Gökhan Özcan Yazıları

Gökhan Özcan; İnsan, doğal hayat seyrinden uzaklaştı ve kurgulanmış bir hayata geçti

Yaşadığımız şu zamanda insanı arızalandıran şeylerin en önemlilerinden biri, “insanı insana yetmeyecek kadar dar bir kalıba sokmaya çalışmak” yanlışıdır. İnsanı, kendi hakikatinden kopararak bir girdaba sürüklediler, şimdi oradan çıkarmak o kadar kolay değil… Önce belki de zihnimizin içini tıka basa dolduran, duygularımızı, isteklerimizi, arzularımızı işgal eden ne varsa sıfırlamak gerekiyor. …

Gökhan Özcan, Ters Giden Şeyler

İnsan, kendisinin acıklı bir karikatürü olmaya doğru gidiyor hızla. Ölmekten ‘ölesiye’ korkan ve fakat neredeyse her yaptığıyla hayatın bir parçasını yok etmekten geri durmayan acayip, nobran, şuursuz canlılar oluyoruz. Çok mu abartılı geliyor kulağa kurduğum bu cümleler? Belki biraz… Keşke tamamen abarttığımı kendime kabul ettirebilsem… Ama ‘dünyada ters giden şeyler’ …

Gökhan Özcan, Berrak ve Bulanık

Durağanlıktan sıkılan biri olmamıştı hiçbir zaman. Kendini vakit geçirme baskısı içinde hissetmiyordu, hissetmemişti. Zamanın içinin neyle doldurulacağı konusunda kendine özgü bir cevabı, bir netliği, bir berraklığı vardı. Bunu tartışmaya açmıyor, zamane dolduruşlarına gelmiyor, kendi bildiğine, hissettiğine inanmayı şartlar ne olursa olsun sürdürüyordu. Suyun berraklaşabilmek için, akıntıların önüne katıp getirdiği kumdan, …

Gökhan Özcan, Gözümüzün Bağı

“Nasıl oluyor da gerçeği bildiğinden bu kadar emin olabiliyorsun?” diye sordu oturan. “Bir şeyden emin olmanın gerçekle ne ilgisi var!” dedi ayaktaki. “İnsanların düşünceleri çoğunlukla kendilerini huzurlu kılacak tarzda kurulmuştur. Çoğu insan için doğruluk ikincil bir öneme sahiptir” diyor Bertrand Russell. Her şeyin cevabını bildiğinden o kadar emindi ki, zihninin …

Gökhan Özcan, İnsan’ı insandan kim koruyacak?

Birileri hakkında düşünür, konuşur, bir kanaate, bir yargıya ulaşır ve onları ulu orta ifade ederken adaletin terazisini dosdoğru tutuyor muyuz? Başkalarına bakarken hep içimizdeki savcı görev başında sanki, avukatsa hiç ortalıkta yok. Duruma göre suçlamak, mahkûm etmek, yaftalamak, karalamak, havasını indirmek, fiyakasını bozmak hevesi içimizi boydan boya kaplıyor ama onu …

Gökhan Özcan, Ben Hakimim Masum Bey

İnsanın kendisiyle yüzleşmesi giderek zorlaşıyor. Çünkü hepimiz o kadar büyük bir boş meşguliyetler döngüsünün içinde esir durumdayız ki dönüp kendimize bakacak vaktimiz olmuyor. “Hakkınızdaki kötü ihtimalleri azaltmak için” dedi beyaz saçlı adam, “içinizdeki iyi ihtimalleri çoğaltın.”Bağımlısı haline geldiğimiz çeşitli araçlarla anlama ve düşünme biçimimizi önce yüzeyselliğe mahkum ettiler, sonra tamamen …

Gökhan Özcan, Ta ki dünya bitti

82  yaz sonuydu, belki de Eylül, üniversiteye kaydımı yaptırmak üzere ilk kez geldiğim Ankara’da yaptığım ilk iş Kızılay’a giderek Selanik Caddesi’ndeki Mavera bürosunu bulmaktı. Mavera taşradaki birçokları gibi bizim için de her yeni sayısı merakla beklenen, etki alanı tirajının çok üstünde bir dergiydi. Dergide imzasını gördüğüm herkesle tanışmak istiyordum, özellikle …

Gökhan Özcan, Kapsama Alanının İçinde

İnsanları kitleler halinde öldüren, şehirleri baştan başa tarumar eden bombalar icat ettiler, yetmedi. Onları yakan, zehirleyen, dumanla boğan ve daha kim bilir neler yapan yeni bombalar icat ettiler. Aşağıda çoluk çocuk var demeden, hasta yaşlı var demeden, o ölüm kusan bombaları insafsızca, acımasızca, vahşice şehirlerin üstüne bıraktılar. Onların yüksek teknoloji …

Gökhan Özcan, Yan Yanayız

Yan yanayız. Yalnızız. Ve dünyanın ortasında. Kalabalıktan örülmüş bir dairedeyiz. Tutsağız; kalabalık bir dairede hiçbir şey görmeden dönüyoruz. Yan yanayız. Yakında. Ve en uzaktayız. Bütün mumları söndürüyor öfkelerimiz, bütün sözleri korkutuyoruz. Sabahla akşam arasında bir sarkaç edilgenliğiyle sallanıp duruyoruz. Konuşuyoruz, duymuyoruz; duyuyor, konuşmuyoruz. Yan yanayız. Konuşkanız. Ve ıssız… Bütün dalgalara …

Gökhan Özcan, Öksüz

Sadece ben öksüz kalmadım, sadece üç kardeş biz öksüz kalmadık, onlarca meyve ağacı, yüzlerce çiçek, dünyadan kurtarılmış bir gümrah bahçede öksüzlüğü derinden yaşadık. Ben ağaçların ve çiçeklerin yüzüne bakamadım, onlar sessizliği bozacak bir şey söylemeye cesaret edemedi. Zaman bir noktada hem dondu kaldı sanki, hem de sessizce geçip gitti. Geçip …