izdiham Yazıları

Mustafa Ruhi Şirin, Yıldızlarla Yürümek

Saklambaç oynarken vurulduğum Çıkmaz sokak Benden Filistin’e kalan tek süs Annesinden çalınan bebeğin Sesine benziyordu o sabah Göklerden bakınca Kudüs Hepsinde aynı beyaz küçük el Kimdi ışıktan çemberleri çeviren? Nasıl da duyuyorum sevinçleri! Yerken aynı ağaçtan ayrı renkten kirazları Beyaz çiçekler uçuşuyor bahçemizde İsim ağacımsa rüyalarca güzel Geceler de mavi …

Ali Hikmet Eren, Restore

1 hangi ayin temizlerse beni, oradan başladım yıkıntıma. kimse kalmadı içimde, az kaldı tırnaklarımı yemesem, tutunacaktım, gazeteler intihar dedi, ben yalanladım 2 yani ben yoksam, ceplerinizde yoksam, ihtimal kurbağa cesetleriyle başlayan çocukluğuma lastik ayakkabı arıyorumdur, yorgun bir sürüngenin uçmak olan intiharından- Ali Hikmet Eren, Kül 29 İZDİHAM

Salih Bölükbaşı, A ile Başlayan Acılı Kebaptır

Sabahın altısında alarm çalıyor. Üzerinde kırk yılın yorgunluğu ile uyanıyorsun. Daha kainat uyanmamış. Evde herkes uyurken sen sessizce evden çıkıyorsun, çocuklarını bakışlarınla okşayarak. Havanın soğukluğu kapıdan adımını atarken yüzünü yalıyor. Ekmek parası dedikleri bu olsa gerek. Yüzüne vuran soğuk her sabah. Otobüsün gelmesini dört gözle bekliyorsun, ellerini ovuştururken. Otobüste Allah, …

Dünya Malatyalılar Günü İçin Yazarlar ve Şairler Ne Dedi?

Malatya’ya ne kadar uzun bakılacaksa o kadar uzun baktım. // Edip Cansever Pazarda kaybolan çocuğunu bulunca sevinçten dövmeye başlamak bir Malatya töresidir. // Ahmet Hamdi Tanpınar Siz Elazığ’a güvenirsiniz ama cenazenize Malatya gelir. // Edward Said Malatya’yı öteden beri severim, hem insan birini sevince, olduğu gibi sever, olmasını istediği gibi …

Enver Gülşen, ‘Çıkarın Bizi Buradan’ ya da ‘Korona Çağı’nın İşaret Ettikleri Üzerine Kimi Filmlerden İzler

Bu badireyi atlatırsak, gelecekte bu ayları sanırım “Korona Çağı” olarak adlandıracağız. Önemli bir kesişimin yaşandığı milat… “Önce”nin, biz göremesek, akledemesek de, “ertelenmiş şu anın” tüm emarelerini verdiği ve “dondurulmuş şu an”da geleceğe dair umutlarımızın tükenmeye yüz tuttuğu bir kesişimin başlattığı çağ… Kimimiz yaşlılarımıza bir şey olmasın diye, kimimiz can korkumuzdan, …

izdiham.com’da Tüm Zamanların En Çok Okunan Metinleri

Son dört yılda (1 Mart 2016 tarihi itibariyle) izdiham.com’da okuyucularımız tarafından en çok okunan ilk on metin aşağıda. izdiham.com internette en çok arama sayfalarından ziyaret edilmekte. Ziyaretlerin diğer kaynakları da sosyal medya hesapları. Bu tür değerlendirmeler objektif değildir, doğru da değildir. Çünkü iyi bir seo çalışması ile istediğiniz metinleri öne …

Feyza Özcan, Beni Kör Kuyularda Kitabını Değerlendirdi

 Her sabah umutla uyanmanın, her gece cehenneme uyumanın hikayesini anlatıyor Hasan Ali Toptaş. Bir babanın kurtuluşa dair tükenerek devam eden, bizi eşiklerde oturtan, içimizi delip geçen, içimizi ezip geçen, içimize ince bir sızı.  Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir sabah Güldiyar, narin bir dal gibi sallanıp günlerce kalkmayacağı minderine …

Arthur Schopenhauer’in Hayatın Anlamı Kitabından Seçtiklerimiz

Her tatmin edilmiş arzu bir yenisini doğurur. (s.9) Bu hayatta her şey dünya mutluluğunun boşa çıkmaya yahut bir vehim olarak anlaşılmaya yazgılı olduğunu ilan eder.(s.9) …içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri döndürülemezdir.(s.10) Kişinin arzularının peşinde koşup durduğu şeyler sürekli olarak onu aldatır, yanlış yola …

İki Şehrin Hikayesi Kitabından Alıntılar

*Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana – sözün kısası, şimdikine …

Mustafa Kutlu, Kalbin Sesi

Ne çocuklarımız, ne torunlarımız bakır mutfak eşyalarını tanımıyor. O kalaylı tasları, tencereleri, tavaları. Hiçbiri kalaylı bir maşrapadan kaynak suyu içmedi. Bakır eşyalar onlar için artık bir aksesuar, bir süs unsuru. Oysa vaktiyle o tavalar, o tencereler kimlerin elinden geçti? Kaç gelinin, kaç dedenin, kaç babaannenin bir ömrü dolduran hatırasını taşıyorlar? …