Lügatlere Güncelleme’yi Hazırlayan Onur Bayrak ile Röportaj

Muhammet Safa, Onur Bayrak’la Star Kitap için konuştu.

Onur Bayrak Lügatlere Güncelleme/ Alternatif Anlamlar Sözlüğü’nde şiir olarak da okunabilecek 53 sözcük açıklaması yapıyor. Bir sözlüğe göre fazla kişisel ve bu yüzden tuhaf olsa da Bayrak, Lügatlere Güncelleme’nin bir sözlük olarak anılmasını istiyor.

Onur Bayrak genç bir şair. Birçok dergide şiirleri yayınlanan Bayrak’ın ilk kitabı Şairi Öldürdüler İzdiham Yayınları arasından çıktı, iki baskı yaptı. İzdiham dergisinde başlattığı Lügatlere Güncelleme köşesi 2017 yılında “Alternatif Anlamlar” altbaşlığıyla kitap haline geldi. Onur Bayrak’la şiire yakın bu alternatif anlamların oluşturduğu Lügatlere Güncelleme kitabı üzerine konuştuk.

 

 

Alternatif anlamlar sözlüğü olan Lügatleri Güncelleme için Onur Bayrak’ın alternatif bir tanımını yaparak söyleşiye başlasak nasıl olur?

Ergin Günçe’nin bir dizesi vardır “boğulmak cinsinden bir nesneydi”diye. İşte Onur Bayrak yazıp iki nokta üste üste koyarak bir tanım yapmaya girişirsek bu dizeyi biraz değiştirmemiz yeterli sanırım: Sıkılmak cinsinden bir nesne.

Sözlüklerle bir bağınız var mı? Sözlük okumayı sever misiniz? Biz son nesiliz herhalde sözlük ve ansiklopedilerden faydalanan. Bir şairin sözlüğü hep başucunda olmalı mı?

Sözlük okumayı çok severim. Hatta bir dönem sadece sözlük okuyordum diyebilirim. Tabii burada klasik anlamda sözlüklerden balık adları sözlüklerine, felsefe, antropoloji sözlüklerinden spor terimleri sözlüklerine kadar çok geniş bir alanda, akla gelebilecek her türlü sözlüğü kastediyorum. Dediğin gibi bunun temeli çocukken evlerimizde bulunan ve pek çoğu gazeteler tarafından dağıtılmış olan ansiklopedileri okumaya dayanıyor. Kardeşim olmadığı için, yalnız geçen çocukluğum boyunca o ansiklopedilerle epey vakit geçirdiğimi söyleyebilirim. Şairin sözlüğü başucunda olmalı mı bilmiyorum ama tüm şairlerin sözlüklerle aralarının iyi olduğunu tahmin ediyorum.

Kitap fikri nasıl oluştu? İzdiham dergisinde bir bölümdü aslında kitap olacağı belliydi. İzdiham’daki bölüm nasıl ortaya çıktı desek daha doğru olur herhalde?

Aslında daha ortaokul yıllarımdan beri sözcüklerin özellikle birinci anlamlarına karşı bir şüphem vardı. Duyguları anlatan sözcüklerde daha da keskinleşiyordu bu şüphe. Yani sanki sözcüklerin anlamları herkese göre, herkesin yaşadıklarına, yaşattıklarına ve hissettiklerine göre değişebilirmiş gibi geliyordu. Daha sonraki yıllarda, şiirle de iyice uğraşmaya başladıktan sonra, artık bu benim için bir şüphe olmaktan çıktı ve bir inanca dönüştü. Şiir kitabım Şairi Öldürdüler’de Yarası Bozulmuş Anılar şiirinde, bir dizede “yara” sözcüğünü kullandım. Ancak, ben somut veya soyut anlamıyla yarayı değil daha başka bir şeyi anlatmak istiyordum. Bu sebeple ilk olarak orada yara sözcüğünü, bir sözlük maddesi gibi üç anlamda yazdım. Daha sonra ise hep aklımın bir köşesinde sadece benim verdiğim anlamlardan oluşan bir sözlük hazırlayabilir miyim diye düşüncesi vardı. Bir gün Bülent Parlak arayıp İzdiham Dergisi’nin yeniden çıkacağını söyleyip benim de bir şeyler yazmamı istediğinde ise bu fikrimi dergide parça parça hayata geçirdim.

Kitabının alt başlığı da olan alternatif anlamlar sözlüğünü okurken şunu düşündüm aslında bir şair kelimeleri alternatif anlamlarıyla kullanan kişidir. Bu manada yazdığınız 53 sözcük açıklamasına ben şiir gözüyle bakıyorum ne dersiniz?

Haklısınız. Bazen şiirde anlatmak istediğin şeyi o durumla tamamen ilişkisiz bir sözcükle daha net ifade edebilirsiniz. Açıklamaların bir şiir olup olmadığı noktasına gelirsek ben anlamları şiir niyetiyle yazmadım. Ancak “şiirsel ifade” denilebilecek ifade tarzından bazen isteyerek bazen de farkında olmadan, metin öyle geliştiği için faydalandım tabii ki. Ancak netice olarak Lügatlere Güncelleme’nin bir sözlük olarak anılmasını isterim. Bir sözlüğe göre fazla kişisel ve bu yüzden de tuhaf olsa da.

Lügatlere Güncelleme“başlamak” kelimesiyle başlıyor ve “son” kelimesiyle bitiyor. Alfabetik bir sözlük değil ama içinde bir düzen, bir sıralama var gibi. Okura biraz tüyo verebilir misiniz?

Ben şiir dahil her türde ve metinde hem ifade, anlatım hem de anlam olarak bir başlangıç ve son olması gerektiğine katı bir şekilde inanıyorum. Mesela bugün giderek yaygınlaşan ve savruk, okunmaya
Ankara’yı İstanbul’a yeğliyorsunuz iki şehrin anlamlarına baktığımda. Onur Bayrak bir Ankara şairi herhalde çünkü bütün kelimelerde bir Ankara havası var. Ne dersiniz?

Açık konuşmak gerekirse İstanbul’dan nefret ediyorum. Hem çok kalabalık, hem de çok çirkin bir şehir. İstanbul’da yaşamanın insanı giderek çıkarcı yaptığını düşünüyorum. Yavaşlığa, sakinliğe ve sadeliğe inanıyorum. Ankara’da hem büyük şehrin imkânları hem de küçük şehrin kolaylıkları var. Giderek çirkinleşiyor olsa da bir sorunum yok Ankara’yla. Hatta içinde iyi ve kötü anılarım olduğu için biraz aidiyet duyduğumu söyleyebilirim.

Neresinde başlandığının ve nerede bittiğinin önemi olmayan, bir nevi sonsuza kadar uzatılabilecek şiir anlayışına karşı mesafeliyim. Lügatlere Güncelleme’de de bu inançla hareket ettim tabi ki. Yani kitabın kendi içinde kuvvetli olmasa da bir düzeni var. Ancak o düzen hakkında burada bir şey söylemem. Okuyucuya bırakıyorum onu.

Kelimeleri seçerken bir kriteriniz var mıydı? Onur Bayrak’ı ilgilendiren, Onur Bayrak’la ilintili ilk kelimeler diyebilir miyiz?

Evet. Gorki’nin o başyapıtına selam çakarak diyebilirim ki bunlar tamamen “benim kelimelerim. “Yazmak istediğim metnin doğası gereği tabi ki anlamı çoğaltılabilir sözcükleri seçtim. Büyük kısmı zaten benim hep kullanılagelen anlamından kuşku duyduğum sözcüklerdi. Bir kısmını ise çeşitli şairlerin şiirlerini okurken dahil etmeye karar verdim.  Zaten sonra şiir bölümlerinde de o dizeleri kullandım.

Biraz sözlükteki kelimelere eğilmek istiyorum. “Başlamak: Felakete uğramak.” diyorsunuz.  Sözlükte yer alan bütün kelimelerin “alternatif”lerinde hep acıklı, hüzünlü, karamsar bir yan var. “Kahraman” kelimesi için de “gelincik” kelimesi için de “acıklı” bir şeyler söyleyebiliyorsunuz. Onur Bayrak neden bu kadar karamsar?

Doğru bir tespit yapmışsınız. Öyle bir durum var. Ama bu bile isteye yaptığım bir şey değil. Bir nevi benim iç dünyamın kitaba yansıması öyle bir “leitmotif” çıkardı ortaya.  Bu anlamda baştan sona çok dürüst bir metin olduğunu söyleyebilirim Lügatlere Güncelleme’nin. Onur Bayrak karamsar, evet. Ancak bu nedeni tam olarak somut dünyada ve ilişkilerde değil, daha derinde, insan olma hâlinde. Genelde, insan ırkının bir mensubu olmak ve bunu sürdürmek durumunda bırakılmak, özelde ise Onur Bayrak olmak ve bunu sürdürmek durumunda bırakılmak. Burada insan olmaktan veya Onur olmaktan şikayet etmiyorum. Ama ikisini sürdürmek de hem gündelik hayatta hem de ontolojik olarak beni epey rahatsız, tedirgin ve senin ifadenle karamsar yapıyor.

Şiir gibi açıklamaların altında da şiirlerden alıntılar var. İlginç şair, şiir tercihlerin var. Mesela Ali Tekintüre, Ahmethan Yılmaz. Ama en çok Onur Bayrak. Tercihleri neye göre yaptınız?

Onur Bayrak olmasının sebebi az evvel de dediğim gibi bu sözcüklerin zaten benim anlamına en çok takıldığım ve dolayısıyla da şiirlerimde yer verdiğim sözcükler olması. Tabii bu beni bu sözcükler için şiir arama zahmetinden kurtardı. Ali Tekintüre ise tabii daha çok şarkı sözü yazarı olarak biliniyor. Ama ben onun ortaya çıkardığı ürün açısından olmasa da onu ortaya çıkarış biçimi ve dürüstlüğü bakımından şair olduğunu düşünüyorum. Ahmethan Yılmaz ve diğer şairler ise şiirlerini sevdiğim şairler. Yani kitaba seçtiğim şairlerden nasıl bir şiiri sevdiğim ve kimleri okuduğum da anlaşılıyor aslında.

Kelimelerin çoğunun alternatif anlamlarında hep bir aşk var, sevda var, kavuşamamak var. Onur Bayrak çok mu sevdi ama sevilmedi? “Çok özle ama kavuşma, kavuşamadığım gibi” diyelim mi?

Bunu gizem yaratmak ve kendime esrarengiz bir hava vermek için cevaplamıyorum.

Muhammet Safa, Kaynak: Star Kitap
İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın