Oğuzhan Gülcemal, Söz Ola
Bir gündü. Takvimden bihaber dünün ertesiydi. Havada kuşlara yol açan bulutlar gergince yol alırken sanıyorum yapraklar da dallarından sıkılmıştı… Ya da yazın bitmesini istemeyişimdendir bu […]
Bir gündü. Takvimden bihaber dünün ertesiydi. Havada kuşlara yol açan bulutlar gergince yol alırken sanıyorum yapraklar da dallarından sıkılmıştı… Ya da yazın bitmesini istemeyişimdendir bu […]
Büyükannemin hikâyeleri bana ilk ipuçlarını verdi. Kasabasındaki insanların mitleri, efsaneleri ve inançları oldukça doğal biçimde hayatlarının bir parçasıydı. Aklımda büyükannem varken, aniden fark ettim ki, […]
Fısıltıların dahi sevgiliyi düşündüremediği bir cehennem karanlığında. Bölük pörçük bir muhabbetsizlik haritasının öksürerek ruhunu, Bölünmez bir toprak kütlesi olmasının masalını Dinleyerek küçüldük biz… O an, […]
iyi değilim allah’ım şuramda, tam göğsümün ortasına çöreklenen yılan beni öldürmekle tehdit ediyor başını ezsem diyorum, ezemiyorum alfabenin son harfinden başlıyorum ezberini bozmaya türkülerin iyi […]
İnsan önce kendisiyle kalıyor Birileri bir şeyler çekti ayaklarımdan* Ben beyazlardan masumu sevdim hep nilüfer olanını Sevdikçe sesli bir kederi sustum içimde anneme benzer Sevdikçe […]
-Engin Turgut’a- yakup’u ben çağırdım edip ağbi gelince ortaya çilingir sofrası, yeşil zeytin ve kalp ağrısı. zamanla geçer dediklerinden yaralı kurbağaları konuşacağız, istanbul’u ve seni […]
Ölürken çocuklarımı unuttum Küçük deniz kirpileriyle sabah Denedim bütün sabahları. Sana sürgünümün şarabını bıraktım al Mumlarını güzelliğin ve hiçliğin Bir de kaygumun soluk ellerini. Denedim […]
çok da etkisi olmayan cümleler karşılıyordu bir yerlerde komşunun ve katilin ne anlama geldiğini fillerin, Orantısız güce maruz kalıyordum senegalde olmayan her bir fıskiye için […]
Bütün yabancı gecelerini dünyanın Toplamaya yeltenirse eğer bir çocuk Yanına benim de bir kolumu koysun dünya Hiçbir açıklama yapmayan kadınların Dünden kalan soykırımları tamamladığını Nasıl […]
gün esmerliği öğretir Türkçe’nin çocuklarına namazı kaçırmış mü’min kalplerin pişmanlığıdır akşam renklerin uyumuna dikkat: sarıdan sonra yeşil yanar trafik lambaları neyi anlatırsa anlatsın hayat hız […]
aşkın ilk adımlarını sızlatan safran melekesine yandığım dirim yolunda tütsem erer sırrına cenin beni kekeleme adımı bana bağışla yorgun madenler yatıyor altımda oğullarımızla karıştık ve […]
Kentlilerin toptan ölümleri üzerine ve ölü gözlerine doldurulacak toprağın kalitesine dair […]
Unutmanın kendini bir köşenin tozundan arındırdığı dakikalar vardır. Bu dakikalar ya gelir ya gelmez veya ona doğru gitmek mi gerekir, bir çetrefil soru yumağıdır. İşte […]
Çağdaş adam peynirini yer Mozart dinler Kapatır şırrak diye Kapısını bir dolabın Zedelenir mi bu Harikulade müzik On sekizinci yüzyılın Bekâreti Sevgilim, sevgilim Mozart Hayatımıza […]
güldükçe aydınlığa çıkamıyoruz gibi bir his var içimde yürüyorum bir tane yüz göremiyorum su gibi müstehcen, ponponlu, umarsız kadınlar kılıcı kalkık adamlar, yeniyetmeler, şişkin terbezleri […]
Başlık bana ait değil, Foreign Policy dergisinden.Geçen yılın başlarında yayınlanmış bir yazıdan. 2015 Nobel Edebiyat Ödülü hiç beklenmeyen birine, “gazeteci kitapları” yazan Belaruslu Svetlana Aleksiyeviç’e […]
Jean Paul Sartre, Edebiyat Nedir?, Payel Yay., William L. Randall, Bizi Biz Yapan Hikâyeler, Ayrıntı Yay., H. E. Bates, Kısa Öykü: Yazınsal Bir Tür Olarak, […]
Bir şehri sevmek için illa orada doğmuş, büyümüş olmak gerekmez. Sonradan gelip yerleşmiş olanlar da o şehri sevebilir. Şehri sevmek onu güzelleştirmek demektir. Rant uğruna […]
En nihayetinde cenazemize gelecek olanın gözleri için Bir şiirim olsun istedim Yaşım yirmi bir ve yolun kıyısındayım cahit amca Vuslatı tespihine sığdıran insanlara özendim bir […]
Yaşamak, yeni bir emre kadar yasaklanmıştır. Bundan böyle kimse soru sormayacak. Şairlerden ve peygamberlerden Çekmediğimiz kalmadı bunca yıl, Başımıza gelmedik bela… Tarih konuşuyor, dinleyin! Kapılar […]
Şiir en çok da özgüveni yıkar. Kendi şiirini okumak cesur olmaktır. Bu yüzden küs yetişir tüm şairler. Ve bu yüzden piç doğar tüm şiirler. Hepsinin […]
Aralığın sonu, sabahın dördü İyi olup olmadığına bakmak için yazıyorum New York soğuk olsa da, seviyorum buraları Akşam boyunca Clinton Caddesi’nde müzik oluyor Duydum ki, […]
Kalenderiz, sesimiz çatal, suyumuz karanlık Karanlık ve acı mı? Acı da ne demek? Kaderimiz bir Pazar’ın akşam saatleri Gel Allah’ın zabıtası topla bizi Kalenderiz, sakalsız, […]
Gecelerin birinci sınıfından eski Yunan-Latin gecelerine gidiyor ölüm Veya 17. yüzyılın büyük akşamlarına… Kurallara, ideallere uygun Türüne model olarak kabul edilmeyen mutsuzluklarla, tane tane arapça […]
*Hüseyin Karacalar’a Hiçbir sabah beni koynunda bekletmedi Terimin o hiç kurumadığı alnımda Çok çabuk unutulmuş bir hafızaydı bendeki Unuturdum uzunca bekleyişlerin nemini Tabanlarımın düzlüğünde susmazdı […]
Bu metin Edebiyat Ortamı Dergisi’nin Kasım-Aralık 2015 sayısında yayınlanmıştır. Epeydir kafamı kurcalayan sorular vardı? Şu arabesk meselesi… Çokça okumalar yaptım, bir şeyler yazayım istedim lakin […]
“… Ve başlangıçta yalnız karanlık vardı” Şimdi hangi tene uzansa ellerim gündüzden Dokunmadan geri dönüyor gecenin arzusuna En yeni tarihidir aşk insanın, ama neden Her […]
Yağmurlardan gelmiştir bir elinde çiçek, öbür elinde çilekli pasta Yaz denizi üzerinde gülümseyen martıdır, kokusuyla dolaşır aşkın Bir sinema gibidir yüzündeki incelik, Fatih Akın filmleri […]
Bakır ve ter kokan ikindi üstleridir zorlayan göğsümü Deştim nefesimi maddenin hallerinden soyutlayarak Ben ki kendi külümde duru harfler arıyorum ateşe suya ve sabuna dokunmayarak […]
305. Öfke geçiyor. Korku geçiyor. Acı geçiyor. Zaman da. Ve başka şeyler de elbet. Her şey zamanla geçiyor ve zaman da her şeyle geçiyor. Geçenlerde […]
ömrün boyunca çocuk kalasın diye bir yıl önceden havalandırdığım şiirden bülbülü düşürmedim hiç rüyalarından duman o zifiri odadan uçarak güle çalmış ölümle çarpışmadan uyandığım her […]
Kötümser bir dünyadayız ve burası başına herhangi bir kötülük gelse mutlu olacak, ancak böyle kendini haklı hissedebilir. Çünkü, bütün yaşam acı çekmelidir. Pesimizm bir din […]
garsona “çocukluğuma dönmek istiyorum” sipariş ediyor herkes herkes naylon kelimelerle konuşmaktan yorgun herkesin parmak izine bak: “herkes” yan masada anıların başında nöbet tutmaktan bıkan adam […]
bir ergenin kavga çıkartması gibi sevdim seni gözlerin yüzünden sana dik dik bakan şarkılar besteledim kimse orta dereceli bir memurdan bu kadarını beklemezdi öğle tatilinde […]
gök gürültüsünün ona dokunmak istediğine inanıyordu karda yürürken çıkan sesin kendisiyle konuştuğuna ve yılanların dilini anladığına yüz yıl önce kaybolmuş bir anının bir çukura saklanıp […]
Çam kokusu kokusu ol sen Ağzının ıslaklığını içmiştik beraber Yaz var ve yaza yakınız diye Kokusu ol çam kokusu sen Düşten uyanıyorum öğleyin dağ köyünde […]
Afrika’ya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde “tok karnına” yazıyordu. Kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur sanırım. Hipodromda başkalarının hislerini […]
Sevgili Paul, Dostlukları, nasıl kurulduklarını, -bazılarının- böylesine uzun, kimi zaman (yanlış bir tanımla) açığa vurulmamış bir biçimi olarak yorumlandıkları tutkusal bağlardan da daha uzun sürmelerinin […]
“Gene gelirsiniz. Gene gelirsiniz”. Karşılıklı bir aldanmanın peşinen mağlup hükmünde vedaya bakan bir cümle: “Gene gelirsiniz”. Mağlup, çünkü araya zaman girdikten sonra bu kente tekrar […]
Narlı Bahçe’yi arıyordum. Hangi coğrafyaya ait olduğunu bilebilsem yollara düşmeye hazırdım. Ama bir türlü hatırlayamıyordum: Batıda mıydı Narlı Bahçe, doğuda mı? Uzun yolların ucunda mıydı, […]