Şiirler Yazıları

Wystan Hugh Auden, Cenaze Blues

Tüm saatleri durdurun, telefonu kesin, Köpeği havlatmayın arkasında sulu bir kemiğin, Piyanoları susturun, ve çalarken boğuk sesli davullar Tabutu çıkarın dışarı, gelsin yas tutanlar. Uçaklara inleyerek daireler çizdirin göklerde Yazarken bu haberi, “O öldü.” diye, Siyah fiyonklar takın beyaz boyunlarına güvercinlerin, Trafik polislerine siyah eldivenler giydirin. O benim Kuzey’imdi, Güney’imdi, …

Murat Menteş, Şeyhim Benim Işınla

şeyhim beni 70’lere ışınla, 3 milyar saniyem bitmeden önce sonsuzluğu bükeyim, kalan ömrümce. tasavvuf strese iyi geliyor bence. bir fırt ab-ı hayat versene şeyhim dindirsin faniliğin hararetini. bitsin mutat prova, deney, tatbikat; ecel formalitesi, azap rutini. şeyhim nedir bütün bu illüzyonlar seraplar? aşk üçgeni, meşk dairesi, kudret karesi, zeval kulvarındaki …

Melike Kılıç, Şubat

-Ellerimi toprakla barıştırdı Küçük oyunlarıma alet ettiğim toprakla Ellerimi Küstürdü ve barıştırdı.- Mevsimleri bekleten, ayları, Günleri, biçare. Saatleri bekleten Bekleyen, bir uçurum gibi İçi çekilerek ve kaybederek bazı uzuvlarını Bekleyen ve bekleten hep ikinci ayı. Bir türkünün içinden seslenir Yenilmez bir pehlivan olarak Bir güne başlamanın boşunalığı, Bir yokuşu inerken …

Yannis Ritsos, Kız Kardeşimin Türküsü

Göklere inanırdım eskiden, ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana, ölü kentleri, unutulmuş ormanları, boğulmuş gürültüleriyle. Gök şimdi yaralı bir martı, süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı. Bak bana: ne kadar çıplak ve suçsuz duruyorum önünde. Üşüyorum, bacım. Kim getirecek bize ellerimizi ısıtacak güneşi? Susuyorum. Dinliyorum. …

Pir Sulta Abdal, Nasıl Yar Diyeyim

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra Coşkun sular gibi çağlamayan yar Gönlünü gönlüme bağlamayan yar Benim şu halime ağlamayan yar Daha ağlamasın öldükten sonra PİR SULTAN ABDAL’ım sürem bu yolu İnsanın kamili olmuşam kulu İster yağmur …

Bülent Parlak, Anne Abartma Ölümü; Arada Çık Gel

ben mars’a gitmek istemiyorum uyandırmayın olur mu yürüyen merdivenlere ilk kez binen köylüler tedirgin olmasın ve basamakların tam ortasına basmasınlar diye ellerinden tutacağım heyecan anne heyecan anlık da olsa hepimizi parkinson yapıyor beni de çarmıha gerdiler ama kimse isa demiyor bana gelmiyor elimden yaşamaktan başka bir şey esmer tenli çocuklar, …

Alain Bosquet, Tanımsız Şiir

Şiir, boğazın orta yerindeki bu ülser. Şiir, kafatasını temizleyen bu akbaba. Şiir, aklını yitirdiğin bu poker. Şiir, gerçeklikten bu kaçma ödevi. Şiir, sözcüklerin birbirini öldürdükleri sessizliğin. Şiir, bu çığırtkan ve etobur çiçek. Şiir, derinin altında yatan bu kızkardeş. Şiir, en tatlı şeylere edilen bu küfür. Şiir, sevecenliğin dibindeki bu isyan. …

W. Shakespeare, Olmak Ya Da Olmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü ölüm uykularında, …

Hakan Yirik, Tümör

beni usulca sendeki ceviz sandığa koydular orada tanıştım yalnızlığın pelüş kaplanlarıyla bir noktaya yakışır küçüldüm ve dünya bana sokuldu sırıtarak böyle başladı kalpte alınganlıklar döndüm ve geçti acının yüzüne sürdüğüm astar kime ayırır bizden kalanı doymadan kalkılan sofra bir nar açılır sandım vehmin küflü burgusuyla bezler envai beyaz hayat eşittir …

Cesar Vallejo, Âgape

Kimse gelmedi bugün bana sorular sormaya; kimse bir şey istemedi benden bu ikindi. Bir tek mezarlık çiçeği görmedim bütün o neşeli fener alayında. Affet beni, tanrım: ne kadar az öldüm! Herkes, herkes geçip gidiyor bu ikindi sorular sormadan bana, beni sormadan. Bilmiyorum ne unuttular, ellerimde kalan bu fenalık yabancı bir …