Ali Güreli, Bekleyecek Vaktimiz Yok

Pandemi süreci bana bir bir şey öğretti: İnsan imkanı elverdiğinde, hayal / arzu ettiği bir şeyi ertelememeli.

İki yıl önce hiç görmediğim ve çok görmek istediğim Dersim – Elazığ – Eğin – Karanlık kanyona bir tur düzenledi arkadaşlarım Necmi İletmis ve Halûk Uluhan. Nasıl oldu ise zamanımı ayarlayıp katıldım; yani tehir etmedim. Öyle hoşuma gitti, o kadar şaşırdım ki bu kadar güzel yerleri neden daha önce görmediğime .

Mutlaka bir daha gidelim istedim ama salgın vs kabil olmadı. Bundan sonrada olur mu kim bilir?

İzdiham diye bir dergi çıkıyor. Alıp okuyorum. Çok yaratıcı yazıların yanı sıra, çok güzel laflar üreten, genç bir dolu insan. İçlerinden birini tanıyorum ( mezun olduğum liseden mezun benden çok genç bir arkadaşım).

Yine iki sene önce beni arayıp: “Abi Üsküdar’da İzdiham’daki arkadaşlarla bir iftar tertip ettik, buyur bekleriz.” dedi. Üstelik seni tanıştırırım arkadaşlarla. Birden çok cazip geldi, “olur.” dedim, “inşallah.”

Adet nedir, ne alayım gelirken ( baklava vs ) diye sordum. “Yok abi” dedi, “Bir şey alma. Her şeyimiz tamam ama biz çorap alıyoruz. Hani istersen sen de al.”

Bu bile değişik gelmişti. Çorap ne iş, neyse gidince sorarım Yasin şafak’a dedim, kendi kendime .

Ertesi gün düşündüm; ben oruçlu değildim ve gidip bir sürü oruç tutan insanın arasında ezanın okunmasını beklemek bana biraz tuhaf geldi. Gerçi son yıllarda katıldığım bir sürü STK’nın, gayet şaşalı iftarlarında bir sürü insanın oruç tutmadığını, bir kısmının tutuyormuş gibi yaptığını, oruçlu insanların sofra başında ezanın okunmasını beklerken, sessizce içlerinden dua ederken, dudaklarını oynattıklarını görüp kafa bile yapmışlığım vardı .

Onlar gibi görüntü vermek istemediğimden aradım ertesi gün arkadaşımı. “Ben oruç tutmuyorum artık. Şimdi onca insanın arasına katılıp iftar etmek bana biraz sahtekarca gelir. O yüzden ben önümüzdeki yıl yapacağınız iftara o gün oruç tutup katılırım, daha şık olur.” dedim.

“Abi bize fark etmez ama siz bilirsiniz.” dedi .

Sonra pandemi geldi, gündem hayatta kalmak oldu .

Geçen yıl beni davet eden arkadaşımın kardeşine rastladım. “Ya geçen yıl böyle böyle oldu. Yok gelmeyeyim oruçlu değilim, ukalalık yaptım ama içimde ukde kaldı. Bak nasıl değişti her şey. Artık belki bir daha böyle bir şey kaç yıl sonra olur tekrar.”

“İyi yapmışsın abi!” dedi çocuk. Ben de öyle yapıyorum, beni davet ettiklerinde, o gün oruç tutuyorum.” dedi. Hem hoşuma gitti, hem şaşırdım. Bunu söyleyen çocuk da küçük bir sosyalist partinin üyesi (o da bizim liseden mezun). O parti üyeliği yüzünden aday olduğu bir dernek YK’sına, böyle bir yere mensup birinin ne işi var derneğimizde vs dedikleri biri. “İyi ki ona oy vermişim, çok gençsin biraz bekle ileriki seçimlerde veririm.” diye tehir etmemişim.

Pandemi geldi, ne dernek kaldı ileri vadeli seyahat planları . Sadece ölmemek üzerine plan yapıyoruz artık.

Not: Bu metin 29 Kasım 2020 tarihinde Ali Güreli Bey’in facebookta, kendi şahsi sayfasında yayınlandı. Bize bu metnin yayınlandığını dostumuz, güzel insan Yasin Şafak haber verdi. Ali Bey’den izin almadan yayınladığımız için kendisinden özür dileriz ama bu güzelliği paylaşmak istedik. Hepimizin geç kaldığı bir şey var muhakkak. Telafi edecek zaman kaldı mı onu bilmiyorum.

Kaynak Link:

Ali Güreli

İZDİHAM

İzdiham'ın 47. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni sayıda ”Yaşar Ercan, Gündüz Vassaf, Gökhan Özcan, Yankı Yazgan, Ali Ayçil, Elif Aşiran, Dilek Kartal, Bülent Parlak, Turan Karataş, Seda Nur Bilici, Ahmet Aslan, Sulhi Ceylan, Sümeyye Dursun, Rümeysa Kocaman, Abdullah Harmancı, Hüseyin Hakan, Cüneyt Gönen, Yasin Kara, Ahmet Enis Gürcan, Akın Akaoy, Onur Bayrak, Bekir Şamil Potur, Enes Aras, Mustafa Toprak, Faruk Sarıkavak, Tuğba Karademir, Halil Ecer, Vedat Milör” gibi isimlerin metinlerine yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın