Mustafa Becit, Haysiyet Kemiği
1997 yılıydı. İlkokul birinci sınıftaydım. Kısacık boyumla en arka sıraya geçmiş oturuyordum. Korkuyla karışık baktığım arkadaşlarımdan uzaktım. Kendi dünyasında, inzivaya çekilmiş yedi yaşında bir yüreğe […]
1997 yılıydı. İlkokul birinci sınıftaydım. Kısacık boyumla en arka sıraya geçmiş oturuyordum. Korkuyla karışık baktığım arkadaşlarımdan uzaktım. Kendi dünyasında, inzivaya çekilmiş yedi yaşında bir yüreğe […]
2011 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi ve İsveç’in en ünlü şairi Tomas Gösta Tranströmer, önceki gün 83 yaşında hayatını kaybetti. Şairin ölümünü yayıncısı Bonnier duyurdu. Yayınevi […]
Seri katiller işsiz kalmasın diye ölüm listelerine yazılma kararımı henüz almıştım. O günlerde cinayete kurban gitmenin günahlara kefaret olacağına inancım vardı. Hatta bir haber bültenine […]
“Küçük adam üzerinde” güçlerini uygulamaları için iktidar sahiplerine yetki veriyorsun. Ama kendin dilsizsin; seni temsil etmeleri için güçlülerin ya da kötü niyetli güçsüzlerin daha fazla […]
Açıklama: Şiir, ilk olarak Hisar dergisinin 26 Haziran 1952 tarihli sayısında,[1] daha sonra 4 Aralık 1952 Mülkiye dergisinde “Aşk ve Çileler” altbaşlığı ile dört bölümlük […]
İnsan eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı […]
Ödül bazen başarıyı tescilleyen sıkı bir motivedir. Ki verilen ödüller ile bir şehrin duruşuna, bir eğitim kurumunun omurgasına, bir anlayışın mayasına, bir insanın hayallerine katkı […]
“Yoksa öfke, gücün o bildik refakatçi cinlerinden miydi?” “Sekiz çocuk doğurmuş bir kadın dünyanın gözünde yüz bin pound kazanmış bir avukattan daha mı değersizdi?” “Evlilik, […]
Modern mimarinin önemli isimlerinden Le Corbusier kendisiyle mülakat yapan gazeteci John Ardagh’a bir sorusundan sonra şu cevabı verir: “Ben çok çalışan biriyim, bu büroyu nadiren […]
Biraz daha yakına gelir misiniz lütfen? Böyle sanki çok uzaktasınız, size dokunmak istiyorum. Yani tamam aslında çok uzak değilsiniz, altı üstü aramızda sadece bir masa […]
Hasta oluyum diye ıslak saçlarla çıktım serin bahar gününe.-Hasta olmadım-. Ölümler niyetlere göredir. Ben bugün şehrimin sokaklarında öylesine ölsem diyorum, ayıp olur mu Allaha? Namazları […]
Kendimi bir mektupta seyrettim. Büyülü bir ayna idi bu. Bu aynada bütün paslarından arınmış ve tanrılaşmış bir Cemil Meriç vardı. Senin Cemil’in. Bu aynada ikimiz […]
Geceyi gövdemizle ikiye yararak ve iki uçuruma da gülen gözlerle bakarak, herhangi birisine atlar mısın benimle? Arka sokaklardan şehrin göbeğine doğru fırlayan iki itten biri […]
Sene iki bin on iki. Şahane bir hafta sonu diyelim, öyle olsun. Sevgili Siyami Yozgat’la birlikte aylardır hayalini kurduğumuz bir derginin temel atma töreni için […]
“Elveda İstanbul! Aziz ve büyük şehir, çocukluğumun rüyası, gençliğimin emeli, hayatımın unutulmaz hatırası! Elveda, Şark’ın güzel ve ölümsüz kraliçesi! Zaman bahtını, güzelliğini bozmadan değiştirsin ve […]
Öyle zannediyorum ki sizler de benim gibi birlikte geçirdiğimiz yılları özlemle anıyorsunuzdur. Zamanın karşısında duracak gücümüz yok; yıllar şu insan yaprağını savurmaktan pek hoşlanıyor. Sadece […]
“Ben şairi şaşkınlık ve hayranlıkla seyrederken, yüksek bir dağda dinlenmeye çekilmişim duygusuna kapılırdım. Başka, yani aşağı düzeyden insanlarla birlikte olduğumuzda, ona baktığımda, büyük bir şaşkınlığa […]
Atladığımız çağdan nereye düştük bilmiyorum ama sanal âleme düştüğümüz kesin. Muasır medeniyet dedikleri bu tek dişi kalmış canavarın dişinin kovuğunu doldurmak için itiraf edelim yapmadığımız […]
Sevdiğiniz rock şarkılarının sözlerine yakından bakarsanız, arabeskle göz göze gelirsiniz. Bizim arabesk dediğimize, gâvur kardeşlerimiz rock müzik diyorlar. Doğuluların Arabeski varsa, batılıların Rock müziği var. […]
“Gübre…” dedi farkında olmaksızın, boş gözlerle şezlong dolu mağazanın içine bakarken. Altı ay olmuştu bu şezlong mağazasını açalı ve sadece tek şezlong satabilmişti. Mağazanın ziyaretçi […]
Freud’ un yapısal kuramını dahi açıklayabilirim fakat onu nasıl bu kadar sevdiğimi anlatamıyorum. Elektrik faturasını görünce mum ışığında mı otursak sorusunu ilk kez ona sordum. […]
ŞİİR: GÜCÜNÜ KUTSALDAN ALAN BİR SÖZ SANATI YA DA SANA ŞİİRDEN SORUYORLAR. DE Kİ… “Şiirin gücünü nereden alır?” sorusunu sormadan önce “şiir gerçekten güçlü müdür?” […]
Senden niye vazgeçtim Diego! Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman […]
Pencereyi açıp dışarı baktım. Olduğum yerden bir çamaşır ipiyle boş bir arsa görünüyordu; ta ilerde birkaç işçi, yanmış bir demirci dükkanının kalıntısını temizliyorlardı. Dirseklerimi pencere […]
Ey okur, Her şey 1968 senesinde başladı. O tarihlerde çiçeği burnunda bir avukattım. Sabahtan akşama kadar adliye koridorlarında koşturduktan sonra akşamüstleri soluğu Sahaflar Çarşısı’nda alır, […]
TDK sözlüğünde muhalif maddesine baktığımızda; bir tutuma, birgörüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse şeklinde tanımlandığını görürüz. Tabii ki bu bir sözlük tanımıdır ve […]
Diyalektik, insanı tarife çalıştı. Meşhur tüysüz ve iki ayaklı hayvan safsatasından siyasî, mantıkî veya sadece teessürî mahlûk düsturlarına kadar bir yığın tarif, “insan bir tezatlar […]
-En sevdiğin çiçek? -Dalında olan Dudaklarımda bir yara, kaç zamandır komada. Öteleyemediğim efkârlar ıslık olarak dökülüyor bölük pörçük. Yaklaşık iki saattir klasik müzik dinliyorum ruhumu […]
Kürt edebiyatında şiire genel bakış. 20. yüzyıla kadar Kürt edebiyatı şiire dayanmaktaydı ve diğer Müslüman halklara benzer şekilde Arap vezin ve ifade biçimlerine bağlı kalmıştır. […]
Kaynamakta olan bir süt kokusu kaplamıştı bütün evi. Koku alt kat mutfak penceresinden yukarı tırmanmış sonra bir güzel içime dolmuştu. Süt taşarsa ateş sönerdi. Neroş […]
Latife Tekin, 1980 dönemi ve sonrası Türk Romanı için oldukça özgün ve önemli bir yazardır. İlk romanı Sevgili Arsız Ölüm’ü yayınlandıktan sonra Türk Edebiyatı içinde […]
Ne zaman tıraş olmaya başlasam- sakal tıraşı- Napolyon’un askerdeyken taburumuza söylediği “ tıraşınızı sabahları olun” cümlesi gelir aklıma. – Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok. […]
Geceleri dağlardan gelen gür su sesleri arasında uyuyorduk. Karanlığı delen su çığlıkları. Evet çığlık. Çünkü bizleri uyutmayacak kadar gürültülü gelen bu su sesi, haykırmakta olan […]
Erkek gelir(a) ve bir rafinerinin(b) patlama sesi duyulur(c). Amerikalılar(d) sevişir(e). Bazukalı(f) yamyamlar(g) demiryoluna(h) ateş ederler(i). Kadın bir tüfekten(l) çıkan mermilerle delik deşik olmuş yere devrilir(n). […]
…Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn- […]
Büyük Umutlar Caddesi’ndeki hiçbir ev benim değil Hindistanım yok benim, bende Nil kıyısı yok Adım yok afişinde çok tutulan bir filmin Bana değil tufanı andıran […]
“iyi dersler arkadaşlar! “sağ ol! ömrümle ışıyan kelimelerini yiyorum çünkü böyle gerekti hâşâ ağzımı silmeden akşam ezanından önce orucumu bozuyorum yine bazı şeyler yolunda gitmedi […]
Anne öldü mü çocuk Bahçenin en yalnız köşesinde Elinde siyah bir çubuk Ağzında küçük bir leke Çocuk öldü mü güneş Simsiyah görünür gözüne Elinde bir […]
Bir gündü. Takvimden bihaber dünün ertesiydi. Havada kuşlara yol açan bulutlar gergince yol alırken sanıyorum yapraklar da dallarından sıkılmıştı… Ya da yazın bitmesini istemeyişimdendir bu […]
Büyükannemin hikâyeleri bana ilk ipuçlarını verdi. Kasabasındaki insanların mitleri, efsaneleri ve inançları oldukça doğal biçimde hayatlarının bir parçasıydı. Aklımda büyükannem varken, aniden fark ettim ki, […]