Yerlere Sığsam Burada Olmazdım

Üzerime grip geçirip çıktım sokaklarına şehrin. Her gelen otobüs trans geçti aldırmadım. Bir konserve kavanozu gibiydi dünya. Sıkıştıkça havası azalan.

Elimi havaya kaldırdım. Bir taksi durdu binerim sanarak. Bir martı dadandı parmaklarıma. Kırmızıya aldırmadım. Geçtim hayatın sol yanına.

Bir sıcaklık görür gibi oldum. Sarındım iyice soğukkanlılığıma. Ağzıma ne geldiyse sustum. Tuttum dillerimi. Ses etmedim yâra.

Cebimde bin yara döndüm köşeyi. Köşe beni döndü aslında. Ellerimi kaybettim derinliğinde hüznün.

Sonra gördüm. Akşam güneşlidir. Gemiler tek yolculu. İskeleler hep boş. Demir göynümü kanatıp durur. Sonra döndüm. Nefesim durdu. Ceplerime nefes için başvurdum. Kimseler yoktu.

Ayaklarım çıkmazında takılıydı sokağın. Gözlerim seni aradı. Çok kızdım onlara. Göz kapaklarımı zincirledim bir kilit astım ucuna, açılmasın için.

Harabeye benziyordu herkes. Ben olduğumu unutmuş olmalı dedim. Benim ben şey. Kimdim? Bilemedim. Ben ve bir boşluk engince sarıldı o âna. Sustu dünya beni dinledi. Dinleme dedim ama dinledi. Tersini sever her şeyin. Benim tersimi.

Gözlerimi bulutlarla doldurdum. Yağmursa hiç yağmadı. Kayalıklarda sabahlayan kediler teneke bağladı elbisemin ucuna. Yürüdüm tangır tungur. Yürüdüm bir ağaca tırmanır gibi. Yalpalamadan ama titreyerek.

Döndü dünya beş bin kez başımın etrafında. Başım güneşe benzedi. Ben hilale benzedim. Sonra yeniaya. Yeniayda tam bir ömür tükettim.

İşte o bir ömrün sonunda yazıyorum bunları. Beni bulama. Anlayama. Çünkü anlamak yanlış anlamaktan beterdir. Çünkü bir türküyü ağıt zannederken türkü olduğunu görmek depremdir. Yere bak, göklere yeter baktığın. Yere bak, çünkü orada son muradın.

Hatice Çay

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın