Muhammed Güleroğlu, Sıcak Bi’ Gün, Bulut Yok, Güneş Tepemde Kafamı Işıklarıyla Sıkıyor

Üniversiyete gitmek üzere otobüs durağına geçiyorum. Bir bomba düşüyor Suriye’ye, bi’ sigara yakıyorum.  Yarısında otobüs geliyor sigaranın, son dumanı içeri üflüyorum. Bağdat’ta bi’ intihar bombacısı, cennete gitmek için pazar yerinde kendini patlatıyor.Otobüs ikinci durakta, bir polis kimliğini gösterek biniyor, çantamdan kitap çıkarıyorum.
Trump Kral Selman’ı ziyaret ediyor, kehanetlerde bulunuyorlar. Tüm ülke seferber olmuş bi’ bit yeniği arıyor bu işin arkasında.

Otobüs durağa giriyor, altmışbeş yaş üstü bir amca biniyor. Bir sayfa kitap okumuşum, kitabı çantama koyup amcaya yer veriyorum. Tutamakları sımsıkı tutuyorum genç kıza çarpmamak için. Bileklerim ağrıyor. Pakistan ve Hindistan resmen Şangay İşbirliği Örgütü üyesi oluyor. İmzalar atılıyor , Pakistan bizimle ve Rusya ile dost.

Fakültemin önüne geliyorum. “Müsaade eder misiniz?” diyorum genç kıza. İnmek hakkım değilmiş gibi bakıyor. Kapıyı çalıyorum, onbeş dakika geç kaldığım için azar işitiyorum, derse giremiyorum. Akrabalar hükümeti ele geçiriyor. ” Ulan!” diyorum, “ben başkan olsaydım hiç haksızlık yapmazdım”.

Sevgilim arıyor, görüşmek istiyor. Cebimde üç buçuk lira var. Üç buçuk atıyorum, “özür dilerim sevgilim, ben de seni özledim ama yetiştirmem gereken acil bi ödev var.”17 yaşında bir Türk kız bilim ödülü alıyor, Amerikan üniversitelerinin birinden burslu okuma hakkı kazanıyor.  Çantamdan Baudrillard’ın Simülakrlar Ve Simülasyon kitabını çıkarıyorum. Bir saat kadar okuyorum. Hipergerçeklikler ve Simülasyon evrenini düşünüyorum. Disneyland örneği her şeyi berraklaştırıyor. “Asla bu simülasyonun parçası olmayacağım” diyerek kendime söz veriyorum. Üç buçuk liramın bir lirası ile çay alıyorum.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır hava sahasını Katar’a kapatıyor. Katarlı diplomatların iki gün, vatandaşların ise bir hafta içinde ülkelerini terk etmelerini istiyorlar.

Katar çok yalnız, ben de öyle.

Mesaj geliyor cep telefonuma;” Ödenmemiş 25 TL lik faturanız bulunmaktadır” diyor. Çayı fondipleyip otobüs durağına geçiyorum ve bir sigara yakıyorum. Ötobüs geliyor sigaranın yarısında, son dumanı içeri üflüyorum.  Türkiye Katar’a beş bin asker gönderiyor, Pakistan yirmi bin. Taliban Pakistan’da bir okulu patlatıyor.

Kitabın otuzyedinci sayfasındayım. Otobüs durağa yanaşıyor ve altmışbeş yaş üstü bir amca biniyor. Yer vermiyorum, ben de yaşlandım. Yaşlanmak yalnızdır, ben de öyle.

Batman’da PKK bir bomba patlatıyor. Yirmiüç yaşında gencecik bir müzik öğretmeni, Aybüke Yalçın, hayatını kaybediyor. Evin kapısını açıyorum. Besmele çekip sağ ayakla giriyorum içeri ve selam veriyorum arkadaşlarıma.

“Akşama ne yemek yapacağız?”

“Bilmem… Patates var biraz ve biraz da salça.”

“Tamamdır, üstümü değiştirip geliyorum.”

Twitler atılıyor acı kayıplar için.”Acı kayıplar” diyorum, “acı olmayan kayıplar da mı var?”

Salona geçiyorum, akşam ezanına kadar okeye dördüncü oluyorum. Okuduğum sosyoloji kitaplarının hakkını vererek oynuyorum. “Bi sigara versene Vecdi” diyorum, yerden bi okey çekiyorum. “Olum siz sigarayı yiyor musunuz içiyor musunuz belli değil” diyor Vecdi, “Çifte gidiyorum”. “Yarım yarım içiyoruz otobüs duraklarında, telef oluyor.” diyorum.”İçmeyin siz de sigarayı otobüs duraklarında, size kaç kere söyledim, az dinleyin beni.”

” Durakta yakmayınca da otobüs gelmiyor” diyorum, bu söylediğime aynı anda hem inanarak hem de inanmayarak.
Vecdi beş çift açıyor.

Cihangir’de yazarlar dedikodu yapıyor. Zonguldak’ta kömür işçilerinin nasırlarının araları simsiyah olmuş ve mintakla çıkarmaya çalışıyor, çocukları yemek yerken tiksinmesin.

Otuz üç yan iki ile açıyorum. Akşam ezanı okunuyor. İster istemez oyunu bozup kalkıyoruz. Ben ve Vecdi abdest tazeliyoruz, diğerleri mutfağa girip patatesleri yıkamaya başlıyorlar.Amerika Suriye’ye fosfor bombaları atıyor, Birleşmiş Milletler göz yumuyor. Esed Suriye’ye fosfor bombası atıyor, Birleşmiş Milletler onaylıyor, Rusya inkar ediyor.

Yemeğe oturuyoruz. Baudrillard’ın simülasyon evreninden konu açıyorum. Vecdi Tüketim Toplumu ile devam ediyor. Asla tüketim toplumunun bi’ parçası olmayacağız diye birbirimize söz veriyoruz.”Çünkü paramız yok” diyip bi kahkaha patlatıyor Vecdi. Kaşığımı tabağın içine bırakıp ben de kahkaha atıyorum. Çok mutluyum.

Yatsı namazımı kılıp antidepresan ve uyku ilacı yutuyorum.

“İyi geceler, seni seviyorum.” diyorum sevgilime.

“Ben de seni.”

 

 

Muhammed Güleroğlu

İZDİHAM

 

 

 

 

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın