Mesiha İrehan, Bütün Annelerin Türküleri Olur

Yağmurlu bir bahar sabahı pencerenin önündeki koltuğa oturmuş, puslu şarkılar dinleyerek sokağı izliyorum. Karşı binadan genç bir kadın üzerinde uzun mantosu elinde bavulu ile merdivenlerden iniyor, bavulunu arabanın bagajına yerleştiriyor.

 Arkasından tonton bir teyze hırkasının önünü iki eliyle birbirine kavuşturarak, uzaktan ne söylediğini pek duyamadığım ama anne tembihleri olduğunu tahmin ettiğim bir şeyler söylüyor sonra sıkıca sarılıyorlar birbirlerine. Kadın arabasına biniyor, son kez arabanın camından el sallıyor. Tonton teyze uzun uzun bakıyor arkasından, derin bir iç çekiyoruz aynı anda ikimizde.

Düşündüm de ben hep kalan olmuşum hiç giden olmamışım. Üstüne toprak, arkasından su döktüklerim, yolunu gözleyip el salladıklarım olmuş ama hiç biri geri dönmemiş. 

Ben hiç kapıda çalmamışım biliyor musun anne? Cebimden hiç çıkarmadığım anahtarımla açmışım bütün kapıları. Kısık lambalar gibi solgun siluetin geliyor gözümün önüne belli belirsiz… Yüzünü hatırlamak için eski fotoğraflardan medet ummak ne kötü şeymiş.

Hayata çatı katındaki ortasından ikiye çatlamış küçük bir pencereden bakıyor gibiyim. Büyük salon penceresinden bakan insanların arasına karışamadım bir türlü. Belki onlardan fazlasını görebildim ama onlardan biri olamadım. Hep bir eksik var bulamadığım.

Hiçbir yere ait hissetmiyorum kendimi Anne. her yer gurbet her yer memleket artık benim için. Bütün geçmişimi, çocukluğumu doldurdum küçük bir bavula kapının arkasında her an alıp gidecek gibi bekletiyorum.

Senin türkün çalıyor radyoda şu an. Bütün annelerin dertli türküleri olurmuş aslında onu fark ettim. Ne çok kızardım içten içe neşeli türküler dururken onları dinlediğin için. Benim de var, benim kızımda kızıyor şimdi. “ Kararttın yine perdeleri Anne “ diyor. Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyormuş.

 Babam evlenmedi senden sonra, kızlarıma üvey anne getirmem dedi. Sofralarımız, fakir yüreğimiz zengin büyüttü bizi. Bazı geceler uyanırdım; perdeyi aralamış, sokak lambasının aydınlattığı insansız kaldırımlara bakarak ağladığını görürdüm. Anneniz geldi aklıma derdi, küçücük kollarımın kavuşabildiği kadar sarılırdım. Sarılmanın acıları dindireceğine inanırdım çocuk aklı işte.

Güzel zamanların kadınıymışsın be Anne Sevdiği kadının yasını tutan, sevdasına sadık kalan adamlar bu devirde nerdee. Aynalı konsollardan Pazar tezgâhlarına düşmüş bütün SENİ SEVİYORUM’ lar.

 Şimdi bunları duyabilseydin eğer mutsuz olduğumu düşünür üzülürdün biliyorum. Mutsuz değilim de annem, şöyle dizinin dibine oturup sensiz geçen onca zamanı hızla geriye sararak ikide orta şekerli kahve yapıp kırk yıllık kimsesizliğimin hatırına içimi dökmek istiyorum. Yine Anneler günü geldi ve ben takvim yapraklarından çıkarmayı bıraktım. Çünkü o gün çocuklarımın takviminde öyle güzel bir yerde ki, onlara haksızlık ederim diye korkuyorum.

Mesiha İrehan

İZDİHAM

İzdiham'ın 47. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni sayıda ”Yaşar Ercan, Gündüz Vassaf, Gökhan Özcan, Yankı Yazgan, Ali Ayçil, Elif Aşiran, Dilek Kartal, Bülent Parlak, Turan Karataş, Seda Nur Bilici, Ahmet Aslan, Sulhi Ceylan, Sümeyye Dursun, Rümeysa Kocaman, Abdullah Harmancı, Hüseyin Hakan, Cüneyt Gönen, Yasin Kara, Ahmet Enis Gürcan, Akın Akaoy, Onur Bayrak, Bekir Şamil Potur, Enes Aras, Mustafa Toprak, Faruk Sarıkavak, Tuğba Karademir, Halil Ecer, Vedat Milör” gibi isimlerin metinlerine yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın