Enes Kurdaş, Ağıt
Birkaç güzel söz söyledi ve gitti İçim babasının arkasında el sallayan çocuğun soğuk elleri İçim kırkikindilere gidiyordu afedersiniz Kırkikindilerden dönüyor bir çocuğun kirli elleri Sabahın […]
Birkaç güzel söz söyledi ve gitti İçim babasının arkasında el sallayan çocuğun soğuk elleri İçim kırkikindilere gidiyordu afedersiniz Kırkikindilerden dönüyor bir çocuğun kirli elleri Sabahın […]
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana Bûy-i gül taktîr olunmuş nâzın işlenmiş ucu Biri olmuş hoy […]
ahşap pencerenden atla bu sabah atlayışına saklansın trampetler kuş gagalarında bir dünya uçuşuyor fotoğraflar gözünü ovuşturuyor duvarların arasında duvarsın eski gölgenin de gölgesi seni tenekeye […]
hepiniz bebek pedlerinizde yakalanacaksız! size yemin ediyorum! annemin üzerine yemin ediyorum! bugün, tam burada, annemin başında, tanrı’nın yemyeşil dünyasında dikilmiş, yemin ediyorum! kanalizasyonun içinde doğmamış […]
neyiz ama keşke olmasak hiç diyebilecek cesaret değil düş bir an yırtıp takvimden sıkıyoruz irinlerini sıkıntının yine boş içi ama tangırdıyor işte delilik, uyansak nerede […]
yol ıslanmasın diye şemsiye açanlara baba bana bağırma bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler tenorlar kaçtı ses tellerinden […]
Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Niksar’da evimizdeyken Küçük bir serçe kadar hürdüm. Sonra âlem […]
03.50. kalktı tren. birkaç kirpik, gözaltı, kornea ölmeye karar verdiler. bir trenin gidişi artı gitmeyişi birkaç tangırtının eşittir; eksi, artıyı götürürmüş, matematiğe inanmayın. esâsen bir […]
hangi anlama çekersen çek hayatı her şeye doksan dokuz kere başlayabilir insan kendine sokuldukça rengini bulan yaşamak izafiyet teorisi nedir bilmeyen annelerin bağrında İstanbul trafiğidir […]
I. dönemeç: doğum uyuttum seni dünya bir kıyamet geçti yanından, görmedin doğum sancısını bir taşın, ağladıkça insana nasıl döndüğünü -izafiyet içimizde dünya dönsün, çocuklar küfretsin, […]
“Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım” Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım Atlar damar damar karanlıkla sevişirken Karanlıkta seçilen […]
Bir devir aşk diye beni doğurdu Aldı bedenimi Mağrip sıtmalarından Nil diplerinden söktü ruhumu Sisli denizlere açıldım bir zaman; ne altın ne meyve, yad olsun […]
cehennemi kundaklamışsın, bahset katlimden ve ekmek ve suyla büyüyen yalnızlıktan bahset, sana uzandıkça kırılan parmaklarımdan sela sesidir zira, alır başını gider de yeryüzünden kim hesap […]
Matematikten hiç anlamıyorum –sizinkinden Herkesin bir hesabı elbet bir fluluk Grip olmasını istiyorsunuz milletin Ooo elbet! Aşkla kurtulacağız virüslerinizden Sizi bir gün affedeceğim Ama bugün […]
ı. tufan telaşlı bir hızla çağdaşlaşır cemi cümle bir batısız bir batısıza ortaklık teklif eder bozkırlar asfaltlanır dört bir yan şimendifer ve maya dağda toplu […]
Sana sessizliği ben buldum diyorum yeniden o usul ikindide, adın yakılınca kömürleşince büyük altın alevinde on dokuz yılının. Sevgim alacakaranlığın bağlarını çözdü yalnız senin fısıltına […]
ve elitsa beni anlamaya çalışıyor sular bulanık köprünün dibinde çekiyoruz gökyüzünü, ağlayarak elitsa daha cesur ben daha sarhoş: aşık oluyoruz herkes acıdan bahsediyor ama onu […]
Kürtçe biliyor musun? Hayır… O zaman niye ağlıyorsun.? Abi, bu türküde ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerekir? dağların inciri, dağların güzeli incir ağacısın gam götürensin […]
Bunlar, ölüm korkusundan beslenen, büyüyen dirim Yaraları; birleşemez sıkıntıyla, iğrenç sövgülerle, Mutlu, güvenli bir varlık, görünüşe bakılırsa. Ölüm kapısında pusuya yatmak içindir bunlar. Bundan gelir […]
şimdi neşide okuyacak vakitte değilim ben çünkü vakitsiz terliyor kelimeler ağzımda ve ölüm hırıltılı bir sese dönüşüyor boğazımda kalbimden tenha bir yer yok benim […]
Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla biterler. Onları da baştan çıkarır, zevkin teknelerinde oynadığımız rüya […]
Bir Clint Eastwood şiiri yazmalıyım 72 model bi şiir Michigan gölüne süzülürken Daha fazlası için daha güzeli için Hedefi göğünden vuran yaşlı bir ses gibi […]
Hâlbuki ben bu halde bile caizim onların hançerlerine Bu halde bile boğulmadım boğdurulmadım Eski tüfeklerden adım geçer de dönüp bakmazlarmış Ateş olsun almazlarmış kırmızısı uçuvermiş […]
şeyhim bana bir gül çiz siyaha boyayalım albatrosun uçuşu gökdeleni sarsarken şeyhim bana bir gül çiz maviye boyayalım gökyüzü leke olup üstümüze damlarken şeyhim bana […]
“Kamyonlar kavun taşır ve ben” Garamond 16. Savaş başladı. Asansör kullanmıyorum mavi spor ayakkabılarım var. Duvarların önünde şehirden geçiyorum. Soğuk havaları ve köpekleri her mevsim […]
Rüzgârı seviyorum sevmediğim şeylerin yerine Temiz tutuyor aklımın köşelerini Hayata uğramış kazazedeler gibiyim Bir müzikle yırtılıyor kalbimi kaplayan zar 1 müzikle çınlıyor varlığın gök kubbesi […]
kuş seslerini çocuk seslerinden ayıramayanlar’a bir kuşun alnı gökdelene çarptı duydum kanayınca andım bir taşa çarpıldığımı af edersiniz ellerimi nerede devrederim bir çocuk yolu şöyle […]
Bir hırsıza nasıl davranacağını bilemeyecek kadar nazik. Adım henüz hiçbir olaya karışmamışken Temiz bir ziyareti hırsızlık yapmak için Değerlendirmek istemem korkunç; En güzel elbiselerimi ve […]
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim Senden kopardım çiçeklerin en […]
Bir şehri uyanmışsındır şimdi. Hayret etmeyi bakışlarından söktüğünden beri hatırlayacağın ne varsa şehrin kentsel dönüşümüne dahil edilmiştir yani unutman gereken yerdesindir şimdi. Müthiş haklısındır. büsbütün […]
Boşluğa bakıyorum Hasan Gözlerim sana değil Küçümsemem seni bu yamalı ruhumla Elimde tutmuyor benim Senin gibi güzel olsam Hoşluğa bakıyorum Hasan Heves ediyorum çirkinliğimden kaçıp […]
begonvillerle süslenmiş idam sehpam sabırsız cellat ve ayaksız bir masa önce kalem kırıldı sonra o meş’um soru: son arzun?/ neden son nefeste sorulur? / ben […]
bir kıyametim var, sahibinden satılık az kullanılmış yeterince steril doktordan değil ama efkarlanınca yakılan bir iki sigara bir kıyametim, bisikletimin patlayan arka lastiği bir kıyametim […]
Şiire devam. Sizin orda da akşam oldu mu? Bizim burada yine akşam oldu Her günkü gibi… Sizin orda da her gün akşam oluyor mu Çok […]
Al – yeşil bahar, Yarısı kar olanda Gene kavim – kardaş, can – cana düşman, Gene yediboğum akrep, Sarı engerek, Alnımızın aklığında puşt işi zulüm […]
Ellerimle bir yangın başlatmak üzreyim Yaşadığıma tanıklık edemeyecek kadar yorgunum aslında Kim bilir ölmekten usanmış olduğunu saçlarımın Beklemekten vazgeçin beni artık Tenine heyecan vermeyen el […]
Yetmiş yıl süren Geçim savaşlarında Ali Bey. Bu günlerde çok çekildin kalbine, en geriye Allah vardır ve birdir diye diye. Bir düzine dert ve ihtiyaç […]
her aşktan önce yağmur var ey gövdenin ipeğini yırtan bahar capitol harflerle sevişirken halk bir çiçek bahçesi sanıyordun ayaklarımızın altında inliyor hayat yapraklarının haşırtısı vitrinlere […]
Ocakta kaynayan çay, duvarda asılı tüfek gerçek Bozkır bir metafordan fazlasıydı, hakikatti mangal yürek Hepsi en az bir kere cinayet işlemeyi düşündü Kendi cinayetlerini, maktül […]
Sıramıza kâğıtlar bırakıyor hocalar Doldurun diyorlar aşağıdaki boşlukları Her boşluğu isminle doldurmak geçiyor içimden İçimdeki boşluğu doldurmak gibi bir şey Aklım gördüğüyle yetiniyor, Kulaklarım bir […]