Nurgali Jusipbay, Yalnızlık Manifestosu

Giriş yerine
Benim bir köpeğim vardı. Dişiydi.
Mahallenin en gösterişli erkek köpekleriyle dolaşmaya çalışırdı. Ama her defasında gebe kalır ve terk edilirdi.
Sonra öldü.
Yalnızdı o.

***
Velhasıl…
Sözüm size, hey aydınlar!
Kalemi kutsanmış yazarlar, kaleminizi kırın ve atın bir dualığına,
Yüreği olan yürekliler sonuna kadar açın yüreğinizden Tanrıya giden kapı ve pencerelerinizi,
Beyinleri çatlamak üzere olan bilginlerim, teslim edin beyninizi Allah’a.
Yazılanlar yazılmıştır.
Söylenenler söylenmiştir.
Okunacaklar okunmuştur.
Yürekten yazılan şiirler raflara kaldırılmıştır.
Söyledikleriniz, yazdıklarınız ve anlattıklarınız siz ve onların arasında bir yerde sıkışıp kalmış gibi.
Yalnızsınız siz!

***
Hayır!
Yanıldım ben gene.
İşiniz yeni başlıyor.
Aydınsanız aydınlatın. Göreviniz budur.
Sorunu ortaya çıktıktan sonra değil, çıkmadan önlemek. Kaosun önünü kesmek. Çünkü siz aydınlık yolun tek kaynağı, askeri ve kulusunuz.
Yalnızsınız siz!

***
Aydınlar, “Halk beni ne zaman anlar?” diye oturup beklemez. Halka kendisi gider. Onlar çoğunluktur. Siz azınlıksınız. Azsınız.
Yalnızsınız siz!

***
Kadınım benim, sözüm sana!
Şeytani kurnazlıkla, Tanrı´nın kuvvetiyle, meleklerin paklığıyla ve aşkın kutsallığıyla sevdim seni. Sadece ben. Yalnızca ben.
Sevenler arasında yalnızım ben!

***
Sözüm bize…
“Tek dişli medeniyet” var: Avrupa!
Neresini sevdik biz bu medeniyetin?
Sorunlardan başka ne verdi bize onlar?
HİÇ!
Ne zaman “Senin medeniyetin sana, benim medeniyetim bana” olacak!
Onların arasında yalnızız biz.

***
Sözüm ona…
En nurlu sultanlardan biri, “Yalnızca kendimiz bir birlik olalım” dedi.
Söz söylendiği yerde kaldı.
Yalnızdır o.

***
Tek kişi birilerine baş oldu.
Tek kitap yol gösterici.
“Karışmam ben” dedi, “dünyaya.”
Başım benim yalnızdır!

***
Sözüm sana bozkurdum…
Birileri “İri olalım, diri olalım” dedi.
Ve “köpekler ürüdü, kervan yürüdü.”
Köpekler kurt kokusundan hep ürkmüş ve inlemiştir.
Bırak inlesin. Sen bozkurtsun.
Yalnızsın sen.

Sonuç yerine (sansürsüz yazılı düşünce)…
Yalnız benim dünyamda bu kadar yalnızlar ve yalnızlıklar var.
Keşke bizimkiler “bir ağaç gibi tek ve hür ve orman gibi kardeşçesine” olabilse, yalnızlığımız biterdi.
Ne yazık, Nazım da yalnızdı.
Yalnızlığın ta kendisi kadar.

Gerçekten de yalnız mıyız biz?!

 

Nurgali Jusipbay

İzdiham

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın