Mazlum Mengüç, Bir Şehri Uyanmak

Bir şehri uyanmışsındır şimdi.
Hayret etmeyi bakışlarından söktüğünden beri
hatırlayacağın ne varsa
şehrin kentsel dönüşümüne dahil edilmiştir
yani unutman gereken yerdesindir şimdi.
Müthiş haklısındır.
büsbütün kendinle müthiş kalabalık.
Bense.. büsbütün kendimle burada, bu şehirde
anlamayı bıraktım.
Çok şaşırıyorum artık, iyi geliyor gözlerime.
Ben şaşırdıkça yukarıda Allah var.
Sonra yerde sen,
dibinde de ben;
bir albayın ihtilal anonsu şekliyle.
– bir şeylere el konulmuştur –
birdenbire çok sevmeye başlıyorum bir şeyleri
Ve ben bir şeyleri çok seviyorsam o bir şeyler kesin gidiyordur.Diyorum acaba bir şehri terkedebilir miyiz yürüyerek ?
Şaşırma, mesela ben bir bavulu yürürken görmüştüm.
bana aşık olacak yaştaydın, hatırlamazsın bu yüzden
ben sıkıldıkça ferahlayan dünya için
bir şiiri bileklerinden tutmuştun sen de.
Hazır ellerin bırakmayı öğrenmişken
diyorum o şiirin yakasını da bıraksan artık
Hem hazır sen de dahil her şey yanlış gidiyorken
internetten indiririz sarılmalarımızı.
Unutmayı bilhassa yeni çiftlere öğretiriz. -Evet, yeni çiftlere-
daha profesyonelce yaparız mış’larımızı.
böylelikle yanıltmaz bu ısmarlanmış gündem bizi.
Bu dekadans, bu kopmuş kıyamet ve kurtuba.Diyorum gözlerin gövdem için tank üretmese artık.
Hazır Sovyetlerin de yeniden kurulması gündemdeyken
mumları ve tankları boşver.
o gün gelince suyu çeşmesinden içeriz.
Sıkılınca da
modern ayrılıklardan sipariş ederiz kendimize.
mesela senden bir iftira yaparız, benden inanmak.
Böyle çok daha güzel perişan oluyoruz, biliyorsun.

Diyorum, ne diyeceğimi unutsam artık
Odanda dünya var, dışarıda zannettiklerin
Aklındaki kıyametle bir aşkı yanılmaktan gelmişsin üstelik
döndüğü her yerde bana çarpma kudreti var gözlerinin.
İkisini de bana teselleymişim gibi bakmaya harcıyorsun.
Oysa odanda dünya var senin, dışarda bütün ihtimaller ile ben.

Ve sandım ki diyebileceğim sana;
Göğünü elinden alan bir şehrin
zemin kat ve mutfaklarından tiksinirken bana eşlik edersen
Sana söz,
sana bir daha söz
aşık olacağız memur değil.

Mazlum MENGÜÇ
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın