Arife Bacık, Kırk Parçada Bir Ölüm
Değiştin diyorlar, Rehnümâ. Kırk parçaya bölündüğümü, Kırk birinde öldüğümü. Bilmiyorlar. Yüzümde asılı kalan o eski tebessümün Aslında bir mezar taşı olduğunu, İçimde fırtınalar koparken Dışımın […]
Değiştin diyorlar, Rehnümâ. Kırk parçaya bölündüğümü, Kırk birinde öldüğümü. Bilmiyorlar. Yüzümde asılı kalan o eski tebessümün Aslında bir mezar taşı olduğunu, İçimde fırtınalar koparken Dışımın […]
Anneler, babalar ve öğretmenlere bir çağrı yapma vakti. Çünkü belli birtakım şeyler yolunda gitmiyor. Her geçen gün kötü olaylar ve örneklerle karşılaşan toplum, neler yapması […]
Küresel Eğitim Yarışı Ve Türkiye’nin Sınav Paradigması Her yıl belirli dönemlerde zirve yapan sınav gerilimi, sokakları, evleri ve ruhları kargaşaya boğarak bir kez daha geçti. […]
Fatma Berber’in mekân, sanat ve hafıza ilişkisini farklı disiplinler üzerinden ele aldığı beş kitaplık serisi Taştan Düş Yaratmak, Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Serinin ilk kitabı Taştan […]
Bir çift güvercin havalansaYanık yanık koksa karanfilDeğil bu anılacak şey değilApansız geliyor aklıma Nerdeyse gün doğacaktıHerkes gibi kalkacaktınızBelki daha uykunuz da vardıGeceniz geliyor aklıma Sevdiğim […]
“Size Anne Diyebilir miyim? Bir Deli Muhabbeti steril, fazla düzgün, paketlenmiş kitaplardan biri değil. Üzerinde hayat lekesi var. Sokaktan, kahvehaneden, eski dergilerden, maçlardan, haber kanallarından, sosyal […]
Çoğul Merkezli Bir Dünya İçin Yeni Bir Yol Haritası İnsan ufka sevdalıdır. Yalnızca gözünün gördüğü sınırlarla yetinmez; zihninin inşa ettiği anlam evrenini ve kalbinin taşıdığı […]
Hoşgörünün İnce Kıyısında Bir Enkaz Cristian Mungiu, Romanya Yeni Dalgası’nın en ciddi çehresi. Şimdi bu ciddi çehre, bu kez bakışlarını doğudan batıya, buzlu Norveç fiyortlarına […]
Bir Medeniyet Mirası Bayramlar, yalnızca takvim yapraklarının üzerine düşen kırmızı birer işaretten, sıradanlaşmış döngülerden ibaret değildir. Zamanı ve mekânı ezelî bir iplikle diken, kalpleri birbirine […]
‘’Tevekkül ile hem hal olan her insan için, İnşirah Sokağı umudu temsil ediyor. Yol ile birçok sefer sınanmış insan için İnşirah Sokağı esaslı bir hikâyeyi […]
İçimizde öldürdüklerimizin mezar başına ziyaretine gidilmesi kabir azabı hissettirir mi hayatta kalmaya çalışan ölülere? Bir insanın içinden geçenler de ölür bazen. Ölmelidir de. Her ölüm, […]
Postmodern insan, 7 G teknolojisiyle internet ağını kuvvetlendirirken sol tarafından bulunan yüreğiyle bağını zayıflatmıştır. Nitekim bağ kurmanın ilk düsturu dinlemektir. Kalbinin sesinden uzak, kendine gurbet […]
Gökhan Yılmaz’ın beşinci öykü kitabı “Tüm Müdahalelere Rağmen” bireyin toplum karşısındaki yalnızlığına, kendisi olma çabasına ve göze sokulmayan ancak sezdirilen büyük acılar karşısındaki tutumuna odaklanıyor. […]
Bazı isimler ve olaylar ne kadar da talihsiz. Zıtlıklar ile kaim bir âlemde, elimizden geldiğince yetişmeye çalışılan bu hayat, ne kadar da kargaşa dolu. Cennetten […]
Hayatta bazı doğrular vardır; tartışılmaz, inkâr edilemez, üstü örtülemez.Ama ne yazık ki her doğru, her zaman işe yaramaz.Çünkü zamanlama denen şey, ahlâktan bağımsız bir güçtür. […]
Ölüm ilk insandan beri insanın üzerine düşünme ihtiyacı hissettiği bir konu. Diğer insanlara göre duyarlığı daha fazla olduğu düşünülen şairlerin şiirlerinde ölüme sıklıkla yer vermesi […]
Ben eski zaman aşığıyımSevda çeker düşünürüm ağlarımBazen tilki kadar kurnaz bazen akılsızBazen çocuk gibiyim bacak kadarım Herkes aşık olur sevdalanırBir yolu var gönül çekmenin deBenimki […]
“Dünyada duyulmuş mudur avcının avı tarafından vurulması…” Bu cümle artık bir şaşkınlık ifadesi değil, bir teşhis cümlesidir. Çünkü bugün eğitim kurumlarında yaşanan bazı olaylar, basit […]
Tarih, yalnızca geçmişi anlatmaz; bugünün yaralarını başka bir dilde yeniden kurar. Fatih merhaba. Günlerin Bin Yıllık Mezarı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2025 yılı roman ödülüne layık görüldü. Öncelikle […]
Yasin Kara’yı tanıyabilir miyiz biraz? Nasıl gidiyor hayat, neler yapıyorsunuz? Yasin Kara, evvela atlası yırtılmış biri. İçinde Kavimler Göçüne benzer bir yer değiştirmenin izlerini taşıyarak […]
“Gençtim. İstisnasız her gün öldüm. Ölümüm bana sırlandı. Ölümü de ben yıkadım, mezardan da belli etmeden hortladım. Dirilere saygısızlığım bundandır.” — Şule Gürbüz (Öyle miymiş?) […]
Kendine değer veren kişi kaideleri olan bir dünyayı tercih eder. Çünkü hayat gerçekten sandığımızdan çok daha hızlı ilerliyor. Başarmak ve ailemizi taşımak için seçeneklerin bol […]
Edebiyat tarihinde bazı türlerin yalnızca bir anlatım biçimi olmadığı, aynı zamanda düşünme ve anlatma biçimlerini de değiştirdiği görülür. Fabl, bu türlerden biridir. Basit gibi görünen […]
Eğitimin Ruhu ve Çıkış Yolu Toplum olarak, gözlerimizin önünde sessiz ve sinsi bir şekilde büyüyen, kanıksadığımız için vahametini fark edemediğimiz derin bir tehlikeyle karşı karşıyayız. […]
Emin Gürdamur, son yıllarda Türk öykücülüğünde istikrarlı üretimi, disiplinli çalışması ve kurmacaya duyduğu derin ilgiyle dikkat çeken yazarlardan biri. Yazı hayatını yalnızca bireysel bir üretim […]
Arabesk müziği Türkiye’de çoğu zaman yalnızca bir müzik türü olarak okunur. Oysa bu müzik, şehirlerin arka mahallelerinden yükselen bir ruh hâlinin, kırılmış hayatların, göçün, yalnızlığın ve bastırılmış duyguların da sesidir. Bir melodiden çok daha fazlasını taşır: Bir kültürdür, bir hafızadır, bir hayattır. Serdar Aydın, yıllardır bu dünyanın içinde yaşayan, arabesk müziğin izini süren ve bu alanda önemli bir arşiv oluşturan isimlerden biri. Arabeski sadece bir nostalji nesnesi olarak değil; sosyal, kültürel ve estetik boyutlarıyla ele alan araştırma ve inceleme kitaplarıyla dikkat çekiyor. Onun çalışmaları, arabeskin yalnızca kulakla değil, aynı zamanda hafızayla, tarih ve toplumla birlikte anlaşılması gerektiğini hatırlatıyor. Son kitabı “Öteki Sazlar”, tam da bu nedenle sıradan bir müzik kitabı değil. Arabeskin gölgesinde kalan sesleri, duyguları ve hikâyeleri çağıran bir metin olarak okurun karşısına çıkıyor. Öteki Sazlar; karanlığın matemini tutanların, “kalpten kalbe giden yol” un dehlizlerini arşınlayanların, hiç olmamış bir dilin hiç olmamış mısrasını yazmaya çalışanların, küçük anların içine hapsolmuş halüsinasyonların, gücünü beyazdan almayanların, karanlığın kendilerindeki yarasına kulak kabartanların, acının olduğu yerde sanatın sadece avuntu olduğunu bilenlerin, bütün mahcubiyetini suretinde gizleyenlerin şarkıları… Çünkü baharlar, hiçbir renkte hiçbir sessizliğe titremezken sadece müzik; bir uğultunun ortasında, en çok kendini dinleyecek. Notaların güzergâhında şairler de “vahşeti kanla donatacak…” Öteki Sazlar… Devrimler, ihtilaller ve aşklara; mutsuzluk tablosundaki renklere dokunarak… Hüznü şerh ederek, “sevenlerin sabahı beklediği yere” ve “vahşete gül bırakarak”… Yarım kalan öykülere seslenerek geliyor. Serdar Aydın’ın bu kitabı, arabeski yalnızca dinlenen bir müzik olarak değil, yaşanan bir duygu dünyası ve toplumsal bir hafıza olarak yeniden düşünmeye çağırıyor. Arabesk arşivinin derinliklerinden gelen bu ses, bazen bir plak hışırtısı gibi, bazen unutulmuş bir şarkının sızısı gibi okurun karşısına çıkıyor. “Öteki Sazlar”, müziğin yalnızca melodilerden ibaret olmadığını; bir dönemin ruhunu, kırılmalarını ve insanın içindeki karanlık yaraları da taşıyabildiğini hatırlatan bir kitap. İZDİHAM Hepimiz Ölecek Yaştayız.
Ben put muyum İbrâhîm, bu kadar kırılmaya değecek yüreğimdeki çatlaklardan sızan ışığı hangi çekiç susturacak hangi inanç beni taş sanacak ellerim dua değil de yalnızca suskunluk mu taşıyor İbrâhîm Ben […]
bir kuş kanat açtı uçtu üstümden sesini duydum yeşil tüylerin koştum ardı sıra başım yukardadağlar ayaklarımda çakıl taşları ve toprak altımda kaynayan ateş güneş tepemizden inmedi bir gün kuş […]
Sinema tarihinin ilginç paradokslarından biri şudur: Bir film ne kadar çok ödül alırsa, izleyicinin beklentisi de o kadar artar. Beklentinin yükseldiği yerde çoğu zaman sinema […]
Arapça’da şehir anlamına gelen kelime kökünden türeyen Medine isminden Osmanlı Türkçesi’ne intikal eden medeniyet kelimesi, Sezai Karakoç’un düşünce ufkunda yalnızca yerleşik hayatın adı olarak kalmaz; […]
Bir Kadın, Bir Ödül, Bir Direniş: Maryam Afshari’nin Altın Palmiye Yolculuğu Maryam Afshari Lokman Baybars: Maryam Hanım, öncelikle sizinle röportaj yapma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. […]
Çölün Eşiğinde Bir Köprü: Oliver Laxe’in Sirât’ı Filmi izledikten sonra “Ne oldu?” sorusundan ziyade, “Ben ne oldum?” sorusu kaldı aklımda. Filmdeki olay örgüsü sanki insanı dönüştüren bir […]
“Yüzü olan birini öldürebilir miyiz?” Cafer Panahi’nin “Sadece Bir Kazaydı” (It Was Just an Accident) filmi, ilk bakışta basit bir intikam gerilimi gibi görünebilir. Bir […]
“Sanatın en keskin dönüşümleri, çoğu zaman bir eşikten değil, bir aralıktan geçer.” diye düşünen Marcel Duchamp, bu fikrinin adına da ipince: “Inframince” diyor. Marjorie Perloff’un […]
Vildan Külahlı Tanış’ın Civarda Kaybolanlar adlı öykü kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı. “Bıraksalar sonsuza dek orada duracak.” Okurun ilk olarak Çizgide Bir Kukla ile tanışıp […]
Çocukken ninem anlatırdı hayatını, gençliğini. Hayatını anlardım ama yaşadıklarını anlamam için yetişkin olmam gerekiyordu. O zamanlar gitmesem de bir köyümün olması beni mutlu ediyordu. O […]
İyilik ve kötülük ile sınandığımız bir yere geldik. Neden geldin, niçin geldin bunu burada bilmekte nâmümkün. Kötülükte iyilikte rengârenk paketlere sarılmış durumda nedendir bilinmez, ancak […]
Bilmem bu asrın sonu nerededir Gel yanı başıma sevdiğim Gözlerimiz baksın birbirimize Ruhumuzu teslim edelim Ellerin ellerimde olsun *** Sana bir adım bile uzak kalmak […]
İnsan zihni, çoğu zaman farkına varmadan, sessizce inşa edilen bir kale gibidir. Çocukken dinlediğimiz masallar, ezberimize nakşedilen şiirler ve dilden dile aktarılan hikâyeler; yalnızca hayal […]
Edebiyat ile sinema arasındaki ilişki üzerine düşünmek, yalnızca iki sanat dalını karşılaştırmak değildir; aynı zamanda insanın dünyayı kavrayış biçimlerini sorgulamaktır. Çünkü anlatı dediğimiz şey, özü […]