Nursema Şeyma Oflaz, Bir Masalın, Masalı

Masasının başında o kendinden memnun minik lamba, yazılmış olanı onun gözlerine değdirmek için ışırdı geceleri. Sayfalar parmaklarının arasında bir dünya devindirirdi. Bütün kuşlar önce ona müjdelerdi sabahları, o yüksek ve heybetli penceresinin önünde kanatlarıyla güneşi çırparlardı.

Yavaşça doğrulurdu yaşamaya.

Yeni bir güne attığı ilk adım bütün tohumlara umut serpiştirirdi. Adını koymadığı bir ağacı ve henüz içinden geçmeye cesaret edemediği, çıngıraklı çocukların koşuştuğu bir sokağı vardı.

Bu çok sıradan ve rutin gözüken hayatını akşamları tek kişilik bir yemek ve dostlarla geçirdiği kokulu çaylı muhabbetlerle bitirirdi.

İşte bu kadar değil. Onun yaşaması okuyunca başlardı. Ahh… Hangi alemlerin kahramanlarını ziyaret eder, hangi distopik romanların satır aralarındaki o esrarengiz alemleri seyre çıkar, göklerde yüzer, şarmaşıkların arasından denizlerin dibine iner, teyyarelerle kaf dağını aşacağını bağırır, bin türlü alem bulur kendine.

Şimdi biraz onun mesleğini anlatalım. O bir orkestra da şeflik yapar. Kemanların nerelerde çoşacaklarını nerelerde duracaklarını gösterir kolları ve elleri yardımıyla. Bazen orkestra onun bu biçimsiz ve garip haline güler kahkahalara boğulur, yer yer izleyici de bu derin ve melenkolik havadan hızlıca kopar ve gülmeye başlardı…

Onu çalan  bizler yaşamayı da notaların arasına gizlenmiş sözcüklerden çıkarmaya çalışalım günler boyu, o, sokaklarda şarkılar söyleyerek yaşadığı alemin en tatlı yerinden yemiş bir bilge şenliğiyle arşınlardı yaşamayı.

Sessizce ağlar,

Usulca uyur,

Rüzgara gülmeyi öğretirdi.

 

 

 

Nursema Şeyma Oflaz

İZDİHAM

 

 

 

 

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın