Federico Garcia Lorca, Ölü Çocuğa Gazel
Her akşamüzeri bir çocuk ölür, Her akşamüzeri Granada’da. Her akşamüzeri yerleşir de su Dostlarıyla konuşur baş başa. Yosundan kanatları var ölülerin. Bulutlu yel ve duru […]
Her akşamüzeri bir çocuk ölür, Her akşamüzeri Granada’da. Her akşamüzeri yerleşir de su Dostlarıyla konuşur baş başa. Yosundan kanatları var ölülerin. Bulutlu yel ve duru […]
Ama nereye bakacağım? Birdenbire yalnızlık düğünün ortasında Havada el, dudakta gülüş ve bomboş Nereye bakacağım? Hep yeni hep yeni olması gerekli Dönüp yeniden yenilmek, çünkü […]
Sone 88 Gün gelip artık bana değer vermez olduğunda, Senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım, Hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana; Haksızlık etsen […]
II. Richard, sahne II. Bir sürü nesneye böler bütün olanı Düzgün bakınca karmaşadan başka bir şey Görünmeyen ama yamuk bakınca biçimi Ayrıştırılabilen perspektifler gibi: […]
Allen, sadece bir sinemacı değil aslında. Kendisi aynı zamanda bir yazar. Yaşadığından daha çok bilir birçok şeyi. Gazeteler yine UFO’lardan sözetmeye başladı, onun için bu […]
Woody Allen kalbi temize çalan bir insan. Simmias : En bilge filozofumuz korkak mı? Allen : Korkak değilim. Kahraman da değilim. İkisinin ortasında bi yerdeyim. […]
Kendi urganını geren bir spiritüalist olarak seviyorum seni Hergün Ama her/gün Diline kürtçeden çevrildiğimden anlam veremiyorsun bana Emanet gibi geliyorum aklına Bahar nezlesi gibi Çiçek […]
Dursun Ali’yi mi sordunuz nevşehir’den, dışardadır, almanya’da “karanfil suyu neyler”i söyler durmadan nevşehir koca bir şehir, bakmadan kim geçebilir yanından Seyfettin’i mi sordunuz, dışardadır, almanya’da […]
her şey akıp gider oh onlar birer ayçiçeğidir yüzler güneşe ve aya dönen hep güneşe ve ben ruhçulara göre şaşkın zevcelere göre alkoliktim […]
hızla gelişecek kalbimiz kalbimiz hızla. sürgünlerin umutsuzluğunda kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar farksız çarpanların umutsuzluğunda ve köprü başlarının umutsuzluğunda ve köprü başlarının umudunda. sular bitse bile, […]
bir gün, bir yağmurla garip garip -Çoluğu çocuğu terk edeceğim.- Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım Alıp başımı gideceğim. Asır yirminci asırdır, amenna Bir yanımda sevgilerim, […]
Halbuki birçok şey söylenebilirdi. Yadsınırdı örneğin. Ben vurmadım denirdi. Yalvarırdı, kaçardı hiç değilse insan. Türkü bile çağırabilirdi. Herif sokağın ortasında yatıyordu. Kan içimde yatıyordu. […]
Bu kıvırcık ateşten yalanlar 300.000 Kimi sularca inanıyorum kimi zulüm yakıcı Çocuksu, deli deli zincirler boğuntusu gök Elimde kolumda senin seslerin var gel de aldırma […]
işte bu ellerimle yalnızım işte bu inanmazsan bak bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun uzakta mısın sen misin […]
Sularsa akmak birgün birgün birgün Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün Birgün birer dağlara Ah […]
Hatırlarım bir akşam bir yokuşa durmuştum; İri atlarımız macardı, dantellerimiz alman… Ne Göksu’da bülbül dinlemek ne Abdülhak Şinasi Bey… Ipılık bir sevgi geçerdi ara sıra […]
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran […]
Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o Ben’im. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim […]
(Naci’ye ağıt) Ben alır başımı giderim bir gün Ege adalarına şarap içmeye Oturup güngörmüş pazarlarla teslis konuşmaya Ve bir rüzgar koklamaya üçyüz yıl gelecekten Çocuklarımız […]
Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin Birde bu terli karanlık Sonra bir şey daha var muhakkak ama adını bilmiyorum Nereden başlasam sonunda o ışıkla […]
tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan ya da çok iyi bir şiir yazsan bir saatin aralıksız işleyişi bir çocuğun bir sokak kedisini […]
Ölümden çok korktuğum halde, kendimi hayattan koparmamak için çeşitli çarelere başvurmam gerekiyordu. Bu ruh hali benim de kendini şöyle gösteriyordu: Bu hayat, birinin bana oynadığı […]
Kültür endüstrisi terimi yanılmıyorsam ilk defa 1947′de, Amsterdam’da Horkheimer’la birlikte yayımladığımız Aydınlanmanın Diyalektiği’nde kullanıldı. Müsveddelerde “kitle kültürü” terimini kullanmıştık. Fakat daha sonra, yandaşlarının işine gelecek […]
Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur. Kültür bir şeye cesaret edebilme sorunudur. Okumaya cesaret edebilme, bir görüşe cesaret edebilme, görüşlerini […]
yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Çıldırmanın beni ne kadar ilgilendirdiğini bilmiyorum, bu yüzden onu kendi kafamda ve […]
Ben bendim. Zaman, yaşanmış zamandı. Bir kaç yaşanmamış gün de eklenmişti bu zamana. Kemerle bağlanmıştım. Acılarım vardı…” (s.12) “Beni öldürdüm, her insanı öldürmek kanısı ile […]
o kahkayla güldüğünde, onun kahkahasına bulaştığımın ve onun bir parçası olduğumun farkına vardım, onun dişleri yalnızca rastlantısal yıldızlar olduğu zamana kadar, talim yapan bir manga […]
“Yalnız tek bir merkez olsa da, insanların çoğu kendi merkezlerinde yaşar”. (Heraklit) Şimdiki zamanın ve geçmiş zamanın Her ikisi belki de içindedir gelecek zamanın, Ve […]
Bu hiç bir şey değil!” diye bağırdı öküzünkiler gibi yuvarlak gözlü , şimdiye kadar hep köşede, pencerenin kenarında oturup, sigara içerek bizim hırsızlık ve […]
Bir tırtılın ağır ağır ilerleyişi, kimi zaman bir dağ şeklini alması. Ruhumun besbelli görünme çabası gözlerini ovuşturması,gülümseyişi. Amenna! Bir yanardağ kümesinden, beraberinde getirdiği soluk isleri… […]
Başı boş gezinen mecallerdi gördüklerim Marifetler kibirlenip,ihtilâli yaşatmadan ellerime. Köhne ruhların gülümseyen sahtelikleriydi Gerçeğe kanıp yalana aldanmayışım. Sürgün hayatlarda memleket özlemi gibi buruktur âmâların bakışları […]
Kimse inanmaz Benim hafif-makineliyle öldüğüme Veya ayrıldığıma dünyadan Benimde başkentte bi odam Şiir kitaplarım Üniversitede adım Ve arkadaşım vardı Ünüm de olurdu Yaşasaydım Salah Birsel […]
Ben piyano çalıyorum sen orada kaç yıl Saçlarını at sevmeyi değiştiriyor çünkü Ellerini at gözlerini at dudaklarını at yoksa Ben seni okşuyorum senin esmerliğinle yoksa […]
Herkes sek sek yürür Ben yalınayak koşarım Herkes gülerken ağlarsa Ben ağlarken gülerim Asık suratlara değil Anaç kikiriklere bayılırım İçim ahu gözlüdür Her şeye aynadan […]
Ecel tuzağını açamaz mısın Açıp da içinden kaçamaz mısın Azad eyleseler uçamaz mısın Kırık mı kanadın kolların hani Aç mısın yok mudur ekmeğin aşın Odan […]
karım anlamıyor beni. direksiyonda karşı yönden gelen biri ile gözgöze geldiğimde başımla selamlar veya el sallarım bazen. içimden gelir. “gerçekten tuhafsın,” der karım. süpermarketteki kasiyere […]
Efendimiz dinlen artık, yorgunuz yorgun, Duyalım biraz da rüzgârların parmaklarını Üstümüzü örten şu durgun Yaş kurşun gibi ağır kapaklarda. Dinlen artık kardeş, gün ağarıyor bak […]
Gel, bizden iyi olanlara acıyalım. Gel, dostum, hatırlayalım: Zenginlerin uşakları var, dostları yok; Bizim dostlarımız var, uşaklarımız yok. Gel, evlilere, bekârlara acıyalım. Küçük ayaklarla girer […]
Bir İmparatorluk Övgüsü- Bu öyle bir şiirdir ki, Kral Beşinci George, beni Buckhingham Sarayı´nın avlusundaki fıskiyeye zincire vursaydı ve istediğim yemeklerle, kadınları bana ihsan buyurmuş […]
I. Taşları eriterek önümüze döşüyor, yürüyüp gidiyoruz “_ Son oyalanmasını göstermeyi kim keşfetmiş ilkin? _ Çok köke inen bir soru bu, binayı çökertir, kovun bunu…” […]