Bülent Parlak’ın Yalnızlığın İcadı (1984) Kitabından Alıntılar

“İlahi adaletin sağlanması için içimizden birilerinin haksızlığa uğraması gerekiyordu. El kaldıran ben oldum.” Giriş

“Bir hüznü en iyi anlatan şey sessizliktir.” s. 9

“Savunanlar yenilgiyi baştan kabul etmiş olur. Bunu anlamak benim için erken, insanlık için bir fazlalıktı.” s. 9

“Kendini iktidara koşulsuz teslim edenler asılmasalar bile itibarları her gün çarmıha gerilir.” s. 21

“İnsanlar saçmalamayanlardan kesinlikle korkmalı, saçmalayanlardan değil.” s. 22

“Yeni bir gitmek bulmalıydım.” s. 22

“İnsan gittiği her şehirde kendini daha cesur hisseder. Kimse tarafından tanınmadiğinin verdiği güvenle daha beyzade, daha çapkın, daha mütebessim olur.” s.24

“Benim hayatım güneşin uğramadığı kiraz bahçelerine benziyor.” s. 27

“Kıskançlığın temel prensiplerinden biri, karşınızdakinin sahip olduğu her şeyi küçümsemektir. Küçümsedikçe sanırsınız ki size ait olanlar, karşınızdakinin sahip olduklarıyla eşitlenir. s. 29

” Yanlış bir affetmenin bazen cinayet kadar kötülüğü olabilir.” s.31

“İyilik yapılacak adamları, kötülük yapılması gereken adamlardan daha fazla titizlikle seçmem gerektiğine o gün karar verdim.” s. 31

“Çünkü ben, kaç yıldır silinmemiş bir pencere camı gibi hep bir gün beni sever diye bekleyip durdum, sonunda benden gideni.” s. 32

“Matematiği bilsen, ölen üç çocuğun yaşlarının toplamının on beş ettiğinin ne demek olduğunu o zaman daha iyi anlardın.” s. 33

“İnsan yola koyulunca ne çok dökülene rastlıyor.” s. 38

“Senin yalnızlığına maya çalan da bu soğuklar oldu.” s. 39

“Kimileri, başlarına sürdükleri karanlıkla oturur.” s. 39

“Bir ah’ın uzatacak ayakları yoktur.” s. 40

” Gidecek yeri olmayanların kaldıkları yerde mutlu olduğu görülmemiştir.” s.40

“Küçük olmanın en büyük şanssızlıklarından biri; el tutanların, onları bütün sevimli şeylerden çekiştirerek uzaklaştırmasıdır.” s. 41

“Köyde yaşayanlar için lokantada yemek yemek o kadar önemlidir ki; ancak köyde yaşayanlar bilir.” s. 42

“Hayal çocukların olsun, kırıklık büyüklerin.” s. 43

“Ömrünü aşkta ve yoksullukta kaybedenler suça bulanmadan uslanmazlar.” s. 45

“Herkesin razı olduğu bir haksızlığa razı olmak kolay değildir.” Ara Giriş

“İnsan içine sığmadığı bir şehrin neresinde olur ki? İnsan, içine sığmadığı bir şehrin hem her köşesinde oluyor hem hiçbir yerinde.” s. 45

“Benim hükmüm bu şehre geçmiyor” s. 46

“Belki fark etmişsinizdir; oysa düşünmek olmasa ne kadar mutlu olacaktım dünyada.” s. 46

“Ne kadar geç kalırsak kalalım hepimiz kıyamete yetişeceğiz.” s. 47

“…fotokopiyle çoğaltılmış sabahlarda…” s. 48

“Nereye gidiyoruz?” diye sorulmaz arkadaşlıkta.” s.50

“En çok kıyameti ertelerdim onu gördüğüm vakit. Onu gördüğüm vakit dünyada yer kalmazdı kimseye.” s. 56

“Gitmenin en güzeli artık hiç haber alınmamasıdır.” s. 60

“Sevdiklerinden kendilerine miras olarak boşluk kalanlara hayat haciz getirmiştir.” s. 61

“Seyyahlığın çıraklığı olmaz.” s. 61

“Kederden geberen adamlar sevilir ama onlarla asla evlenilmez.” s. 62

“Yüzüm, çekim hakkını kaybetmiş bir fiil kadar donuk, içim Rus ruleti.” s. 65

“Zihnim abaküsle tanıştığı ilk andan itibaren dağınık.” s. 65

“İçi tanrılaşmaya meraklı olanların yüzüne yağmur fayda etmez.” s.65

“Annemi yanıltmamak için adam olmadım.” s. 66

“İnsanın en büyük hevesi, karşılaştığı son hevestir.” s. 69

“İnsanin içini sona yaklaştıkça, tuhaf ve anlaşılmaz bir hüzün kaplar.” s.69

“Oysa bu şehre ben elim boş gelmemiştim.” s. 74

“İki beden büyük gelen hayatı ben iyi bilirim; ama intihar, sandığın gibi genetik değildir. Ve terziler, hiçbir ölümü güzel dikemez.” s. 76

“Şiirlerini bozdurmaya giden bütün şairlerle bir gün bir araya gelsek diyorum.” s. 77

“Şaire babasından önce ölmek yakışmaz.” s. 77

“Piknikler, babalar varken anlamlıdır.” s. 78

“Hiçbir merhamet gösterisi acıyı hafifletmez.” s. 81

“İşte o zaman anladım ki hayat, bulmaca çözenlerle ölümü bekleyenlerin arasındaki o ince çizgiden ibaret.” s. 83

“Babamın ölümünü siyah beyaz hatırlıyorum. Annemin ölümü ise tören eşliğinde oldu.” s. 83

“Yoksulluk kışla başlar ama yazla bitmez.” s. 88

“Hiçbir yoksulluk mevsimden mevsime değişmez.” s. 88

“Yağmurun hakkı çarpsın sizi.” s. 89

“Can sıkıntıma iyi bak lütfen.” s. 91

“Uçak kaçırmak güzeldir ama treni kaçırmak çok romantiktir.” s. 92

“Allah’ım benim mi bu çizgili pijama?” s. 92

“Üç cumaya gitmezse kâfir bile olamaz Yahudi.” s. 92

“Kadın en çok suça benzer.” s. 93

“Allah’tan başka her şeyden korkuyorum.” s. 93

Neslihan Haspolat okudu, hazırladı.

İZDİHAM

İzdiham'ın 44. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın