Pir Sultan Abdal, Ölüm İle Ayrılığın Elinden
Gelmiş iken şu dağları gezeyim Ölüm ile ayrılığın elinden Dertsiz bulamadım derdim yanayım Ölüm ile ayrılığın elinden Yaz gelince bulanayım coşayım Elim ile mezarımı eşeyim […]
Gelmiş iken şu dağları gezeyim Ölüm ile ayrılığın elinden Dertsiz bulamadım derdim yanayım Ölüm ile ayrılığın elinden Yaz gelince bulanayım coşayım Elim ile mezarımı eşeyim […]
gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğime bir dans, bir dinginlik çemberi zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan gözlerinin her zaman […]
Tanımadığım bütün kadınlar adına seviyorum seni Yaşamadığım bütün çağlar adına seviyorum seni Enginlerin kokusu sıcak ekmeğin kokusu adına İlk çiçekler adına eriyen kar adına İnsanın […]
Kimseler bilemez beni Senin beni bildiğin kadar İçinde yanyana uyuduğumuz Gözlerin Benim insan parıltılarıma Dünyanın gecelerinden daha iyi bir gelecek hazırladı İçinde uçtuğum gözlerin Yolların […]
Sen yokken ben faili meşhur birçok olaya karıştım güzelcik; Bir hırsızlık çetesinin azılı iki elamanını dizlerinin üzerine çökerttim. Dur ihtarına uymayan Ve plakları alınamayan otomobilleri […]
Beni fişlemişler anne. İçinde İslam, devrim sol ve örgüt geçen devrik cümleler kurmuşlar hakkımda. Sahi bunları sen bilmiyorsun değil mi? Boş ver. Bilme daha iyi. […]
Sorsalar bende neler yorgun Yüzümde bir yerde saklı Yolun başıymış, sonu belli gibi Bahçe temizliyorum, yağmur yağıyor Aldım artık o derslerimi Yok yazılmışım üç kasımda […]
Bir yazı daha yumrukluyor buzdan ellerim Sönen lalelerden ve aradığım şeyhten Payıma düşen baş ağrıtan bir lodos oldu, kesilmedi ama sesim Çünkü bilirim sonbaharın sakladığı […]
Baharlar gelecek ama önce dinle Geçmişini ödünç ver bana Bu asla romantik bir talep değil Çünkü sana kıştan bahsediyorum Kış bu Doğanların daha çok öldüğü […]
Sen, bir türlü kapıma dayanmayan kış Hem güçlü hem yitik, hep beyaz hep yarım Resim bilseydim seni işsiz piyanistlere anlatırdım Sonra operalara inerdi kaşların, hepsi […]
Yediğin içtiğin senin olsun Kördüğümlerini anlat. Susup da suya koysam bir kağıdı Yolunu bulabilir mi su, okuyup Üfledim ve söndü koskoca bulut Bir umuttur ölmek, […]
Tıp genetik der, ben derim cinnetlik Dinlediğim derdin yarısını söylemem Zaten hayat herkese başka şarkı söyler Hep bunlardan lansor’a müptela midem Aç karnına günde iki […]
“Gönül nedir bilene gönül veresim gelir Gönülden bilmeyene hissiz diyesim gelir.” – Sadettin Kaynak, Nihâvend (Eda Karaytuğ’dan dinlemek gerektir.) Ayaklarımda son abdestimden kalan Hem yumuşak […]
Sen her gün köşe başlarında Yırtık urbanla kirli ellerinle Avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu […]
Niçin sürgünsün şair yaşadığın toplumda? (1) Işıksız bir karmaşadır siyasal partiler, Bir yararı olur mu şu tasasız ruhuna? Çiçeğe durmuş şiirin sararıp soluyor; O boğucu, […]
Değil mi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım […]
Yaşamak istiyorum Yaşamak istiyorsun Yaşamak istiyor Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum. Ama böyle dünya olur mu? Böyle barış olur mu? Böyle hürriyet olur mu? Böyle […]
Bir kuştüyüne değip de berelenmeden Bir güz yeşilinde örselenmeden hiç Çayırın acı yeşillerine uğramaksızın Hırpalanmadan gün ışığında Papatya kokularıyla ırgalanmadan Sen yine orda mısın demeden […]
Aşksa bu, ben buna varım, günlerim sığı; Gündüze dek kalasın diye sevdim seni geceden Eşcilim ben, ben buyum, ne güzel huy bu; Bir hız gelsen, […]
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda Denizler bir mavilik edindi günden Seher yeline uyup kuşlar yerinden uçtu Bu türküyü dinlemeyecek misin Hadi uyan Aydınlığa çık da […]
Çocukken, Çoğu kez bir Tanrı kurtarırdı beni Bağırışlarından ve sopalarından insanların, Sonra oynardım güzelce ve güvenle, Korudaki çiçeklerle, Ve havası göklerin Oynardı benimle. Ve nasıl […]
biliyorum bu vakitte bana ne söylemek istediğini – söyleme! gör kararan zeminini küçük gölün ve telaşını dümdüz bulutların ihtişamlı ve kapkara – söyleme! bu gece […]
Mevsimidir, bakır heykeller yağmurla yıkanır Ebabiller henüz görünmemiş gök tekinken Harlemli zencilerin glikoza batmış saçları için Mimarı için seni sende ayakta tutan direğin Çatlamaz kubbelerin […]
Hayriye Ünal şiiri. biri var burada sadece biri herhangi biri gibi bak ona sadece bak ona ve bakmaktan sakınma o bir rüşeym ama kendini duyuyor […]
İyi değiliz gözlük bak durmadan kırmaya çalışıyorlar bizi hiç iyi değiliz iki gözüm, bende can, sende cam bırakmadılar, daha kırılacak ne varsa bizde, gözlüğü olmayanlar […]
o bir çay istemişti, trenin içinde biz tren yolcusuyduk, çölün içinde ben yalnız kalmıştım, senin içinde oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni! aşkı geçtik, gözlerini […]
gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak sen bir şehir olmalısın ya da nar belki granada, belki eylül, belki kırmızı gövden ruhunun […]
Kar yağdı durmadan üç gün üç gece, Tıkandı geçitler yollar kapandı. Yalnızlığın buzdan çetelesinde Kimseler umursamadı karı. Yüzlerinde iğreti bir kibirle Hep düşürmekten korktukları, Dalıp […]
saçlarında şimşek parçaları, dilinde kırağı, sen kimin yetimisin, kimi bekliyorsun durduğun yerde? sağır bir günün sonunda dilsiz bir gece sarıp sarmalıyor seni, gökyüzü gıcırtıyla kapanıyor […]
Durmadan avuçlarım terliyor, İnildiyor ardımdan Girdiğim çıktığım kapılar. Trenim gecikmeli, yüreğim bungun, Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar. Ne zaman bir dosta gitsem, Evde yoklar. Dolanıp […]
Çamurlu bir kapı, üstünde bir değirmi delik; Önünde tahta mı, toprak mı? sorma, pis bir eşik. Şu gördüğün yer için her ne söylesen câiz; Ahırla […]
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince heyhat, Günler şu heyulayı da, er geç, silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma, Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir? Mehmet […]
ey sürüden arkaya kalmış yiğit arkadaşın gitti haydi sen de git bak ne diyor ceddi şehidin işit haydi git evladım uğurlar ola haydi git evladım […]
“Şapka inkılabımız vesilesi ile” Genç zabit kafasında bir manifesto Kinci Mahmut bakımından gayet kırmızı İki, Padişah Efendimize gavur diyenler vardı Kendileri darül-acezeyle el ele ağzımın […]
‘bir yerlerde bir delikanlı var akciğerlerini yiyen’ çünkü utanç geçilebilir bir yoldur tabut en sadık ahşaptır sade ve kullanışlı bazı sakar kuşlar vardır gökyüzünü eskiten […]
Hastaneye kar yağıyor Bu bir şiir sayılabilir Çünkü gözlerim terliyor Camdan soğuk bir gündemle toplanan Üşüyen serçelere bakarken Sırlı kalmış bir sigara ciğerimin sonuna yaklaşıyor […]
Kendimin tanıdığıyım uzaktan Babamı hiç anlamıyorum O cığara içtiğinden beri Annem hep öksürüyor Olmayan bıyıklarım sararıyor Sarı saçlı kadın Kırık kaburgalarım olarak Rüyama düşüyor Telefonları […]
bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen çoktan biliyoruz ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak […]
bir şey yapılması gerektiğini ve de hemen çoktan biliyoruz ama daha erken olduğunu bir şey yapmak için ama artık geç olduğunu bir şey daha yapmak […]