Nergihan Yeşilyurt, Hırsızlarla Şairler Arasındaki Farklar

Roller:

Elif: Elif Nuray

Zeynep: Zeynep Arkan

Hırsız: hırsız.

Hırsızlarla Şairler Arasındaki Farklar*

Beni kim uydurduysa
göze alıyorum yurdumu.

Bir kere “ol” denilen rüzgâr
iki kere kapıyı çalıp kaçan çocuk
üçüncüsünde içimin sularını zorlayan sabır.
hiçbirinde aranmadı komşu deliller
Tanrı ile ilham arasında bir kelime yoktur oysa
bitişiktir anlamları birbirine
meleğin silkelemesi gerektir kendimizi
mısralar arasında bir ölüm gidip geliyor.

Niyetimin saçlarında, gözlerinde biriken kin
ellerini tutsan altı çizili kitaplar.
sanki hiçbir şey düşmemiş gibi gökten
bu yarım yamalak masallar
yüzünün biteviye yarısı fotoğraflarda
bölünmez bir utanma, şerh edilmemiş bir med-cezir
geri çekiliyoruz.

Takvimler külliyen karabatak
sesleri bölüp dokuduğunuz sözlerden hiçbir şey ayıklayamıyoruz
biz gündüz deterjan içip gece şarabî fısıldıyoruz
üzerinize afiyet gecenin minberinde dizlerimizi eskitiyoruz
bakıyorsun Elif, Zeynep:
şubat eksik olduğundan âhtır
ne diyeceğimi unutturuyor
dudaklar hayvan ödü, tanıtım bültenleri gibi kırmızı.
demem o ki burası yolun ortası
hepimiz idareliğiz, bir diğerinin yedeği.
böyle çevriliyor çarklar
biraz incik boncuğa benzetiliyor
şiire dizilen kahırlar
alınıp giyiniliyor, parasıyla değil mi
sırat-ı müstakimi kendine tercüme edemediğinden
insanlar sokağı
iç seslerin kapılara asıldığı dükkânlara boğuluyordu.

İhtiyaç dâhilinde pimini çekmek için elimde tutuyorum sivri dilimi.
makul gerekçelerin ipleriyle bağlamamış olsam içimdeki insanı
anlatabilirdim, farklarla aramdaki açmazı.
hırslarla yırtılmış göğün kırbaçlı tanrısı ile
beni tanıyanın aynı müstensihe ait olmadığını.
şimdi buradan sevgilime selâm söylemek istiyorum
izninizi de vizite kağıtlarından okuyabiliyorum
ölmekten korkan bir annenin şiiri tarafından kızartılan sağ yanağımla
bugünümü dünümden yıkan mor -mosmor- kaçışlarından.

Canımın suyundan geliyor
ilk boğulmalar, doğum masasından demirlere aşinâ başım
ile ben
ile şiir
ile hırsız
ile biraz Elif
nasıl da çoğulculuğunuzdan kırılıveriyor aklın çölünde ne varsa.

Kardeşimin astığı perdelerin ardında kalan bir şey miydi etik
-ki çok sevilir bu kelime yobaz değildir diye-
uydurduğum hayatların yarısından biraz koyunca insan imlasında para ediyorum
göze batmaz diye umduğum anda su basıyor tüm iyi saatte olsunlar hikâyelerimi.

Şairlerin bu şiirden farkı
hayatın ilişiğinde duran bir gülümseyen surat gibi
kaç dikiş gerekirse gereksin fotoğrafına
öncesini içinde düğümleyen.
hırsızın benden farkı yamuk gülerim ben.
içimden inilir kuş kanatlarına
içimden
bu yüzden kırılır aklımın uçuşları
yirmi dikişi benden.**

*Âh Muhsin Ünlü alınmasın.
**128 Dikişli Şiir’in 20’si bende Didem.

 

Nergihan Yeşilyurt

Mahalle Mektebi 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: