3 Ekim 2026

Kerem Gümüş, Daima

ile izdihamdergi

O gece o kapıdan çıkarken…
Ay döküldü gökyüzünden, tutamadım gözlerini.
Paramparça bir haldeydim. Ay girdi sonra bir gece penceremden içeri. 

Galiba bir yas’ın bir de gözlerinin şiirini yazamayacağım bu dizelere. Kirli yüzüyle soğutuyor her seferinde kalbimi. Kızgın ve kırgın bakıyor gözlerime. Gece, aklayabilir miydi içimizde gizli kalan cümleleri? Temiz olmak ne zor şimdi pamuk ellerinde.

Ay’a bakmak, seni görmekti her seferinde. Alamam gözlerimi özlemişken seni bu gece. Mahcup sözlerin alev gibi yakarken yüreğimi, dizelerin hesap sorarcasına utandırıyordu sen kokan gözbebeklerimi. Sorumluluğunu alamadığım sorular bir bir bedenimde yankılanıyor. Yargılayıp asmak isterdim bizi kıracak cümleleri. Yastık, ne zamandır başıma dikendi? Yatak hep böyle soğuk mu hissettirecekti? Duvar, üstüme üstüme gelmezdi. Ah, tutabilseydim küçücük ellerini. 

Anmazdım seni böyle gecelerde.

Oysa her bakışın baharı çağırırdı yorgun gönlüme.

Ay, girmişti artık penceremden içeri. Sessiz bir gece ve bir avuç yıldız eşlik etti sonra kalbime. Çocuk kalmış ruhum, teninin en ücra köşelerinde yaşamaya başlamıştı. Çocuk kandırmak ne kolay.  Öğreniyorlar büyüdükçe gerçekleri. Öğrendikçe canları daha çok acıyor. Büyüyorum, sana yazdığım cümleleri okudukça seninle. Sen kokuyorsun hala gizlice. Geldikçe kokun büyüyorum. Canım acıyor, öğrendikçe.Bakışların beliriyor bir sokağın köşe başında. Şeker satıyor çocuklara güldüğün tüm sokaklar. Bahar adını unutmuş, yüreğim çiçekler ekmiş geçtiğin mahallelere. Maviyi çok severdim, gözlerini görmeden önce. Sanki derin bir keşke çekmişsin de / yıldızları dökmüşsün dolaştığımız tüm gecelere…Çok şey “eskidi” bir anda. Şair gönlüm nazlanır o yüzden seni yazmaya. Muhabbet etmeyi çok sevdiğin biriyle artık iki kelime edememek de gurbettir, diyor şair. Gurbetin kalbimi sarmaşık gibi sardığı saatlerdeyim bu gece. Ay, girdi artık penceremden içeriye. Ayrılığın sahtesi olmaz, dedi baş döndüren bir sesle. Hiçbir afilli cümle bu acıyı dindiremez artık bu gece. Seni sevmek ne güzel. Ve bir o kadar da öpememek ellerini ne zulüm. Sahte düşlerin enkazı altında kalmıştı artık gönlüm. Ayrılık, birkaç sokak ötede utanıyordu bakmaya gözlerime.

Hapsine düşmüş ruhum soytarı kaldı parmaklıklar ardında sen gidince. Tüm görüş günlerimi sana saklamışken müebbet yedim ansızın sevdana sensiz geçen her saniye. Bulutlara ektim birer birer gözyaşlarımı. Seni özlediğim her gece, yıldızları serdim göklerden yerlere. Dissosiye olmuş gururumu kurban ettim her zerrene. Ölümde değil, seninle yaşayamamış olmanın idam sehpasında acıtan tüm sözlerim. Kuytuların karanlığı tükettiği gece, bu gece.

Sonra o gece, ben de çıktım o kapıdan gürültülü ve seslice.Ay döktü yüzünü gökyüzünden, tutamadım gözlerini. Aşk artık paramparça bir halde.


Bir sabah vakti gelsem / dağılmış bulur muyum izlerini? Kapının önünde ayakkabıların bekler mi gelişlerimi? Bir fincanın kenarında dudaklarının izi karşılar mı bedenimi? Yastığın üzerinde saçlarından küçücük bir hatıra kalmış gönlüme. Saklasam… Anar mı beni o da her gece?

Yoksa insan sevse de bir gün gerçekten hiçbir yerde bulunamayacak kadar gider mi böyle? 

Bilmiyorum.

Tek bildiğim, daima. Daima sende kalacak hislerim. 

Tutabilirsem zamanla seni.


Ah, tutabilseydim zamanında seni…

Bir sabah vakti gelsem / dağılmış bulur muyum izlerini?

Sanki derin bir keşke çekmişin de / yıldızları dökmüşün dolaştığımız gecelere…

İZDİHAM DERGİSİ

Hepimiz Ölecek Yaştayız