Fatma Şengil Süzer, Elma ve Eylül

sen yalıyı görürsün, ben harabeyiçocuğun kolundaki simit kolyesiniayazda giydirilen gocuk eskisiniçayın çıngırtısını,martıyı martıyı ürpererek sen gözü görürsün ben dalgın buğuyubaşağın gök maviyken biçilmiş boynunukalbin her vuruşunu, bir haber bekleyerekçocuğugelmeyen çocuğu sen düşeş görürsün, ben kemankeşköşeyi dönüverince gülümseyerekelmayı görürsün pırıl pırılsulu tatlı gururluüstelik kıpkırmızı sapına dek sen denizi görürsün iskeleye vurdukçaben …

Ömer Bedrettin Uşaklı’nın Reşat Nuri’ye Yazdığı Şiir

Bugün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam,Dağların yere indi koyu, serin gölgesi;Uludağ etekleri al ipekten bu akşam;Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi!… Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var;Selvilerin içinde bir alev Emirsultan…İçten dualar gibi geçiyor sanki rüzgâr,Bir ilahi adaya benzeyen Yıldırım’dan. Orada ince yollar gölgeleniyor işte;Karşıdan renk içinde solgun …

Sin Edebiyat Dergisi’nin 25. Sayısı Çıktı

Kahramanmaraş’ta yayın hayatını sürdüren iki aylık şiir ve edebiyat dergisi Sin Edebiyat, geçmiş sayılarında yer alan eserlerin bazılarını www.sinedebiyat.com bağlantısıyla okurun ilgisine sunarken yeni yılın ilk sayısını da yayımladı. Sin Edebiyat bu sayısında “Edebî Eserlerden Uyarlanan Filmler”den bazılarını konu aldı. Edebiyatın elinin uzandığı her konuya kulak kabartan Sin Edebiyat’ın bu …

Aziz Nesin, Yeşil Şapkanın Evrakı

Bakanlık binasının karşısındaki otobüs durağında bekliyordu. Otomobilden inen kahverengi paltolu, gözlüklü adamla kucaklaştılar. Çoktan beri birbirini görmemiş, eski arkadaşlar oldukları belliydi. İkisi de uzun zaman görüşmeyenlerin çıkardığı seslerle, -Ooo!.. -Ooo!.. diye oolaştılar. Bu oolaşma bitince, «Nasılsın?», «Daha nasılsın?», «Daha daha nasılsın?», «Ne var ne yok?» soruları, bu sorulara karşılık da …

Erdem Bayazıt, Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

“Telgrafın tellerini kurşunlamalı” Öyle değildi bu türkü bilirim Bir de içime -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen- Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen Haberler bilirim mektuplar bilirim. Gamdan dağlar kurmalıyım Kayaları kelimeler olan Kırk ikindi saymalıyım Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma Saçlarının …

Virginia Wolf’un Eşine Yazdığı Veda Mektubu

Virginia Woolf, paltosunun cebine taşlar doldurup evinin yanındaki ırmağa girdiğinde 59 yaşındaydı. Hayatı boyunca faklı farklı dönemlerde akıl hastalığıyla boğuşan Woolf, bu döngüyü daha fazla sürdüremeyeceğini hissetmişti. İntiharından önce kocası Leonard Woolf’a yazdığı veda mektubunda bunu açıkça ortaya koyuyor. Trajik bir hayatın hazin sonunu okuyoruz bu mektupta. Sevgilim, Yeniden delirmekte olduğumdan şüphem …

Birhan Keskin’in Son Şiiri; Denk Beygiri

Rüyana gel.İnsanda inattan büyük bir tanrı yok. Akşam bulutuyla garson arasındaNar çiçekleriyle koşan tırtıl arasındaBir çocuğun aralık ön dişleri arasındaPantolonumun cebiyle kedinin kafası arasındaBöyle şeyler de olurdu arada- olmasındı keşke arasında çok bekledim, Bir güzel haberini, senden. Bostanların neşesiydin sen, gel,Gel, kendine gel istedim. Huysuz tansiyonla sol kaburgamın arasındaBir çocuğun …

Adem Turan, Kızarmış Nar Aşkına

Şehri sabah akşam omuzlayanKutsanmış ordular aşkına!Sararan yapraklar ve rahat mezarlar aşkına!Kılıcımı verin bana, hırsından çatlayacakSon bir vuruş için, kılıcımı! Böylece, yükümü benim yüklenenlerRengimi bürünenler, geçerken köprülerdenBırakıp kaçarlar uçurumları görünceBırakıp taraçalara boşalmış kovalarınıTarçın içmeye giderler bin hevesleGüvercin uçurmaya, taş sektirmeyeYa da buzla ateş söndürmeyeGün boyu. Şimdi, âniden çıkan rüzgârla, başımıŞimdi, içimde …

Ahmet Ada, Kayıp Oğul

Oğlu kayıplar arasına karıştığındaÖlmemiş miydi balıkçı KerimDün gördüm tablasının başındaGür sakalından kuşlar fırlıyorduÇalgılı gökyüzüne Oğlu devrimin buğusunda koştuyduDavullu cümbüşlü ateşli güneFırtınalı düşünceler içindeEşikleri aşıp koştuydu gelinciklereBakakaldıydı o yaz şebboylarBüyük zamana düşen gölgesine Sünepe bir bulut göğümüzü kararttıDerdim günüm güneşli bir günü gezdirmektiBaşka bir deniz bulmaktıÇocuklar kızlar yaşlılar içinKara dutlar yetiştirmektiAyak …

Andrey Platonov’un Mektuplarından Alıntılar

Burada kırılana kadar eğilip bükülmem gerek, hasta olana kadar, katlanacağım elbet her şeye. · Yol almak çile doldurmak gibi, vagon havasız, içim size duyduğum özlemle yanıyor, mum gibi. · Buralarda çok içmek ayıp sayılıyor, öyle güzel şeyler yemekte, çünkü ülke bir kum yığını, fakir, ucundan kenarından da olsa insanların hakkını …