Esra Tarakçı, Saçlarını Kılıçla Toplamazsın

Möbius şeridi, geometrik olarak uzunca bir şeridin bir ucunu 180 derece bükerek diğer ucu ile birleştirilmesiyle elde edilen şerittir.

f(u, v) = ( (cos(u) + v*cos(u/2)*cos(u)), (sin(u) +v*cos(u/2)*sin(u)), v*sin(u/2)), 0 <= u <= 2*pi, -0.3 <= v <= 0.3

Bu çok bilimsel oldu.

-Yani?

Her şey ilerlese bile bütün parçada defalarca aynı sorunlardan geçeceğiz. Olaylar sabit kişiler dönüşümlü veya kişiler sabit olayla dönüşümlü ya da vefat.

-Başka türlü anlatsan?

Başlıkları topla, belki metin çıkar. Ört üzerini bir yaz akşamı, çağ devir, çağları topla. Kavimler göçtüğünden beri mutsuz bir beriki. Şimdi tüm mevsimler yoksulluk yemininde. Kiraz sevilmez mi?

Bir kurta benziyordu.  Onun topraklarındaydık. Ve ben sağ kalmayı başarmıştım. O da istediğini kısmen almıştı. Ama bunun adı mutualizm değildi.  Her şeye karşı tepkisizliğim başımı derde sokmaya yetmişti. Artık hayırlar hayır olarak anlaşılmıyordu. Zaten kimse aslen fikrimi de sormamıştı. Nar taneleri tekli veya/da grupça yere düşüyordu. Nar taneleri düşüyordu cennet gidiyordu.

*Anlat dedi şair, zırlamadan anlat*

14 mayıs, aklında tut soracağım.

Beni vur, bir kitabı yeni bitirmiş gibi vur!

*bi ömrün var aşka diyet olsun
can mıdır canan mıdır maliki aşk
bizzat sen değil misin bir zatı aşk*

Mesela gece odamın dışında ayak sesleri duydum diyelim. Gözlerimi kaparım geceye. Kapım açılırsa uyuyor numarası yaparım. Sorun çıkarsa görmezden gelmeyi seçerim. Sen canıma okursan da seni sevmeyi tercih ederim. Kurt ile göz göze gelmektense ona dokunur ve sakallarını severim. Sakinleşmesini beklerim. Sakinleşmez. Sakinleşmesini beklerim. Sakinleşmez. Sakinleşmesini bekleyecek bir şey kalmaz. Sakinleşir. Şiir okur mesela. Günü atlatmak yüzyılın muvaffakiyeti olmalı… Oysa tüm korkunçluğun hızla geçmesi için defalarca öpmüştüm.

Hazin bir son bekle. Evliyalar geçmez bu geçitten. Kaldık kimsesizler şehrinde. Bir şehir nasıl kimsesiz kalabilir… Tepeden bak hala görünmedi göl. Kahvaltı tabakları da yok. Nasıl bir gezme bu? Yüreğin ağır?

*Anlat örselenmek ne demek yumruk sıkmak ne 
Anlat onlara yeniden yapmak için yıkmak ne *

Teşneydik güzelliği değiştirmeye. Yıkmalıydık, bakunin değil  bu, hatta bukowski de değil.. bir hayat duruşu değil. Das capital de değil o zaten tütün parasına anca yetmişti. Kendimizi tanıtıyorduk çünkü tanınmamalıydık. Kendimizi tanıtıyorduk çünkü saklanmalıydık. Kendimizi tanıtıyorduk çünkü sosyal medyanın parçasıydık..  Kendimizi tanıtıyorduk çünkü tutkuluyduk. Kendimizi saklıyorduk çünkü tutkuluyduk.

Kollarımı kestim kafam dağılsın diye..

*Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni beni unutma*

+Bir araç en fazla kaç km hızla gidebilir? Dur hemen mekanik bilgilere girme. Normal şartlar altındaki iş çıkışı saati, Mecidiyeköy’desin.

-Vaka ne?

+ Ortadoğu hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyenlerin o bölgeye Ortadoğu demesi güvenimi sarsıyor.

– Ortadoğu mu? Buraya ne zaman geldik?

+Somut veya soyut bir yere varabileceğini düşündürten ne?

Bi aradan çık, canım sıkılıyor, çık!

*Hayır, dudak payı yırtık ruhum ayrık
Mukadderat zift tut ki kaldık ayrı gayrı
Saklanma patika yol zaman zalim
Fezanın yangınlarından yadigar halim*

Meksika’yı gözlemleyelim. Meksika neden Meksika. Kanunsuz eylemler için mi? Hiç durup yanındaki adamı izlemedin mi? Sınırların kalkması lazım. Ölü bir adamın eşyalarının çalarak başlayalım..

+Ne idi tarih?

-14 mayıs

+2017

*Siz benim üzüldüğüm yerden üzülemezsiniz*

Bakkala gider gibi gitmek, demini alan bir çay bekler seni ve mahalleden haberle gelirsin.

Kötüden kurtulmak için peşine düşülen iyinin, gerçek iyi olamamasından doğan can kırıklıkları en azından tanıdık diye bizi alışılmış kötüye iter. Ürperti zihnin tek bir konudan çıkıp hızlı hücumlarla daha  kolay yorulması ile çayın suyunun bitmesi gibi yarım/garip/eksik/olağanüstü/detaysız/plansız/seçimsiz/tabiata uygun (tabiatın içinde olduğundan dolayı) bir hal alır. Düşünelim bir kadın için gurbet ataerkil toplumda yaşamaya denk gelebilir mi?

*hani iki çift laf edersin kalbin kuş olur
hani el tutuşları olur bir kent o zaman kent olur.*

Kurtarılmayı ummadığımız için ölümle yüzleşmeye çalışmadık. Modern dünyada borçlandığımız kişi ya da kişiler değil kurumlardı, özel yasaları var, bankalar kredi teklifleriyle yalnızlığımızı taçlandırıyorlar.(!)

Eğer bir bina yıkılacaksa, kentsel dönüşüm mesela, grafiti atabilirsiniz. Apartman sakinleri bunu görmezden gelecekler. Aksi durumda kendi balkonunuzdan bile farklı renkler eşliğinde bakamazsınız. Yaşamsal tepkilerinizin birinci evresi tahmini yakın gelecektir. Freud bunun hakkında bir şey dedi mi bilmiyorum.

*Bıçak gibi sapı kanayan içgüdüsüyle asrın

Aklansın kara yüzüm sevaplar kuşanayım

Nasıl tutsam saçlarını hüsran dağılır

Susma sorular sor cevaplar kuşanayım*

Sayın Führer, sizi tanımak zevkti.

*Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır.*

Şimdi elimizde bir tek şiir kaldı.

*Dedim avro nedir dedi kıblemdir
Dedim döviz düşdü dedi yalandır
Dedim aşka şike dedi hadi be
Dedim ver öpeyim söyledi ya şiir*

 Senin edilgen sevme yetini göğsümde yumuşattım.

*Nasıl da sarsılmaz mağrur durayor
Bir kezden ne çıkar şu kulu şımart*

 

 

Esra Tarakçı

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın