Edward Stachura, Geride Kalanlara Mektup

ölüyorum
suçlarım için, suçsuzluklarım için
yoksunluk için, bedenimin her parçasında
ve ruhumun her parçasında duyumsadığım
yoksunluk için, seslendirilmeyen, gürültülü sözlerle
yazılmış bir gazete gibi beni buruşturup atan,hani
olanaklı olması için, isimsizliğin, anılmayışın, bilinmezin
birleşmesinin

yeni bir gün için
muhteşemliği için dışlanmışlığın
manzara için manzara üzerindeki
görüntü için gerçek olan
nokta için epsilon üzerindeki
ölümün gizi için
korkuda, dehşette ve alın terindeki
kesinlik için, yitirilmiş
yitirilmiş çözüm anahtarları için

minik kıvılcımı için güvenin, çünkü tohum meyveye dönüşeceği için yok olur
ölümün yalnızlığı için
çünkü tüm bedenler birer cesettir
çünkü ağırdır bu yük, taşınmaz da
değişim olanağı için
insanların ve benim mutsuzluğum için, hani sırtımda
ve içimde taşıdığım, çünkü her şey düş gibi görünür, kabus gibi
çünkü her şey doğru değilmiş gibi görünür
çünkü her şey absürt gibi görünür
çünkü her şey burada yok olur, ölür ve geriye devam edecek şeyin kalmaz
devamlılığın özleminden başka
çünkü artık bu dünyadan değilim ben, hiçbir zaman da olmadım belki
çünkü benim için burada kurtuluş yok gibi
çünkü sevmeyi beceremiyorum artık, dünyevi bir aşkla
çünkü bana dokunma
çünkü yorgunum, bitkinim sonsuzca
çünkü çok acı çektim
çünkü gelse bile çılgınca,
sözün tam anlamıyla çarmıha gerildim ben ve sanki
gerçekten canım yanıyor da
çünkü arınmak istiyorum tüm kötü insanlardan
ve tüm dünyadan da ve eğer böyle değilse,
suçlu değilim ben bunda da
çünkü artık gereksizim gibi görünüyor.
çünkü aldatılmış hissetmiyorum kendimi, aldatılsaydım eğer
devam ederdim ölmektense, devam eder, suçluyu aradım,
kendimde belki, kim bilir; yok aldatılmış hissetmiyorum kendimi
kim devam etmek istiyorsa yaşama, devam etsin, buyursun
ona sağlık dilerim, ölmek zamanı geldiğinde, ölümü kolay olsun
bana gelince, ben sana geliyorum, tanrım
sonunda huzuru bulmak için, buna hakkım var.
umarım, buna hakkım var, umarım
çünkü çılgınlık bile kalmıyor bana
çünkü her yerim korkunç ağrıyor
çünkü ruhum yapayalnız, ölecek kadar
çünkü son kağıt da bitiyor ve yalnızca adımlar
yaşasın yaşam
çünkü başında duruyorum yolun, tanrı beni çekiyor kendine
ve yolun sonunda duruyorum ve ölümü tatmıyorum.

Edward Stachura
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın