Ayşe Olgun, Her Şey Dahil 33 Yaşında
ODA Susar ve örersin haroşadan bir hırka. Bir ters bir düz gelir gider anılar. Acılarından bir atkı bir hırka. Annen der ki ‘Sıkı giy üşüme!’ […]
ODA Susar ve örersin haroşadan bir hırka. Bir ters bir düz gelir gider anılar. Acılarından bir atkı bir hırka. Annen der ki ‘Sıkı giy üşüme!’ […]
Eczaneler benim için hep rahatsız iş mekânları, kalfalar ise güvenilmemeleri gereken kişilerdi. Ne de olsa bu iş sağlıkla ilgili olduğu için eczacı her zaman bizzat […]
Beton binaların balkonlarına can sıkıntısı asmış can veren annelerin, ekmek telaşına düşmüş oğullarının mahşer yeri gibi bağırıp çağırdığı “salı pazarına” geçiyoruz. Sesler artıyor, renkler de […]
Çarşamba Her avukat, başka bir deyişle “dava vekili” “kültürel anlamda çokyönlülüğünün” kibirli kanaatinde keyif çatar, (çünkü ne de olsa “yasa biçimler” herhangi bir köhne […]
“Epigraf kullanmayın, çünkü yazının içindeki esrarı öldürür!” Adli “Böyle ölecekse, öldür o zaman sen de esrarı, esrar satan yalancı peygamberi öldür!” Bahti Yatağın başından ucuna […]
Tanıtım bülteninden “Öykü yazmak mühim bir görevdir. Yanan evdeki küçük bir kızı kurtarırmışçasına aceleyle yapılması gerekir. “ Etgar Keret Türkiye’de öykünün güçlü bir tarihi […]
BATI SANATINDA KISA BİR PARODİ ÖNİZLEMESİ Parodi, modern ve postmodern sanatı birbirine bağlamıştır, James Joyce’u Salman Rushdie’ye, Pablo Picasso’yu Cindy Sherman’a, Sergei Prokofiev’i Luciano Berio’ya… […]
“Lithuril 300 mg kapsül, üç dozla başlayalım. Atak sırasında altıya kadar çıkabilir.” Hocam bir şeyim yok, demeye takatim yok. Gece çok yoğun geçmiş. Ellerimin görünür yerlerinde […]
Burada ele almak istediğim meselelerin her biri Şarkiyatçılık‘ta tartışılmış olan genel meselelerden kaynaklanıyor. Bunların en önemlileri: Başka kültürlerin, toplumların, tarihlerin temsil edilmesi; iktidar ile bilgi […]
En elde edilmemiş şiirdin sen. Kuşluk vakti yazılanlardan. Bıkkın bir rahibin, bir sabah, yorgun bir vezirin akşamın alacakaranlığında muhtemelen yazacağı. Masadan doymadan kalkmış gibi okunmalı. […]
Öyleyse neden şiirin Bir kadının suya değincedir ayakları Ve şiir sayılmaz, neden Kadınların ayaklarına değen su (s.29) Hem kişisel hem de siyasi olanı şiir meselesinin merkezine […]
23 yıl önceydi. Çocukluğumun son günü, 9. yaşım. Balçova ilkokulu yolundan eve doğru kız kardeşimle yürürken beslenme çantamızın değişeceğinden, uzun yıllar boyunca her sabah sadece […]
Kabul, 12.9.1938 Emine Esendal’a Kızım Canım, Ben eyi bilmiyorum ama öyle sezinliyorum ki sen iki meslekte başarı gösterebilirsin. Bunun biri Ahmet gibi hekimlik, öteki de […]
Klasik Rus edebiyatının büyük yazarlarından Fyodor Dostoyevski, ölümüne üç ay kala tamamladığı son romanı Karamazov Kardeşler’de hayatı boyunca işlediği temaları bir araya getirdi. Roman karakterlerinden […]
İçime bir ürperme geliyordu. Müthiş bir korku ruhuma girip çıkıyordu. Kalbim sıkışıyordu. Bir ânda başım döndü, yere kapaklandım, ellerimi inanılmaz sıkmıştım, ağzımdan köpükler çıkıyordu. Bir […]
Bir yerden bir yere bir şekilde bazı şeyleri geride bırakarak götürdüğün bazı şeylerle birlikte değişerek (eksilerek mi demeliyim) gitmeye taşınmak diyoruz. Öyle veya böyle her […]
Neden sizlere, “Baylar, değerli okuyucularım” diye hitap ettiğimi bilmiyorum. Yazacağım itiraflar ne yayımlanabilir, ne de birilerine okutulabilir. En azından ben, kendimde böyle bir cesaret görmüyorum […]
Her gün kendini yenilemeyen aşk, alışkanlık olur, zamanla köleliğe döner. Arkadaşını her koşulda anlamazsan, onu hiçbir koşulda anlayamazsın. Sen körsün,ben sağır ve dilsizim, elini ver […]
Bekliyoruz! Mütemadiyen beklemekle geçiyor hayat. Birisini, ölümü, kıyameti, iyi olmayı ya da herhangi bir şeyi. … ama gelmiyor/sun ve geçmiyor! Kırgınız! Bekle, gitme, yapma, […]
Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar […]
Daha önce yazdım size ve kesin olarak konuştum, Beş yıllık bir ayrılıktan sonra, niçin daha güçlü olduğumuzu söyledim. Haklı olup olmadığımızı aramak için dolambaçlı bir […]
İnsanın hep yaptığı ve daima da yapacağı, -hatta şimdi bugünün maddeci insanı ve öteki hayata inanmayan mantıkçı filozofları bile yapmaktadır- işlerden biri, örneklikleri, güzellikleri ve […]
Nesnel olarak nitelenen dinin desteğinin yitimi, kapitalizm öncesi kalıntıların feshi olan sosyolojik teori, teknolojik ve sosyal farklılaşma ya da uzmanlaşmayla birlikte kültürel bir kaosa öncülük […]
Samuel Beckett sert ve karmaşık bir ironiyle, “Ölüm bir günümüzü boş tutmamızı istememiştir bizden,”(1) derken, ölümün çat kapı geldiğini ve bir şeylerle meşgul olduğumuz bir […]
İnsanları kitleler halinde öldüren, şehirleri baştan başa tarumar eden bombalar icat ettiler, yetmedi. Onları yakan, zehirleyen, dumanla boğan ve daha kim bilir neler yapan yeni […]
Kuşların kanadının altındaki, bir damardan insanların “çevreyi ne kadar kirlettiğini bilimsel olarak kanıtlamak” için kan alıyoruz, hepsinden de tek özür dileyip salıyoruz. “Özür dilerim Hüüü” […]
Freud’a (1919) göre tekinsizliğin temel kaynaklarından biri tanıdık olan fakat bastırılmayla yabancılaşan nesnenin geri dönüşüdür. Bu bağlamda, ayna, kişiye aşina olunan “ben” imajına dışarıdan bakma […]
19 Aralık saat 19:00 suları. Akşam ne yesem diye düşünürken evin giderek soğumaya başladığını fark ettim. “Ne yesem?” derken ev soğuyordu demek ki. Halbuki annemin […]
Bir bahar düşlüyorum anne, Gözlerimiz kana doymuş. Yine bir baharın gelişine şahit oldu gözlerim. Kaç yıldır baharları beklerken içimde hep bir kuşkuyla bekledim. Yine aynı […]
Roman, küçük bir çatı odasında yaşayan genç bir yazar birlikte başlmaktadır. İç monologlarıyla, genç yazar varlığına kayıtsız kalan bir dünyada, ölüm ihtimaliyle karşı karşıya kalmaktadır […]
Eğer söze, “Ey dalgın, bak bahar geldi!” diyerek başlayacağımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Ne sürekli insanlara iyi olmayı telkin eden bir vaiz edasıyla konuştum seninle, ne her […]
Zabıtaları sevmem. Eminim onlar da bana bayılmıyorlar. Her hece rüyalarıma giriyorlar. Gündüzler de anlatırım; gözleri arpacık soğanından üç beş mavili lacivertli adam kovalıyor beni. Biri […]
Dışarıda rezil bir yağmur yağıyordu. Yer, gök çamur rengine bürünmüştü. İçinin bütün sıkıntısını yansıtan yüzünü yaklaştırdı pencereye. Cama birikip iz yapan yağmur damlaları görüşünü engelliyordu. […]
Okunmadık her metin yenidir. Ben ilk nerede okudum bunu? Size hikayemin yolunu gösterirken, ey kari, müsaadenizle etrafta dolaşacağım biraz. Çünkü kahramanların ortak özelliği sıkılmaktır. Soğudukça […]
Sevimli bir çocuğun sevgi ve güven dolu gülümseyişiyle birlikte sarsıcı bir şekilde mekân dışı, zaman dışı, sakatlanmış ve umutsuz bir gülümseyiş. (sf.41) Düşman bir varlık […]
Bu mektubum sana ağabey, Babam yerine koyduğum, adam denildi mi, aklıma ilk gelen özel insan. Ailenin genlerinde var, sevgi gösterilmez. Bana hakaret ettiğinde, kırıcı […]
24 Aralık 1999 tarihinde yazdığım “Asker koğuşunda Kur’an Tefsir olunur mu?” başlıklı yazım müessif bir kazaya uğradı; “sekr-i savm” deyip geçelim ve merhûm Akif’in âilesiyle […]
Elinde bir demet çiçek… Bana doğru geliyordu. Ama hep beni geçip gidiyordu. Ruhumu delip geçiyordu. Ruhum onun ruhuna vurulmuşken onun ruhu benim ruhumun farkında bile […]
Üzerime grip geçirip çıktım sokaklarına şehrin. Her gelen otobüs trans geçti aldırmadım. Bir konserve kavanozu gibiydi dünya. Sıkıştıkça havası azalan. Elimi havaya kaldırdım. Bir taksi […]
Bizim orta mektep seneleri. Randevulu kavga, sustalı bıçak, Ferdi, Neşe, Sezen yılları. Küçük şehrimizde, bir sürü Mustafa Kutlu, Hasan Ali Toptaş hikayesi geçiyor. Gençlik, hatta […]