Mehmet Akif Demirelli, Tandır

“Allah insanı pişmiş (ateş ve hava) çamur
(toprak ve su) gibi bir balçıktan yarattı”
Rahman suresi 14

Tandıra selamla girer ekmek istersin, markete sepetle girer o ekmeği satın alırsın.

Tandır: ateş, su, toprak ,hava….

Tandır :yardımlaşma, muhabbet, sohbet…

Tandır, ülkemizde daha çok doğu ve güneydoğu anadoluda kullanılan daha doğrusu çok kısa bir zaman öncesine kadar aktif, şimdilerde ise neredeyse tamamen unuttuğumuz bir kültürün adıdır.

Tandırın sahibi kadınlardır. Hammaddesi topraktır. İnsanın özüyle akrabadır. Bu akrabalığı yalnızca özü sebebiyle değildir. O da bazısı gibi sinesinde kor ateşler taşır. Ama sadece kor ateş taşımaz elbetteki. Hem tandır önce o kor ateşte pişer. Tandır ustaları vardı eskilerde. Toprağını güzelce eler, kerpiç şekline getirerek birleştirir aşağıda hava alacağı yeri ve yukarıda ekmeğin pişeceği kısmı güzelce şekillendirir ve belli bir süre güneşte bırakırlardı. Benim hatırladığım ve gördüğüm son tandır ustaları hep yaşlı kadınlardı. Tandırın güneşte pişme işi bitince mahsül vermeye hazır hale gelmesi içinde birkaç gün ateş yakılır, bir de o ateşte pişirilirdi. Yani pişmeden pişiremezdi, insan gibi!

Tandır, sinesinde kor ateş dışında başka hasletlerde pişirir demiştik; yardımlaşmak, muhabbet etmek ve sohbet etmek gibi…Yeri gelmişken söyleyeyim kentli kardeşim; Sen, seni masa başındaki dört çatallı kültürün kurtaracağını sanırsın ama seni yer sofrasındaki Anadolu irfanı kurtarır. Yardımlaşmak demiştik. Evet, tandırda günde birden fazla kişi ekmek pişirmeye gider. Ve her gelen kendi sırasını belli etmek için bir miktar çalı-çırpı bırakır. Yani öyle müşteri numaranı girerek sonradan da gelsen öne geçme imkanın olamazdı! Ve tandırdan ayrılan her kadın bir sonraki kadın ateş yakmakta zorlanmasın diye ona köz bırakırdı.

Tandıra bir leğen dolusu hamur(ailenin büyüklüğüne göre leğenin de büyüklüğü artar), bir büyük ekmek sepeti( pişen ekmekleri doldurmak için), hamuru ıslatmak için su, bir maşa ve ekmeği hamur halindeyken tandıra yapıştırmak için lapatla gidilir.

Tandırda gıybet edilmezdi. Zira ateşe bu kadar yakın olmak insanı bu çılgın hastalıktan men ederdi. Muhabbet yeridir tandır. Kadınların mekanıdır. Tek kadınla başlayan tandır mesaisi muhabbet ehli geldikçe çoğalırdı. Hem kemiyet hem de keyfiyet artardı giderek. Tandıra gelen diğer kadınlar elleri boş gelmezdi. Çay, tere yağı, çökelek getirerek, yöreye has katmerler tandırda pişer çay eşliğinde sıcak sıcak yenirdi.

Her mahallenin bir tandırı vardı muhakkak. Aynen şiirlerdeki gibi tandırı olan her mahalleden her gün taze ekmek kokusu gelirdi. Tandır gözü tokluk demekti bir taraftan da.

Yaşlı, genç, çoluk çocuk farketmeksizin gelir tandırdan ekmek isteyebilir ve kesinlikle eli boş dönülmezdi. Ekmeğini pişiren kadın komşularına pişirdiği taze ekmekten birer ikişer muhakkak yollardı. Tandırda ekmek pişer, katmer pişer, muhabbet pişer, sohbet pişer, yardımlaşmak pişer hasılı İnsan pişerdi…Ama tandır kültürü ne yazık ki günümüzde hemen hemen bitti diyerek Üstad Sezai Karakoç’un dizeleriyle yazıyı bitirelim…

Kediler mangalın altında uyurdu
Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
İnanmış adamların övüncüyle
Sabırla beklerdik geceleri
Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları
Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi

Mehmet Akif Demirelli

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın