Kaan Burak Şen, Kesiklerin Gölgesinden Orman Yapmak

Ben, büyümeyi yasaklanmış bir pencerede unuttum.
Kambur suların çarşısında kırıldı içimdeki Adem.
Hangi kaybolmuş kavmin cesediyse ellerim, inilen sebeplerden çıkaramıyorum kendimi.
Bir deliliği, delik deşik yürümeyi, herhangi bir sevinçten kapı dışarı edilmeyi kırık köprülerden öğrendim.
Bu suratımıza ihanet eden gülüş hepimizin yarası.
Bu bakışlar, elvedalar, sırım gibi boynumuza dolanan günahlar hepimizin.
Biz buraya pişman olmaya geldik.

Sarışın yanılgıların ödül töreninde tüm akşamları incitirken, esiyor putlaşan grilik hafif çitlerle sesime.
Günümden fiyakalı dervişleri düşürdüm.

Karanlık olunca nüfusu artan kot pantolonlar, deri ceketler, fiyaskolar..
Ve kör bir cambazın ihaneti sızlıyor ağzımda.
Dermanım çürümüş gözlerin akıttığı dümdüz tavanlardır.
Uzun uzun bakmayı duvarlardan öğrendim.
Çöllerde unutulmuş şemsiyelere benzetildim,
çocuktum.
bacağıma dolanan cenazeleri kaldırmadım hiç.
Bilmiyordum giderken gözlerini düşüren kadınların feryadını.
Ben yıkıldığım yerde günlerce sakallarıma ağarmayı öğrettim.

Kaan Burak Şen
İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın