon olan ben Tombul ve yüzü kırışmış kadınları görünce üzülen ben Kapı pervazlarından geçerken besmeleyi unutunca Yüzü kızaran köylü adamlardan olmak isteyen ben Elleri üşüyünce nereye koyacağını bilmeyen ben Geceleri yatarken kutup ayıları üşümesin diye Dua eden ben Dişleri sararmış inşaatçılar …