Şiirler Yazıları

Seyhan Erözçelik, Jestlerin Ölümü

kurumuş güller duruyor masada.kimin aldığını hatırlıyorum dane için aldığını bilemiyorum. bir zamanlar – bir zamanlar dediysemçok eski de değil: birkaç ay öncegül alırdık. biz. hepimiz.her şey için, yerli yersizgül alırdık bir zamanlar.biz. hepimiz. gülleri de eskittik. zaten artık almıyoruz. gül zamanlarıgeçti. rüzgâr esti. sert esti. jestler bitti.kendimizi kaybettik.gül verecek kimse …

Yorgo Seferis, Nedir Aradığı Ruhlarımızın

Nedir aradığı ruhlarımızın, yolculuklara çıkıpYıpranmış gemilerin bordalarında, karışıp kalabalığınaYüzleri soluk kadınların, ağlayan çocukların,Ne uçan balıklarla, ne de direklerin yöneldiği yıldızlarla avunupEskiyip cızırdayarak gramofon plaklarıyla,İsteksizce katılıp boşuna yolculuklara,Kırık dökük düşünceler mırıldanarak anlaşılmaz dillerden? Nedir aradığı ruhlarımızın, yolculuklara çıkıpÇürüyen teknelerdeBir limandan öbürüne? Kaldırarak taş yıkıntılarını, soluyarakÇamların serinliğini hergün biraz daha güçlükle,Yüzerek bir …

Anna Grék, Cezayir Başkenti Cezayir

öylesi duru bir şehir ki yaşadığımbeyaz cezayir diyoruz ona bizkireçli evleri asılmışçağlayan, şeker ile ekmektenkırılmış yumurta kabuklarındansütünden güneş ışığınınfevkalade olmuş mavi deterjandatam ortadamasmavibir mavi elmakendim çeviriyorum bizzatve yedim ben bu gök mavisi şekeribu gök mavisi karıpörsümüş adaların üzerindeinşa edilmiş ki o binlerce yıllıkşehir cüretkâr şehir harekete geçiyorbir hızlı açık denizde …

Enes Kılıç, Her Şey Karışık

bir şeyler yapmalıyım ile bir şey yapmak arasındaelimden gelmiyor ya rabbi bir çiçeğin susuzluğunu gidermekkaldırıp bir taş atamayacak kadar zalimim, yok değilimmazlumun yanındayım herhalde ya rabbi bana öyle geliyor, hattahep mazlumum ve kaldırıp taş atacak kimsem de yok, tuhafsustum elimdeki taşları sakladım, son kertede istikrar sürmelive ben o kızı alabilmek …

Bektaş Şenel, Kaldır Başını

-Biriniz gelsinBir şeylere dışarıdan bakacağız- I.Şimdi biz hayatın bir yerindeyiz ya, hepimizHani yetmiş kışın ardı üç torba kemikBiliriz ya, yoktan somurturuz, yere bakarız hep yoktanÇizgilerimiz vardır, alındır, eldirKaderdir, ortasındayızdır Doğu’nunAslına bakmazsak bu pek çok şeye delildir Sokaklar toplarız hayatlardan, zeminlerSıklıkla çoğalan, sıklıkla boşalan sokaklarAnlamı bükülmez asfaltların, ezberiYürüyeni ölüdür, yürütenden bilinmezSokaklarAyak …

Seyyidhan Kömürcü, Kış Kahrı

aslında önce evleri sevmeye giderdi sesincaddeleri sokak gibi sevmeye giderdi sesingiderdin! ödü kopardı bütün eşyaların sonra kuyu kuyu dolaştığım mahcup sular söylediyüzünüze güllerüzgün evler bozuk rüyalaraslında bana herkesin uzağı var dendiherkesin uzak adında bir masalıinandımdedim mutlaka masaldır bazıları giderdin dedimgittin ve gittiğin kırk gece sana uyudumaklım ödünçellerim yanlışdedim benim seninle …

Rıdvan Tulum, Tanrı ve Komşu Memur

önce taştı, duvar değil, düpedüz taşsonra doğurgan köylüler geldiler, önünde bekledilerulaktan önce nasıl geldiyse bir haber, öyle geldilergazetelere, meclis kararlarına, parti broşürlerine inanarakve taklit ederek yerlilerin dilini.büyük buhranları için kendilerinden öncekilerisuçlayarak ve adını karalayarak bir öncekininyataklarına yün, pantullarına yama çekipkirli ayakkabılarına nakışlı mendil tuttular. önce taştı, örüldü.muskaları hâlâ boyunlarındaydı.girmeye cesaret …

Hüsrev Hatemi, Aşık Garip Coğrafyası

(1)  seni çok az düşünmeye and içmeliyim;düşünmek seni, ölümü mûnisleştirir,güller açılmağa başlar ardarda.ama versailles bahçelerinde değil,hindibalı, ısırganlı yollarda… seni düşünmek bir konser başlatır o anda,ama öyle siyah papyonlu bir virtüöz değil,kunduraları tozlu, bakışları dalgın,kamburlaşmış kır saçlı bir tanbûri,yakıcı nağmeler koşturur yüreğimde… kola değil çay içmektir seni düşünmek,sen düşünmek erzurum, tebriz, …

Bahadır Dadak, Rahime’nin Yüz Görümlüğüne Ağıt

I.tetik düşür!namlu bidona! hatırına geldikçe daha çok ağlagözlerinden akan nehirtuzuna karışsın içdenizlerinhatırlaaynı tornadan çıkmış ikizi gibi ankaralı ali’nin3-5 nöbetinde ramazanbana kuşlardan soruyorduömründe hiç martı görmemişşanlıurfalı ramazangözümüzün ferimezopotamya!anasının gözü gibi o zamancebinde çakısı -trix marka- göğsünde miğferiakrepler gabar’aobüsler namazdağ’akirpiler kato’yaayvalar çiçeğe küstüğü zamanbarış süreç değil sonuçtur demiştim hatırla kurma kolunu çek!şarjör …

Didem Peker Başaran, Fener Yeri

Aklı başında bir muska, karanfil açıyor göğsümdeSaat yönünün tersine büyüyor; dip dibeyiz, insaflıGece başı eğip de ağzımı, iki günlük ağrı sayıyorum omzunaBurnu kanıyor deştiklerimin, bükülüyorum yüzüstüDinleyip duyar da, tutar şuramdan yorulurSahi okunmayan niyazlar, kaç misline koptu boynumdan?Aksamadan küçük serveti bahçemin, başlıyorum nişanaYılgın bir nidayla, bir kovukta, yakınlarında bir fenerinHemen sonra …