Gregor Samsa’yı Tanıyor musun Ramazan Abi?

Kuşların kanadının altındaki, bir damardan insanların “çevreyi ne kadar kirlettiğini bilimsel olarak kanıtlamak” için kan alıyoruz, hepsinden de tek özür dileyip salıyoruz.

“Özür dilerim Hüüü” , Hü Hz.Süleyman’ın kuşu Hüdhüd ki kendisi Hz.Süleman’ın da dostu. Kuşların dilinden anladığından, kuşlarla konuşuyor Hz.Süleman. Bize de dostluk etsinler diye helalleşiyoruz saldıklarımızla. Hüdhüdlerin mekanı olan ve hayata da tutunmaya çalışan insanların yaşadığı “kenar mahalleye gidiyoruz”. Tanıdık arkadaş aracılığıyla geldiğimizden geliş sebebimizi biliyorlar.

Direk evin çatısına çıkıyoruz, evin delikanlıları toplanıyor sonra baba ve kadınlar. Kadınlar, temizlik ve kuşların genel olarak beslenmesinden bıktıklarından “hastalık saçmıyor mu? ” deyip icazet istiyor bizden salmak için kuşları. Etil alkol ve pamuğu çıkarıp, kuşun kanadının altındaki damardan az bir miktar kan alıyoruz. Ne yapacaksınız sorularıyla muhabbet başlıyor, “üniversiteden hoca istiyor” deyince muhabbet başlıyor. Çevre kirliliğinin hayvanlar ve insanlar üzerindeki etkilerine kadar gidiyor muhabbet. Fazla da özenli davranmıyoruz işte bir eksik bir fazla ne çıkarsa deyip kanı tüplere dolduruyoruz. Çay yapın deyip odun sobasının yandığı bir odaya davet ediyor Ramazan Abi. Oda eski köy usülu kocaman ve odanı bir kısmında klasik kitaplar var. Kitapları görünce karıştırıyorum. Kafka var! Tamam lan Gregor Samsa yaşıyor diyorum. Ramazan abi, betonların altına her gün giren biri ve sanırım Gregor Samsa olacak yakında. Ürkütmemek için  soruyorum “kimin kitaplar?” Kızımın ,  hastaydı sürekli buradaki doktorlara götürdük. Af edersin deyip samimi bir şekilde bakıyor gözlerimizin içine “hayvan gibi” davrandılar.

Hayvanlaşmak dedi ya la Gregor! İçeriye girmeden kapıdaki herkesten özür dileyip doktorun yanına gittim. Kızım acil hasta demeden “çık dışarı, köylü müsün nesin?” Dedi. Çıktım, bir daha da memlekette doktora kızımı götürmedim. Adana’ya gittik, oradaki doktorla arkadaş oldum. Çok samimi insanlar “ego yok”

Hastalığı iyice ilerlemiş Hejar’ın çok iyi bakılması lazım dedi doktor. İyileşmesi için ne kadar şansı var? “bilmiyorum ” ya doktor bana bir ihtimal ver ne bileyim yüzde bir de ” kızımın bir gülüşü için her şeyimi feda etmeye hazırım. Betonların altına girmeye hazırım. Doktor tavsiyeler verdi, odasına bile kimse girmeyecek dedi. Annesi arada bir giriyordu, bu kitapları da o zaman almıştım. Okudun mu hiç? Gülüşünü saklamak için sigarasından bir duman alıyor. Salıyor, Gregor Samsa’yı tanıyor musun Ramazan Abi? Yok. Boş ver, korkusundan böcek olmuş puşt, senin kadar delikanlı değil.

Utanıyor.

%1 için ömür feda etmek. Gregor Samsa kim ki?

 

 

 

 

İbrahim Tekpınar

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın