Genç Öykü Yazarı M. Fatih Kutlubay’a Sorduk

M. Fatih Kutlubay,

1991 Adana doğumlu. Karadeniz Teknik Üniversitesinde Hukuk Eğitimi aldı. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yüksek Lisans eğitimime devam ediyor. 2014 yılından beri avukatlık yapıyor. Yazmaya sinema eleştiri ve gezi yazıları ile başladı. Bu yazma süreci öyküyle devam ediyorum. Bugüne kadar Hece, Post Öykü, Mahalle Mektebi, Edebiyat Ortamı, Fakirane E-Dergi, Hayal Bilgisi dergilerinde ve Fakirane.org sitesinde öyküleri ve yazıları yayınlandı.

İzdiham: Niçin yazıyorsunuz?

Muhsin Mahmelbaf, bir röportajında “önce insanlığı kurtarmak için film yapıyordum, sonra ülkemi kurtarmak için, şimdi ise yalnız kendimi kurtarmak için film yapıyorum.” Diyor. Ben bu kronolojiyi tersten başlattım; şimdilik yalnız kendimi kurtarmak için yazıyorum.

İzdiham: Yalnız olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Büyük oranda hepimiz yalnızız. Bu yalnızlık, sosyal bir çevreden yoksunluk anlamında değil. Aksine sosyal çevremiz hiç olmadığı kadar çeşitlendi hatta internet ortamında dahi birden fazla platformda farklı çevrelerimiz var. Ama hiçbirisi diyalog anlamında tatmin etmiyor. Bu da zamanla mecburi ilişkiler dışındaki insani temaslarımızı asgariye indiriyor. Bir araştırma vardı; toplumsal tecridin günde on beş sigara içmek kadar erken bir ölüm nedeni olduğunu söylüyordu. Yeni bir ölüm nedenimiz de var artık. Kutlu olsun!

İzdiham: Edebiyat delilik midir?

Değil fakat deliliğe en yakın “normal” insan hali olabilir.

İzdiham: Sizi özetleyen en iyi cümle nedir?

Yanlışlıkla oldu.

İzdiham: Sizi yazmak mı daha çok heyecanlandırıyor; yoksa eserlerinizin okunması mı?

Yazmaktan, bir kurgunun ağını örmekten ya da dille oynamaktan çok keyif alıyorum ama malumunuz marifet iltifata tâbi. Bu yüzden yazı benden çıkıp okura ulaşınca hele bir de sesine ses bulunca daha farklı bir keyif veriyor tabi.

İzdiham: Yeni bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Henüz ilkinin peşindeyim. Ama bu soruyu ilerleyen zamanlarda tekrar duymak isterim.

İzdiham: Derin sularda yüzmek mi; yoksa beş yıldızlı bir otelin havuzu mu?

Ben güven seviyorum. O yüzden havuz.

İzdiham: Yürümek mi makam aracı mı?

Araba sürmek.

İzdiham: Boş zamanınız var mı?

Şu sıra çokça var. Verimli kullandığıma da inanıyorum.

İzdiham: Size sorulduğunda en nefret ettiğiniz soru hangisidir?

Mesleğimle ilgili malum soru.

İzdiham: En sık kullandığınız kelime hangisi?

Tamam.

İzdiham: Kıskandığınız bir yazar var mı?

Wolfgang Borchert. Yalnızca Karahindiba öyküsü için dahi kıskanılabilir.

İzdiham: Nobel edebiyat ödülü sizin için ne ifade ediyor?

Çeviri edebiyatın okura sınırlı bir edebi zevk sunduğuna inanıyorum. Bu yüzden edebiyat alanındaki uluslar arası ödüllerin bir kıstas olarak kabul edilebileceğinden emin değilim.

İzdiham: Yazdığınız metnin bitmiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Kurguyu büyük oranda metnin üzerindeyken netleştiriyorum. Bu akış tekniğini kullanırken zaten metnin bir anda bıçak gibi kesildiğini fark ediyorsunuz. Tabi tamamlanmış bir kesilme bu. Bunun farkına vardıktan sonra istesem de başka bir ekleme yapamıyorum. Metin ben bittim diyor.

İzdiham: Okumaktan keyif aldığınız yerli yazarlar var mı?

Tabi. Epey var hem de. Mustafa Necati Sepetçioğlu, Yaşar Kemal, Mithat Enç, Reşat Enis Aygen, Abbas Sayar, İhsan Oktay Anar, Sema Kaygusuz, İnan Çetin, Ercan Y Yılmaz, Mustafa Çiftçi, Şule Gürbüz, Deniz Tarsus. Bunlar ilk aklıma gelenler. Daha da vardır.

İzdiham: Türkiye dışında başka bir ülkede yaşasaydınız bu hangi ülke olurdu?

Birleşik Devletler.

İzdiham: Sizi diğer yazarlardan farklı kılan nedir?

Farklılıktan ziyade öyküm ile ne yapmaya çalıştığımı söylemek daha doğru kanımca. Bunun bir fark yaratıp yaratmadığına okur karar versin. Öncelikle “bizi” tam olarak idrak edemeyen hiçbir edebi eserin evrensele ulaşamayacağına inananlardanım. Bin yıldır yaşadığımız bu toprağın hafızası çok güçlü. Yalnız edebiyatta da değil her türlü sanat dalında bu hafızaya güvenmek zorundayız. Benim yapmaya çalıştığım bu coğrafi hafızaya güvenerek buraların hikâyesini bugünün dili ile kurmak.

İzdiham: Çay mı portakal suyu mu?

Çay. Kaçak.

İzdiham: Okurlarınızla aranızda bir gönül bağı var mı?

Çok kalabalık değiller ama var olduğuna inanıyorum. Bunu büyük oranda sosyal medyaya borçluyum. Oradan çok sık dönüş alıyorum. Aldığım dönüşlerde de o aksisedayı hissediyorum.

İzdiham: Yazarlık kurslarına inanıyor musunuz?

Kurs öncesinde katılımcıda alt yapısal bir başlangıç varsa evet.

İzdiham: En sevdiğiniz Edebiyat Dergisi hangisi?

Post Öyküyü severek takip ediyorum. Genç yazarlara verdiği kıymet için Mahalle Mektebini bir de.

 

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın