Zeki Bulduk’un Sevgili Mayakovski’sinden bölümler

-Biz hasreti sırtımızda inatçı bir militanın parkası gibi taşırız. Buna gurbet ve Neşet Ertaş şahit.

-İnsan neden yüzünü görmediği bir insanın ismine sığınır.

-Acının kenarında durduk. Bir iki resim çekildik.

-Birileri var ki, demir çarık giyip demir asayı eline alıp yola düşmessen bulunmayacak birileri.

-Sahi Mayakovsky, bir şiir kaç hükümetten, kaç cemaatten, kaç bölücü örgütten daha güçlüdür?

-Senin sözlerindeki keder aşkına, bakışlarındaki delirmenin eşiğindeki adam aşkına, Lili aşkına Mayakovsky; nasıl yaşadın sen 37 sene, nasıl yaşayabildin?

-Sahi, Mayakovsky yoldaş, sen Lili’ye nasıl oldu da bir savaşın hercü mercü içinde aşık olabildin. O kirli, karanlık, puslu dünya içerisinde aşk nasıl araladı perdesini?

-Ölü ağızlara tatlının hasını versen kaç yazar. Ölü ağızlara… Senin dilin hep diri dostum.

-İşte ölüyorum, kimseyi suçlamayın bundan ötürü.

-Aşka kabiliyetin vardı. Kıskanılacak adamdın. Mızıkçısın oğlum! … Doya doya kıskanamadım seni

-Azeri ile Arap fena dalaşmışlar. Küfrün bini bin para… Lakin ne Arap Azeriyi, ne de Azeri Arabı anlıyor. Öyle ki bir ara Azeri iyice zıvanadan çıkmış: Ya hu ben herslendim, adama sövirem; o bana Kuran okupdur! demiş.

Şimdi ben hırslandım ya, sana kızgınım ya, neden canına kıydın diye arada bir celalleniyorum ya…Sanki duvara diyorum. Senden tık yok.

-Sevgili Mayakovsky, bir sofranın etrafında toplanan insanlar yemeğin verdiği iştahla toplanmazlar; onları bir araya getiren başka bir sıcaklık vardır. Sevgili Mayakovsky, sofranda Lili otururken sen iştahla bir tavuğu yiyebildin mi?

 

-Bir insan, yüreği avucunda bir insan bir ülkeden daha büyüktür. Kızının resmini kalbine kazıyan bir baba tüm iftiraları tarumar edecek bit tufan denli güçlüdür.

-Sahi sen hiç Lili’yi uyurken uzun uzun seyrettin mi? İnsan sevdiğinin uykusu olmak istiyor bazen.

-Bazen sigara gibi tükenir insan Sevgili Mayakovski. O sigarayı bir kere yakmışsan dönüşü yoktur. Eninde sonunda sönecektir.

-Afgan dağları kadar kadim sancıları olan insanlar vardır. Hiç doğum yapamazlar. O sancıyı ölünceye kadar taşırlar. Ölümleriyle sancıları biter, doğumu tamamlarlar.

-Bugün taaccübümden ölebilirim, bugün karşı-devrimci paralel çocukları bile affedebilirim. Kucağımda kanayan bir hançerle sonsuz uykuya yatabilirim.

-Sevgili Mayakovsky, yoksa sen kederinden değil; mahcubiyetinden ve mutmainliğinden dolayı mı vazgeçtin yaşamaktan? Bu sebeple mi ölmeye yattın?

-Sevgili Mayakovsky, dedim ya, kibrin kalbinde tevazuyla uyuyoruz.

-Dünyaya gelmiş olmanın fırsatçılığında talan ediyorlar tüm güzel bahçeleri.

-Artık yalan söyleme bana ey dünya!

-Tahran’da kör bir kız tanıdım. Hayatı boyunca seyredemeyeceği filmleri satıyordu iki tümene.

-Bu şehirde Ahmet Kaya dinleyen şoförlerle saatlerce yolculuk yapabilirsin. Ve bir gün bu şehre gelirsen, unutma Hüseyin’i mutlaka görürsün.

 

 

 

Feyza Özcan hazırladı

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: