Mustafa Emeç, Kleptomani Dünyanın Cebinden Dökülenler

Bir sabah, sabahçı kahvesinde diye baş,
Başlamak diye bir bitirmek çalıyorum insanoğluna
Bir kaldırım dolusu ayak, sömürülmek için yine…
Yoksulluğun yok sayıldığı bir toplumda
Gayet tabiidir ellerin
Ellerin diyecek oluyorum, eller geliyor aklıma
Toplum safsatadır, sen bana bakma
Bir direkte lambada olur insan da,asılır insanda
Tanrım bizi rasyonellikten koru demek, çok rasyonel gelirdi oysa
Feryadu figan varmazsam şehre
Sabah 8 akşam 5’in sadece bir vakit ismi olduğunu kanıtlama çabalarıma say bunları
Politize edilmenin ne olduğunu sorduğun o akşama ya da
Musallaya inanmayan dirilerin, ölmüşlüğüne sığındığımdan beri
Mezar taşına yazılacak ismi kaydeden nüfus memurudur dünya
Ve anne, bir öksüz olma projesiyken
Adımız daima yanlış kaydolacak.

Histeri bir kadın hastalığı sayılmıyorsa artık antik çağda
Dünyaya fırlatıldık diyen filozofu asmalı bir kadının kundağına
Unutulan yerlerime abanan insanlığıma,
Sigara yakan bir çevreci kadar yorgunum
Mezar taşıdır, tektaş ve ismin yazılır
Bu, sevdiğine kavuşamamış sümerlinin son ağıtıdır
Ölüm her mevsim güneşlidir ve göz kamaştırır
Cenaze şölenlerinde takılan gözlüklerde kaldı yasımız
Her halk zengin uyak, fakir çocuk ikileminde kalmıştır
Söyleyecek çok şeyi olanlar şairler değil
Yalnız bürokratlardır
Gözlerin diyecek oluyorum, zemmeder beni alem
Elbette daha çok zafere şahit olan yerler kavuşmalar değil darağaçlarıdır.
Seni bir ben bilirim
seni ben, bir bilmem.

Mustafa Emeç

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın