Cemal Süreya, Nazım Hikmet Şiiri Hakkında Ne Söylüyor?

Nazım Hikmet’in çıkışını kendinden önceki bir Türk şairine bağlamak oldukça güç. Oysa çağdaşı Necip Fazıl’a bir yerde Yunus Emre’yi, bir yerde de Süleyman Nazif’i kök olarak almak mümkündür. Hatta Necip Fazıl’ı Nef’iye bile götürebiliriz biraz zorlayarak. Nazım Hikmet için söylesek söylesek Pir Sultan Abdal’ı söyleyeceğiz. Bu da çok zayıf, hatta …

Halid Ziya Uşaklıgil, Zevrak ile Ebru

Güvercin sahibinin, önüne geçilemez, galebe çalınamaz bir merakı vardı: İkide bir de tuhaf çeşitlerden yavrular almak için çiftleri birbirinden ayırır, Şaminin erkeğini kesmenin dişisine, ötekinin dişisini berikinin erkeğine eş etmek için onları yeni sevdalariyle mahfî ve mestur birer zifaf yerine kapardı. Bir gün bu merakına Zevrak’la Ebrû hedef oldu. Çırpınarak …

Didenur Kazar’dan Bir Başkadır Adlı Diziye Dair Psikolojik Tenkitler

Bireyin var olmasını sağlayan onu dünyaya getirenler midir yoksa yaşadıkları ve edindikleri, sosyal hayattaki kimliği midir? “Bir Başkadır” insanın yaşadığı sosyokültürel yapının ve coğrafyanın kişilik oluşumundaki etkilerini anlatıyor. Berkun Oya’nın Masum’dan sonra çok ses getiren dizisi Bir Başkadır, Türkiye’de çok farklı insan tiplemeleri ve kültürel yapıların olmasının verdiği kaos ve karmaşıklık durumunun birey …

Didem Peker Başaran, Fener Yeri

Aklı başında bir muska, karanfil açıyor göğsümdeSaat yönünün tersine büyüyor; dip dibeyiz, insaflıGece başı eğip de ağzımı, iki günlük ağrı sayıyorum omzunaBurnu kanıyor deştiklerimin, bükülüyorum yüzüstüDinleyip duyar da, tutar şuramdan yorulurSahi okunmayan niyazlar, kaç misline koptu boynumdan?Aksamadan küçük serveti bahçemin, başlıyorum nişanaYılgın bir nidayla, bir kovukta, yakınlarında bir fenerinHemen sonra …

Mustafa Köz, Belki Bir Dağ

ellerin senin, yaz kasabaları, kızıldenizleralıştırdın onları olağan işlereeğilip bir ağacı kaldırıyorsun durmadankara incir, harnup, akasya ya da mersinkuşlar buluyorsun bir bahçe içinepey mavi çiçekler suluyorsun balkonlardaepey mavi bir sedirde uyuyorsun öğlenlerituhaf bir Eskimo lehçesidir çünkü sıkıntı “y”ler alıyorsun masmavi bir sahaftantaşbaskısı, beyaz, laleler gibi açılmış rüzgarda( o sahaf ki sergenler …

Hayriye Ünal, Bana Olanlar

ben deniz konuşmak istiyorumyokluğunun içinde oturuyorum kızıyım İbrahimin beş kez değişti nüfus kimliğimhayaletlerden korkmamzaman derler, -her şeyi değiştirirher şey bellidir, sıralı ve isimlibir ayak sesi yoksehpanın tıkırtısırüzgâr hışırdıyor hızlanacak belliinsanlar evlerineevlerden mezarlara çekildi-tekmelenen bir iskemle nedir onu kötü yapan, ölümü. bir daha olmayacak! hiçbir şey –dokunduğunuzkalmayacak dileklerim sende gerçekleşmeyecek gerçekleşecekbir …

Turgut Uyar, Ben

Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o ben’im. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve Pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden tümün attığı çekirdek. Pis …

Jean Paul Sartre, Günlükler

Sene 1939. İkinci Dünya savaşı başlamış. Sartre 34 yaşında, asker. Kendisiyle 1975 yılında yapılan bir söyleşide Jean Paul Sartre, savaşın hayatını ikiye böldüğünü söylüyor: “34 yaşımdayken başladı, 40 yaşımdayken bitti ve benim için hakikaten gençlikten olgunluk çağına geçiş oldu.” 1939 yılında, Sartre ilk başarısını “Bulantı” ile yakalamış, aynı anda hem …

Allen Ginsberg, Pekin’de Doğaçlama

Şiir yazıyorum çünkü, İngilizce inspiration “ilham” sözcüğü Latince Spiritus yani “nefes” sözcüğünden gelir, ve ben özgürce nefes almak istiyorum. Şiir yazıyorum çünkü, Walt Whitman dünyaya samimiyetle konuşmak için izin verdi. Şiir yazıyorum çünkü, Walt Whitman şiirin dizelerini özgürce nefes alması için açtı. Şiir yazıyorum çünkü, Ezra Pound fildişinden bir kule …

Cahit Koytak, Asansörde Birden İsa

sinemaya ve tütsülü arkadaşlara alıştığım o çağdauzuvlarıma ejdarhalar gerilmişuykusuz gözlerime yelken bezleriruhumun arka bölmeleriherman melville ve dostoyevskikafamda bir sandık dolusu trinitrogliserinbütün gün sokaklarda analitik laboratuarından kaçarbob cafe’de amerikan kahvesi içmeye giderdikben ve cristdumanlı dumanlı müzikhollerdebir otelin pruvasında belkiçıkıp ruhaniyetimizdenlahuti bir zerafet ve yaslaçay içen yutkunankafurlu siyah harflerle fısıldaşanyaşlı ermeni kızlara …