Ahmet Murat, 1981 de Neler Oldu?
korkma sönmez’i okuyordum sahnede gözlerim çakmak ıslak sakallar içindeki babama bakarak kulaklarıma taşıyordu kan karlı bir şubat çiliyordu evren paşaya yanıktı örtmen kolonya içiyordu korkma […]
korkma sönmez’i okuyordum sahnede gözlerim çakmak ıslak sakallar içindeki babama bakarak kulaklarıma taşıyordu kan karlı bir şubat çiliyordu evren paşaya yanıktı örtmen kolonya içiyordu korkma […]
Bırak kalsın masada ekmek Testide su Ayna puslu, pencere camı kirli Bırak kalsın saçların dağınık, Gözlerin uykulu. Saksıdaki çiçek susuz, kedi Yalını bekler bir köşede […]
Ve Douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın. Bir semender duvarda kaçıp gitmede. O güzel insan başı yaymada yaz ölümünü. Yok olmak isterim sende, dar […]
Giriş yerine Benim bir köpeğim vardı. Dişiydi. Mahallenin en gösterişli erkek köpekleriyle dolaşmaya çalışırdı. Ama her defasında gebe kalır ve terk edilirdi. Sonra öldü. Yalnızdı […]
Nabokov vardır. “Edebiyat, peşindeki iri gri kurtla bir çocuğun Taş Devri vadisinden ‘kurt, kurt’ çığlıklarıyla koşarak geldiği gün doğmadı; bir çocuğun ‘kurt, kurt’ çığlıklarıyla peşinde […]
Seni bırakıyorum semender ellerimle Seni bırakıyorum Seni bırakıyorum Duvarlarda kurutulan anemon ellerimle İçimdeki sulara İçimdeki sazlıklara İçimdeki bataklıklara Seni bırakıyorum Seni bırakıyorum kendine kapanmış Kollarımın […]
Doğu yeli esiyor karşıdan kirpiklerim tozlu Ergin başaklar geçiyor iki yanımdan Sensiz Bir serin denizde misin kumda mısın Öyle mi omzunda kuruyan deniz tuzu Bensiz […]
Şiir üzerine metinler. Şiirden, fizik ya da marangozluktan söz eder gibi konuşan insanlar vardır ve bunlar, sözü aldıklarında, bakın bu olmamış, bunun yetkinliğini kanıtlayacak hayal […]
Bildim. Babam karların üzerine yüzükoyun uzatıldığında, karın ne kadar dondurucu olduğunu. Kırarmaya başlamış sakalları kara değdiğinde, dudaklarındaki titremeyi. Morarmış dudaklarından çıkan nefesin karları erittiğini. Bir […]
Takahama Kyoshi 1954 yılında ölen Japon edebiyatçı. İşte Kyoshi haikuları. Şafak sökerken, Kiraz çiçeklerine Vurup geçer yağmurun sesi. Çisil çisil yağan Hoş yağmurda Kiraz […]
Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca Geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra. Göğe bakıyor ve yiyorum- kimbilir şimdi […]
İnsanız işte, en çok imkansızlık içinde ne kazandıysak o kıymetli oluyor. Emek, iş, hayat, okul, başarı, kariyer, maddi ve manevi daha birçok şey. Hepsi imkansızlıkla […]
Kimseyle anlaşma yoluna gitmedi. 19.yy’lın sonlarında 1848-50 devrimlerinin sonrasında,Paris’i kısa bir süreliğine de olsa özgürleştiren Paris Komünü’nün üzerinden tam 18 yıl geçmişti Makhno Uykayna’nın […]
cebime tıktığım kuşlar çok üşüyor ben de üşüyorum desem kim inanır bunca yıkıntının altında bunca kırık cam batmışken ayaklarıma belki yine seviyordur diye bir papatya […]
Kemal Ateş yeni romanı “Veresiye Defteri”nde 1940’lı ve 1950’li yılların Ankara’sına götürüyor okuru. Türkiye Cumhuriyeti’nin taze başkentine Orta Anadolu’nun köylerinden göç başlamıştır. Şehirleşmenin daha yeni […]
Bir anlamda, sıkıntı içinde olan İlkçağ insanının yaşamına yönelik psikolojik yardımı anlatıyor. Tümüyle İlkçağın yazınsal türüne özgü bir edebiyat olan ‘Teselliler’, Romalı filozof, devlet adamı […]
haydar uzağı bir şehre gidiyorum ayaklarımın altı kızıl toprak varolmanın yokluğuna bir dergi aldım okumuyorum sayfalarına ağlıyorum insan acımadan yazamaz ki neden masumiyet hep ansızın […]
1. Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin. 2. En yüksekten […]
veda! birinci gün – martılar bu şehri terk etti ters giydiğim ayakkabılarla, adını bile bilmediğim sokaklarda yürüyorum. levha yok, yön yok, ışık yok. sağa sola […]
önce sola, sonra sağa, yine sola bakan akıldır, kalp uzatmaz. akıl iki kere ikiyi iyice bilir kalp ikiyi inkar edecektir. insan uykudadır, ölünce uyanır, günün […]
Ahmet Taşgetiren Avatar filmiyle alakalı yazdığı köşe yazısında (5 Ocak 2010 Salı) filmde görülen kuşları, tarihlere “Fil vak’ası” olarak geçen hadisedeki ebabil kuşlarına benzetir. Pandora […]
Gizem bir geyik başı gibi uzanıyor aramızda Boynuzlarında senin karmaşan ve sana ait Bilmediğim, Bilmek istemediğim onca şey. Buna benzer çözemediğim bir çok şey Ormanda […]
burada herkesin delirmekten sustuğu yerdeyim baktığım suretlere ayna olamayan ben içimin sarkıtlarından salladım kendimi tekinsiz bir rüyayım şimdilerde kim yorumlasa tersine akıyor ırmaklar göğün dibini […]
Ölüm, bütün zamirlere uğrayacaktır. içinizden biri mi ölmüştür ayakkabıları ters çevrilmiş soğuktur nefesi acıyla yıkanmış beyaz bir örtü üstünde kaygu kızgın bir mille içinizde […]
İbrahim Üzülmez Beşiktaş’a veda etti. Bir futbolcunun deli lakabı ile anılması başlıbaşına ona bir sempati duyma sebebidir zaten. Topu sürerken kafası hep yerde bir adamdı […]
Geceleri korkulu yollara gittiniz mi Biz çok şeyi vakit yok pek kısa geçiyoruz Limanda bilinen gemiler oysa açıklardadır Kullanırız bir sözü ama hangi anlamda? İnsan […]
bir kadın gözlerini gizlemeye karar vermişse korkunçtur, bütün gıcırtılarından yataklar durur. ne zaman bir çim kokusu konuşmaya karar vermişse belânın dilinden katanalar arka ayakları üzerinde […]
İzdiham göz alıcı tasarımı, yeni yazarları ve zengin içeriği ile tüm Türkiye’de. Aşağıdaki tablodan, il/ilçe veya kelime arayarak, size en yakın satış noktasına ulaşabilirsiniz. […]
I Kayalar bilmez Konuşur durursunuz onlardan Avuçlarında başlayıp biten Büyüklüktür yalnız Ve unutmak gelip gidişini yanıp sönüşünü denizin Güneşlerin kırmızı II Gülmek ağrısını duymazlar Yahut […]
evlere ve şehirlere kapısından girenlere… ey çoğunluk, azalın! azalın siz çoğaldıkça muaviyeleşiyorsunuz birlik putunuz olmuş merhametten çok cezayı konuşuyorsunuz daha kendi fethiniz tamamlanmadan atlara […]
Geriye bakarak yanıtlıyoruz birbirimizi Bir destek aranır bir güç alırcasına Dönerek ikide bir anıların ülkesine.. Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza […]
Çiçeklerin dişleri, çiylerin saç filesi, Elleri şifalı otların, Sen, mükemmel ıslak hemşire, Hazırla benim için dünyevi çarşafları Ve kuştüyü yorganını yolunmuş yosunların. Uyumaya gidiyorum hemşirem, […]
ölüyorum suçlarım için, suçsuzluklarım için yoksunluk için, bedenimin her parçasında ve ruhumun her parçasında duyumsadığım yoksunluk için, seslendirilmeyen, gürültülü sözlerle yazılmış bir gazete gibi beni […]
“Uyanıyorum, bakıyorum yok” dediğinde insanın boğazına bir şey oturuyor. Gönlünün eşini bulan garip değildir, demişti Neşet Baba.. Gönlünün eşini bulup da kaybedenden daha garip kimdir? […]
Çiy doladım kasnağına gecenin. Işıksızlığın hep yoksul yalnızlıklara çıkması doğurur o rüzgârı. Giz dizilmiş çardaklar incir kokulu, çiçek hattı gözlerine doğru. Kokunda korku. Kafka; mürekkebini […]
100 yıl önce basılan bir eserde delilik çeşitleri aşağıdaki gibi tarif ediliyor. Asıl deli: Kendi kendini cennetlik sanır. Ağzı açık deli: Söyliyecek yerde ağzını açar […]
Ey yazı yolunun genç yolcusu! Şimdi kulaklarını dört aç, sözlerimi iyi oku! 1-) Kitap okuyup okumaman beni ilgilendirmez, ne halin varsa gör! Fakat okumayan birine […]
Yakınlarda bir telefon olsaydı Hastaneye haber verirdik Ya yetkisiz birinden salık bekler Ya da elinden artık bir şey gelmeyen Bir doktora baş vururduk El altında […]
Sen o geçmiş günlerin çekmece şairisin: Tabut dibeğinde düzgün çarpan kara el, yürek içinde kefen yazmaları alacalı bulacalı. Ölümü yaşarken yakalar gibi kol gövde soğumasında […]
Evler ve insanlarla ağaçlar mimarın yaptığı hepsini görürsün kahvenin penceresinden yakında öyle yaşlanacağım ki her zaman olduğu gibi başlayacağım çalışmaya özelliklerimin tarihini. Fakat doğanın yüzü […]