Hilal Karahan, Yürüyüş

neredeyse geceydi, yürüdü yüzünü yaşlı ev. gücünü
küçümsemişti yorgunluktan, yolun kuytusunda kudurmuş
otlar. her şehre aynı sokaktan girerdi yabancılar. henüz
saçını sarıyorken deniz, bu hırlayan, hıncahınç gökyüzü müydü
ayın damarlarını suya sallayan? yüzeyde bırakıp yağlı algıları,
boz-bulanık, zamanın ve mekanın bu eriyiğinden sapsız
bir acıydı dibe çöken, yapayalnız… hâlâ vakit vardı,
hiç kimseye duyurmadan, usulca ve çok saklı yürüdü
şakaklarına, pervazda sallanan acaba kim bir anlam.

kum saati unutuyordu incelikle seni seviyordum anlarını
:yeni yıkanmış bir sabah, gitme daha erken bir akşam.
kocası şehre gelmiş kadınların soluğu itinayla soğuyordu
tabakta yarım bırakılmış ön sevişme, oksitlenmiş dudak izleri,
ıslak, ağrılı giyilmiş bol kazak, ilginin üzerinde söndürülmüş
salem light, saygıyla öpülmüş parmak uçları, kaçak
bakışları saklamış saksıdaki çatlak: bir aileye ait olmanın,
kirpiğin altına yerleştirdiği güvenli, sorumlu boşluktan,
fark edildikçe gizlenmiş tutku,
naftalinleyip ellerini çekmecelere sermiş.

cama dokundu mu kırık bu rüzgar?

koridorda kan lekeleri.

 

 

 

 

Hilal Karahan

İZDİHAM

 

 

 

 

 

Eğer yeni bir şey başlatmak istiyorsanız her şeyi unutmak gerek. İzdiham yepyeni bir heyecan, tasarım, içerik ve estetik ile okurlarının karşısına geçiyor.

Türkiye’de yeni bir dergicilik anlayışının öncüsü olacak bir çalışma ile İzdiham bütün heyecanını ve her şeyi en iyi şekilde yapma düşüncesini bütün sayfalarına taşımış. izdiham dergi 41. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.



.

Bir Cevap Yazın