Ahmet Fırat Yaşar, Kendi Urganını Geren Spiritüalist

Kendi urganını geren bir spiritüalist olarak seviyorum seni
Hergün
Ama her/gün

Diline kürtçeden çevrildiğimden anlam veremiyorsun bana
Emanet gibi geliyorum aklına
Bahar nezlesi gibi
Çiçek adları gibi
(polene alerjin vardır)

Kendi urganını geren bir spiritüalist gibi değil
Ölüyorum bugünlerde
Diline kürtçeden çevriliyorum
Bana dilin dönmüyor
Seni anlıyorum
Fakat konuşamıyorum
Karşında matematik sembolleri gibiyim
Adın çarpım tablosunu kaldırıp çarpıyor suratıma
x i nerde görsem tanıyorum artık

Gülme ama sen kümeler deyince kümes geliyor aklıma
Köylü kalıyorum senin ‘şehirli merhamet’in karşısında
Okumuş adamın merhameti de bir başka oluyor
Ama onları anlamıyorum
Güneş gözlüğüyle bakıyorlar güneşe
Batının iyi yanlarını alıyorlar
Kendi dillerinde ölüyorlar
Anlamıyorlar ama konuşabiliyorlar

Ne onlardan ne benden
Kimi görürsem ayna karşısında
artık
Haşyetle bakıyorum
Aklım kaçmayı düşünüyor

Yaşamaya çalışıyorum sade
Her/gece ölen spritüalist gibi
olsa
da

Ahmet Fırat Yaşar
İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın