Mehmet Eroğlu, Fay Kırığı
“Nasıl bir insanım?” İçinde yüzdüğü bilinçsizlikten onu koparıp alan ses, koyu ve kaygılıydı; ama tanıdıktı. Yıllar sonra tekrar duyduğu iç sesinin şaşkınlığıyla gözkapaklarını –metruk bir […]
“Nasıl bir insanım?” İçinde yüzdüğü bilinçsizlikten onu koparıp alan ses, koyu ve kaygılıydı; ama tanıdıktı. Yıllar sonra tekrar duyduğu iç sesinin şaşkınlığıyla gözkapaklarını –metruk bir […]
Bu çeviri 1998 yılında Türkoloji bilimine katkılarından dolayı kendisine Türkiye Cumhuriyeti Liyakat nişanı verilmiş bir Türkçe profesörü olan Geoffrey Lewis Lewis’in, ”Türk Dil Devrimi: Yıkıcı […]
Salacak kıyısında bir kahvedeyim. İnce belli cam bardakta çayımı içip İstanbul’u seyre dalıyorum. Sarayburnu, minare ve kubbeler, asıl İstanbul dediğimiz yer: Suriçi. Bu silüet burada […]
1 Astrahan ilinin kumlara gömülü, kuytu, küçük bir şehrinde yaşayan yirmi yaşındaki Mariya Narışkina, güçlü adaleleri, sağlam basan ayaklarıyla delikanlıyı andıran, genç ve sağlıklı bir […]
Giriş Çöl Oyunu ve Godot oyununda, araf hissi uyandıran bir hızlı girişle karşılaşırız. Hayalle gerçeğin karıştığı, terk edilmiş mekân imgesiyle karşı karşıyayızdır. Özellikle, girişsiz ve sonuçsuz […]
1. Estetik özerkliğin Türkçedeki en kısa ifadesini Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ahmet Haşim şiiri için söylediği “kendi üstüne çöreklenmiş sanat” sözünde bulabiliriz. Ahmet Haşim’in şiirinin eleştirilmesini […]
Birileri hakkında düşünür, konuşur, bir kanaate, bir yargıya ulaşır ve onları ulu orta ifade ederken adaletin terazisini dosdoğru tutuyor muyuz? Başkalarına bakarken hep içimizdeki savcı […]
Derin bir üzüntüyle bakıyordum Cevher’e. Yüzü sakin değildi, sanki kaybolmuştu, hala yollardaydı sanki. Ona nasıl yardım edebilirim? Kendisine olanları hala anlamış değildi. Tanrı’ya dua etmeye başladım, onun, öbür dünyada bizim Cevher’i burada sevdiğimiz kadar sevmesini ve kabul etmesini istiyordum. Uzun uzun dua ettim, sözlerimi hatırlayamıyorum ama her şey temiz kalbimden çıkıyordu. Saat altıda, Musa ile yeniden Cevher’in yanma girdik ve gördüğümüz değişikliğe şaşırdık. Önümüzde, muhteşem yüzlü 17 yaşında bir genç vardı, dudaklarında mutlu bir gülümseme oynuyordu, gerçekten de Tann’yı görmüş gibiydi. Çok güzeldi!
Bayan Emily Grierson öldüğünde bütün kasaba cenazesindeydi. Erkekler bu düşmüş anıta hayranlıkla dolu bir saygı duyduklarından, kadınlarsa aynı zamanda bir bahçıvan ve ahçı olan yaşlı […]
Gecikmiş bir tesadüf için Gidiyorum artık, dedi. Ceketimi hafifçe çekip saate baktım. Erken değil mi, dedim? Öyle değil, yokum artık, buraya kadarmış, dedi. Beklemiyordum bunu. […]
Adını bilmiyorum, kimse bilmiyor. Bundan sonra da bilinmeyecek. Kendisi çok yakın arkadaşımdır. Halep’te envai çeşit kurşunla delik deşik edilmiş bir binanın duvarına yaslanmıştı. Bir elini […]
Teknoloji çağı. Herkesle istediğimiz an iletişim kuruyoruz. Bir tıkla istediğim kişiye ulaşıyorum. Ulaştığımı sanıyorum. Öyle olmayabilir de. Mesela gece rahatsızlansam kimi ararım, komşumun kapısını saat […]
Bir süre sonra, bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin, Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin. Ve […]
2014 yılı Gana için hiç iyi geçmedi. Daha birkaç sene öncesine kadar Afrika’nın gelişimi için bir model teşkil eden bu ülkede, başını alıp giden enflasyon […]
1. Yüz yıl kadar önce herkesin çok kötü bir insan olarak tanıdığı Jeremy Bentham adında bir filozof yaşadı. Daha çocukken adını ilk duyduğum anı bugüne […]
Afedersiniz! İzin verirseniz yüksek müsadenizle yani sizin için bi mahsuru yoksa, rahatsızlık vermeyeceksem birkaç damla göz yaşı dökebilir miyim şuracıkta? Yük olmam azıcık yer kaplarım, […]
İsrail’in, Beytü’l-Makdis’te üç Filistinliyi şehit edişinin akabinde, yolum birkaç edebiyatçıyla kesişti. Olay çok taze olduğundan, konuşurken söz hemen Kudüs’e dayandı ve onlardan biri “Hani Mahmud […]
Doğan Hızlan mı daha genç, Orhan Pamuk mu? TIKLASANA. İsmet Özel, toprağın kokusuna selam ediyor. TIKLASANA. Necip Fazıl uzun uzun anlatmıyor. […]
Kaldırımdan indim, birkaç adım gerisin geriye yürüdüm, ve caddenin ortasından ellerimi borazan yapıp apartmanın tepesine bağırdım: “Teresa!” Ayışığında gölgem ayaklarımın altında kıpırdandı. Birisi geliyordu. Yeniden bağırdım: […]
Büyük yağmurdan sonraki ilk gün, güneş hasretlik giderir gibi üstümüzde duruyor ve ben karşımda oturan adama bakıyorum. Hayır tam karşımda değil, biraz çaprazımda. Önce elinde […]
Masasının başında o kendinden memnun minik lamba, yazılmış olanı onun gözlerine değdirmek için ışırdı geceleri. Sayfalar parmaklarının arasında bir dünya devindirirdi. Bütün kuşlar önce ona […]
1 Masum İnsanlar Holmes, sadece bir olayı çözmek için masum insanlara kötü davranmaz : Yanlış Birçok insana göre Sherlock Holmes dedektif dünyasının beyaz şövalyesidir. Aklın gücünü […]
En yalın ifadeyle şu an aranızda bulunmaktan ne kadar mutlu olduğumu ve Nobel Edebiyat Ödülü’ne beni layık gördüğünüz için son derece müşerref olduğumu söylemek istiyorum. […]
Biz dünya insanları. Burada yemek yiyor, galaksileri gözlemliyor ve çay içiyoruz. Gözlerimiz uzun süre açık kalabiliyor ancak bir süre sonra uyumak zorunda kalıyoruz. Uyandığımızda dünya değişmiş […]
Ölmüş olmanız, yeni şeyler üretemeyeceğiniz anlamına gelmez. Hele ki Türkiye’de. Mesela Ahmet Kaya’nın öldükten sonra çıkan albümlerinin sayısı ölmeden önce çıkardıklarına yakındır. Yine birçok klasik […]
Edebiyat ürününün temelini oluşturan gerçeklik, birinci planda yazarın kendisidir, başka deyişle, yazarın geçmişi ve bugününü, bilinci ve bilinçsizliği, bilgisi ve vicdanı bu gerçekliğin öğeleridir. Sanat […]
1- Bayat ekmek doyurur ama lezzet vermez. Besmele çekmeden yenen de öyle. 2- Kilolu insanlar çabuk terler ama elleri hiç üşümez. 3- Kızın güzel olması […]
Bernard erkenden geldi o sabah. Olivier daha uyuyordu. Bernard, önceki günlerde de yaptığı gibi, elinde bir kitapla dostunun başucuna yerleşti, bu da Edouard’ın nöbete ara […]
“Sen, dedi sonraları Lucien, aslında yalnız kendin için olağandışısın.” (s.11) “-Paranın gerçekten önemli bir şey olduğu kanısında değil misin? dedi. -Pek değil. Ben asıl para […]
“İnsan her zaman taşıdığı ben tarafından telef edilir: Bir isme sahip olmak kesin bir yıkılma biçimine talip olmaktır.” (s.9) “Kuşkusuz her şey bilinçlerimizde bozulup çürüyor: […]
Onun masası hiç gelmeyecek birilerini bekler gibidir. Beklenenin geldiği görülmemiştir. Gelecek olana, gelse de gelmese de boynuna sarılamayacak kadar yorgun bir masa. Anadolu’nun saf hali […]
İki valiz, bir omuz çantası ve üzerinde büyük mağazalardan birinin adı ve arması bulunan büyükçe bir naylon torbaya doldurduğu gücenik geçmişiyle, terminalin, yüzlerce sesin kesişmesinden […]
Histeri düzeyinde evhamlı bir annenin küçük kızı olarak doğduğum gün alnıma yazılmıştı balkon çocuğu olmak. Bir çocuk, özellikle de bir kız çocuğu için en güvenli […]
Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türktür, bu Bulgardır, bu Yunanlıdır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, […]
“Bir kapımız olursa onunla İşte onunla bir kapımız olursa Belki de bu şiir gibi hafifleyecek dünya” Yavuz Erdem, Kötü Bir Şairden İyi Bir Koca Devşirme […]
“Korkuyorum sana aşktan bahsetmeye ben” Ferdi Tayfur Arabesk müzik en çok o anlarda anlam kazanır. Normal zamanlarda hepimizin biraz acıma ve alaylı karşıladığımız, Orhan […]
İnsanın kendisiyle yüzleşmesi giderek zorlaşıyor. Çünkü hepimiz o kadar büyük bir boş meşguliyetler döngüsünün içinde esir durumdayız ki dönüp kendimize bakacak vaktimiz olmuyor. “Hakkınızdaki kötü […]
“Canına tak etmişti. Kim bilir bu kaçıncı tak edişti? Tak etmek ne demekti? Bıkmak mı, ölmek mi, özlemek mi, üzülmek mi… Yeterdi! Hiçbir zaman doktor […]
İftarı bekliyoruz ama dayanamıyorum. Elim sigara paketine gidiyor, paketi açıyorum saate bakıyorum; daha bir saat var. Bu defa elim onun ellerine gidiyor ama tutamıyorum, sigara […]
İlkokul yıllarında sırt çantalarımızın ağırlığından yakınıp dururdum. Okula çoğu zaman arabayla gidip geliyor olsam da zor gelirdi o ağır çantayı taşımanın zorunluluğu. Nihayetinde o çantadaki […]