izdihamdergi Yazıları

Edgar Allan Poe, Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz İsmi; Annabel Lee Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten Sevmekten başka beni O çocuk ben çocuk, memleketimiz O deniz ülkesiydi Sevdalı değil karasevdalıydık Ben ve Annabel Lee Göklerde uçan melekler Kıskanırlardı bizi Bir gün işte bu yüzden göze geldi O deniz …

Hüseyin Atlansoy, İyi Günler İlerde Anneanne

iyi günler ilerde anneanne iyi günler ilerde bense yirmi dört saatlik günlerdeyim anneanne rüyalarında senin ne kıyamet kopuyor ne de bir gül düşüyor dalından sen böyle istersin bilirim gülümseyerek anneanne oysa ne sarışın kızlar göz kırpıyor esmer delikanlılara ne de ortadoğu bir gül bahçesi oluyor yine de iyi günler ilerde …

Honore de Balzac, Seraphita

İnanmak, diye devam etti Séraphita, kadın sesiyle -çünkü erkek az önce konuşmuştu-. İnanmak bir Tanrı vergisidir! İnanmak hissetmektir. Tanrı’ya inanmak için Tanrı’yı hissetmek lazımdır. Bu duygu, büyük adamlarda, savaşçılarda, sanat ve bilim insanlarında, bilenlerde, üretenlerde, eylem yapanlarda görüp hayranlık duyduğunuz şaşırtıcı güçlerin edinilmesi gibi, insan tarafından yavaş yavaş edinilen bir …

Nathaniel Hawthorne, Rappaccini’nin Kızı

Giovanni o gün kendisine hitaben yazılmış bir tavsiye mektubu getirdiği, üniversitedeki tıp profesörlerinden Sinyor Pietro Baglioni’ye bir nezaket ziyaretinde bulundu. Profesör ilk bakışta çok zeki olduğu belli, yaşlıca biriydi ve anlaşılan epeyce neşeli bir karaktere sahipti, genç adamı yemeğe alıkoyarak özellikle bir sürahi Toskana şarabıyla ortam iyice ısınınca her telden …

Melih Cevdet Anday, Raziye

Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer…Bunu daha önce bir kahin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı alt üst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmaz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını …

Karacaoğlan, Üryan Geldim Yine Üryan Giderim

Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye dermanım mı var Dirilirler dirilirler gelirler Huzur-ı mahşerde divan dururlar Harâmî var diye korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var Er isen erliğin meydana getir Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir …

Yannis Ritsos, Kız Kardeşimin Türküsü

Göklere inanırdım eskiden, ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana, ölü kentleri, unutulmuş ormanları, boğulmuş gürültüleriyle. Gök şimdi yaralı bir martı, süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı. Bak bana: ne kadar çıplak ve suçsuz duruyorum önünde. Üşüyorum, bacım. Kim getirecek bize ellerimizi ısıtacak güneşi? Susuyorum. Dinliyorum. …

Pessoa: Zamanı Derin Bir Acıyla Hissediyorum

Zamanı derin bir acıyla hissediyorum. Bir şeyleri bırakıp gitmek beni inanılmaz sarsıyor. Birkaç ay yaşadığım zavallı möbleli oda ya da altı gün kaldığım taşra otelindeki masa, hatta bir garda, iki saat oturup tren beklediğim hüzünlü bekleme salonu – tamam, ama hayatın güzel şeylerini terk ettiğimde ve sinirlerimin olanca duyarlılığıyla onları …

Pir Sulta Abdal, Nasıl Yar Diyeyim

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra Coşkun sular gibi çağlamayan yar Gönlünü gönlüme bağlamayan yar Benim şu halime ağlamayan yar Daha ağlamasın öldükten sonra PİR SULTAN ABDAL’ım sürem bu yolu İnsanın kamili olmuşam kulu İster yağmur …