Tarihçi ve Sosyolog Kimlikli Yönetmen, Metin Erksan Sinemasını Okumak

Sinema yönetmenlerinin farklı yönleri vardır. Toplumların tarihsel ve sosyolojik çözümlemesini çoğu zaman, o toplumun yönetmenleri tarafından yapılmaları da mümkündür. Örneğin, Modern Avrupa düşüncesinden bahsedilirken, dönemin önemli düşünce adamlarının yanında Fransız Yeni Dalga’nın önemli yönetmenlerinden Jean-luc Godard’ın da adı her zaman anılmıştır. Yaptığı filmlerle bu düşünce gelişimine, halk bazında önemli yönlendirmeler yapmıştır. Bu durum Türk sineması için de bazı önemli yönetmenler için geçerlidir. Bu sürecin gelişimi için 1950’li ve 60’lı yıllar hep dönüm noktası olarak gösterilmektedir Türk sinemacılar tarafından. Çünkü kapsayıcı şekilde düşünen, toplum üzerine düşünen yönetmen profilleri bu yıllarda ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin sosyal ve ekonomik durumu sinemaya yeni yeni yansıtılmaya başlandı bu yıllarda. İşte bu ”tarihçi ve sosyolog” karakterli yönetmenlerin başında da Metin Erksan gelmektedir.

1929 yılında Çanakkale’de doğan Metin Erksan, Pertevniyal Lisesi’nin ardından, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Önemli sanat tarihçilerinin öğrencisi olan, bunun yanında Halide Edip Adıvar, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimlerden de ders alan Erksan, 1947 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde sinema yazıları yazmaya başladı. Metin Erksan’ın sinema macerası, 1952 yılında, senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı, Aşık Veysel’in hayatını konu alan “Karanlık Dünya” adlı filmin yönetmenliğinin kendisine teklif edilmesiyle başladı. Metin Erksan’ın filmlerinde özellikle üzerinde durduğu kültür kavramının ilk belirtileri daha ilk filminde ortaya çıktı. Erksan’ın, Karanlık Dünya filminde, toplumumuzun en önemli kültür unsurlarından biri olan Aşık Veysel’i en saf haliyle yansıtması, daha kariyerinin başında toplumsal yönetmen olma eğiliminde olacağını gösterdi. İlerleyen yıllarda da vereceği eserlerle, ulusal sinema-ulusal kültür kaynaşmasını en sağlıklı şekilde somutlaştırması bir tesadüf olmayacaktı. Sözü edilen yıllarda; edebi metinlerde, siyaset yazılarında ve sinemada çoğu şey dönemin ekonomik durumuyla değerlendirilmekteydi. Çoğu sanatçının doğrudan kör göze parmak sokarcasına anlattıkları bu ekonomik durum eğilimini Erksan, belirgin ama dolaylı bir hikayeyle anlatmayı tercih etmekteydi. Ancak bu şekilde toplumsal gerçekliği sinema sanatının gerçekleriyle anlatılabileceğine inanmaktaydı. Yine aynı şekilde dönemin birçok yönetmeni siyasi düşüncesini doğrudan anlatmayı tercih ederken, Erksan metinlerinde bu durum, yine daha sanatsal ve dolaylı yoldan anlatılım şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buna en büyük örnek olarak Acı Hayat filmi gösterilebilir. Erksan, filmlerinde verdiği derin siyasi mesajlar yüzünden her dönemin iktidarından ciddi baskılar yemiştir. Bu konuyla alakalı olarak; ‘Her iktidar bana düşmanca davrandı. Ama ben bir sinema yazarıyım ve sinema bir kültürdür.’ Sinemanın kültür ve sosyal değerlerden ayrı düşünülmeyeceğini aktardığı en net cümleleri bunlar oldu usta yönetmeninin.

Metin Erksan sinemasını doğru değerlendirmek için onun toplumla ve dünyayla bağlantısını doğru anlamak gerekir. Onun için yaşadığı dönemin temel doğrultusunu, ana özelliklerini tasviri bir biçimde de olsa ana çizgileriyle çizmek gerekir. Bu çizgisiyle alakalı olarak ünlü Türk yönetmen Halit Refiğ; ‘Erksan’ın tutkuları, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını meydana getirmektedir. Erksan, büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başarmış, kendi özel dünyasını kurmuştur.’ Çektiği filmlere kişisel tarzını yansıtan, eserlerinde onun imzası olarak nitelendirilebilecek üslup özellikleri seçilebilen, sanat yaratımından önce kendine ait bir sanatsal dünya yaratıp, asıl meydana getireceklerini de bu dünya içinde işleyebilen yönetmenlere Autheur Yönetmen denmektedir. İşte bu tanıma her haliyle uyan bir yönetmendir Erksan. Hatta öyle ki Türkiye’nin ilk Autheur Yönetmeni olarak nitelendirilmektedir. Autheur Yönetmenliği, sosyal konulara eğilimi, Türk Tarihine ilgisi ve her dönemi iyi çözümlemesiyle Metin Erksan, Türk Sineması için eşi zor bulunan bir insandır.

Cankat Koç

İZDİHAM

Kaynak: wannart

Eğer yeni bir şey başlatmak istiyorsanız her şeyi unutmak gerek. İzdiham yepyeni bir heyecan, tasarım, içerik ve estetik ile okurlarının karşısına geçiyor.

Türkiye’de yeni bir dergicilik anlayışının öncüsü olacak bir çalışma ile İzdiham bütün heyecanını ve her şeyi en iyi şekilde yapma düşüncesini bütün sayfalarına taşımış. izdiham dergi 41. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.



.

Bir Cevap Yazın