Hayriye Ünal, Sılaı Rahim

Mevsimidir, bakır heykeller yağmurla yıkanır
Ebabiller henüz görünmemiş gök tekinken
Harlemli zencilerin glikoza batmış saçları için
Mimarı için seni sende ayakta tutan direğin
Çatlamaz kubbelerin esnemez kemerlerin nişlerin için
Tetik dur en sağlamını seç belindeki hançerin
Ki bir soluklanayım bir nefes için
Bin belasıyla her gün yüzlerce neferin

Her neferde tetik durmaktan yorulan bileklerim
Devraldığında bu nöbeti hem gönenir hem dinlenir
Yüzüm var dünyaya karşı herkese her zaman milyon bereketle
Üzülsem bile üzgünlüğüm biraz kolaya kaçmak biraz da nezaketten
Kendini bil demediler mi, dediler sana Bill
Bunu unutma hiç unutma sakın unutma
Kendinde anahtarı başkalarının
Sen kendinde bana doğru upuzun bir yol bulacaksın

Kendini azarlamadıkça armağan olamazsın komşuna
Bir çocuğa kadına bir silah arkadaşına sıla-ı rahim
Rehbersiz bir toplumun ortasında zamansız bir zil
Düşmana çekilecekken en sevgili gözlerdeki mil
Bu hırçın bu uslanmaz bu er gövdesine çelişik dil
Sen olacaksın bozuk tilavetinle faili bu farz-ı kifayenin
Sınanmaz aşk hiç unutma tutulmaz ateşe düşen demir
Yanarsan yangınınla seversen benimle büyüyeceksin

Ama hep büyüyeceksin bu senin değişmez kaderin
Sende gördüm bu eğilim mayana katılmış
Bereketi anımsatan dostlukla ışıldayan gözbebeklerin
İhaneti doğallıkla yadsıyan bir bedenin var
Bu önemli bu arzın dönmesi güneşin bizi hırsla
Dünya nimetlerinin bizi arzuyla kuşatması gibi bir şey
Biz kuşatıldıkça her kuşatmadan nasıl çıktıksa
Yavaşça çözüverecek sınırdaki düğümleri erkek ellerin

Kurşun nasıl ilerlerse insanın etinde yavaşça
Beyne saplı mermi çekirdeği nasıl sağ koyar da insanı
Ölür eşinin ardından sırf tasadan bir yaşlı
Ben o kurşunum işte şiirde sende Türkçede yaşayan
Yavaşça öldürmeden ama şüphesiz hep güç katarak
Seni Türkçeyi şiiri kılçıklı yapan eğreti yapan
O benim bendedir yaşamanın da yazmanın da sırrı
Benim ömre bedel gözağrısı kalpağrısı

Ağlamayı başarırsan son kurşunu sana saklarım

Hayriye Ünal

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın