29 Ocak 2024

Sena Parlar, Ruh Detoksu

ile izdihamdergi

Sizi meşgul eden şey daha sonra işgal eder.

Bedava gibi görünen birçok şeyin paha biçilmez olduğu yaşadıkça anlaşılır.

Zaman gibi, sağlık gibi…

Milenyumun kafasına silah dayadığı iki kavram: Zaman ve sağlık…

Hızla akan zamana yetişemeyen modern insan kan ter içinde…

Bedeni ve benliği fast food zehirlenmesinde…

Peki, ne yapmamız gerekiyor?

Ruhsal toksinlerden arınmanın yolu tıpkı bedende olduğu gibi detoks yapmaktır. 

Çünkü toksin zehirdir. 

Ruhsal detoksun en etkili argümanı ise görmemektir.

Yok saymak pasif agresif bir tutum olarak görünse de tamamen aktif bir direniştir.

Bir bilinç ve tutum gerektirir.

Yok saymak bireyi tahammül mülkünden de kurtarır.

Zihnine, yüreğine ve bilincine yük olan tüm ağırlıkları bir kenara koymasını sağlar.

Dezenformasyon yani bilginin kasıtlı olarak çarpıtılması hakikat körlüğüne yol açar. 

Yalanı yanlışlamak için yaymak dahi çarpık bilgiyi görücüye çıkarır.

Alıcısını artırır.

Zehri kitlelere altın kaselerle sunar. 

Buna gerek yok.

İlgi büyütür.

Yok sayılmak öldürür, ilgi yaşatır.

Her canlıyı, her fikri, dalında açan bir çiçeği…

Kötülüğün yayılma hızının iyilikten kat be kat fazla olmasının da nedeni budur.

“Paylaşmıyorum ama önüme çıkıyor” diyorsanız engelleyin.

Hem kimsenin kuryeliğini yapmamış olursunuz.

Hem ruhsal bütünlüğünüzü korumuş olursunuz.

Gereksiz bilgilerle depolanmış sosyal medya çöplüğü haline gelen beynimizi korumalıyız.

Akıldan kalbe giden bağlantı yollarını tıkamamalıyız.

Yoksa tıkanırız.

Kalbin nefesi hissetmektir. 

Hissedemeyiz.

Donuk, hissiz, dondurucudan çıkmış bir insan haline geliriz.

Ölümden önceki yaşamı sorgularız.

Henüz yaşarken…

Böylelikle antifrizden çıkmış yeni insan modeli doğar bizden.

Bu modelin ilk yitirdiği duygu umut olur. 

Umutsuzluk bugünün kalemini kırmak yarının cellatlığına soyunmaktır.

Yarınsızlık ise sadece ölüler için geçerlidir.

Ekran müptelası insan göğsünü genişleten göğe bakmaya dahi tenezzül etmez.

Bir ufak metal parçasına sığdırılmış ütopik yaşamlar onu daha çok çeker. 

Ötekinin manzarasını incelemekten gözünün önündekini fark edemez hale gelir.

Röntgencilik kültürü…

Salt ve faydasız merak duygusuyla izlemelerde bulunur.

Magazin hayatımızın bir parçası olarak durursa eğlenceli olabilir ama ya bütününü kaplarsa…

Röntgenci kişilikler aynalara bir hayli uzaktırlar.

Çünkü onlar başka yüzleri irdelemekten keyif alırlar.

Kendileriyle yüzleşmeleri ise en büyük korkularıdır.

Nitekim ekranı kapattığında ellerinde kalan yegâne duygu haset olur.

Teşbihte bir ateşin odunu tüketmesine benzetilen haset duygusu insanı yer bitirir.

Geriye külleri kalır.

Mesele kül olmak değil küllerinden doğacak cesareti kendinde bulmaktır.

Cesaret ve takat ise uyanık zihinlerin işidir.

Saatlerce ekrana bakmaktan ve kirli bilgiden over doz olmuş zihinler için takat çok uzak bir kavramdır. 

Çünkü hiçbir fikri aydınlanma kuş tüyü yastıklarda düşünülmemiştir.

Rahatsız uykuların adamı Hz. İbrahim 3 dinin atası olmuştur.

 Newton’un kafasına düşen elma sırtını bir kütüğe yaslarken düşmüştür.

Konforumuzu sağlayan eller bizden ne istemektedir?

Asıl soru bu.

Durgun su misali bulanan ve bunalan insanlık…

Satış patlaması yaşanan antidepresanlar…

Kitlesel mutsuzluk… 

Bu dört duvar umutsuzluk ve karamsarlığı aşacağız.

Her zehir panzehrini içinde taşır.

Ya bir yol çizeceğiz ya yoldan çekileceğiz. 

Yorulduğumuzda bir soluk almalık dinleneceğiz.

Ancak yoldan geri dönmeyeceğiz.

Aramak yaşamanın diğer adı.

Nasip çabamızla orantılı. 

Yazgımızı değiştiren çabamız da yazgımızın bir parçası. 

Çünkü arayarak bulunmaz ancak bulanlar arayanlardı.

Her günü yeni bir sayfa kabul edeceğiz.

Zaman zaman şirazesi kayabilir hayat kitabımızın…

Fakat kaldığımızı yeri asla unutmayacağız.

Olabilir dizlerimizin bağı çözülebilir.

Düz yolda burkulabilir bileklerimiz.

Dünyamız başımıza yıkılırken dik durabilir de ayağımız sehpaya çarptığı için ağlayabiliriz.

Ağır acılarımızı durağımız bilebiliriz. 

Miladımız sayabiliriz. 

Her travma geçmişi siler.

Yeni bir işaret koyar hayat sayfasına.

En kötüsünden başlasak bile en iyisi olma gayreti bizde.

Sana gereken ve sende olmayan ne var bir düşün?

Kalk…

Allah kalbi kırıklıklarla beraberdir.

Kalbimiz kırıldı.

Elde var bir…

İZDİHAM