Vural Kaya, Uzatmalı Türk

Oğluma.

Ben şimdi bugün burada bu bir nisan iki bin yedide
Ben bir Türk olarak yani kaderci bir Türk olarak
Ben şimdi kendime zarar vermeyecek kadar fatalist bir jiletle
Günlerden pazartesi olsun mesela
Bir kopukluk, mumyalı şeylerle dokunaklı ve bir türbülansı
Atlayarak anlı şanlı bir sabah diyelim doğsun Türk
Zordur Türklük Batıda barbar Doğuda taht sevici
Ben şimdi uzatmalı ve barbarım yani fakat tahtım yok
Hiç olmayacak da
Kendi evinde ıskalanmış uzatmalı bir
Kendi yurdunda savruk bir
Ben yani savruk Türk

Bir pazartesi yeni şeylerle gelecekler

Modern ufuklar dikecekler karşımıza
Bir pazartesi kara çantalarına doldurup karşı lojmanlardaki
Çocukların babaları doldurup kaderimi çantalarına yani
Bu lojmanlar eskiden gri olsun mesela
Sizin hiç babanız uzatmalı Türk oldu mu diyorum çocuğa
Çocuk anlamıyor tabii
Cebimde celp kağıdım
Ben şimdi sahici surette bir ben olarak nisan ikibinyedide
Kısa kesilmiş girizgah uzatılmış ve gerzek mükaleme
Hoşça kal oğlum sonuçta hoşça kal işte
El salla derler çikolata alırlar sana avuturlar seni
El salla babaya
İnanma

Fakat ben daha yola koyamadığım işler dolusu Türk

Yüz bilgilerime ekleyerek eklenerek ben kendimle
Barışıksız ben eski esrik valizimle
Şu kapıdan çıkıp giderken söylenecek türküyü
Uzatıyorum kekem yani gırtlağımda bir düğüm ve hırpani
Çöküyor gece uzun bir yoldoğusu kokuyor otobüs
Ben belki de bugün teskinli bir Türk olarak
Malatya’ya

Bir gün tabiat yeşerirken ben öldümdü nisan ikibinyedide

Fakat pazartesiler gelip diriltiyor beni arada
Nisan nasıl da nisandı öyle Malatya’da
Hiç görmedim ömrümde ben öyle bir nisan
Gürün’den sonrası sızlıyordu can havlimde
Kaderdi ama fatalizm çok başka Türk
Bilmezdim orada gül bay dostluklar vardı Bünyamin vardı
Aras gibi bir Hasan baba, Koçyiğit Bahattin
Bilmezdim orada Abdurrahman Ekinci, sağlam adamlar harmanı
Kiğılı Pasajında iskemleler, demli çaylarda şiir vardı

Fakat her Allah’ın günü Beydağı sancıyordu dünyaya doğru

Bilmezdim sancır mı hiç dağ
Tin nedir, sahi bu soru niye
Öğren Türk
Dağla tin kardeş Türk gözlerimle gördüm Türk
Her nöbet Malatya her nöbet Topsöğüt
Çocuklar vardı gençler yani yirmisinde
Hodbinlik dersinde ezbere, canevsiz
Gelecekte halkım oluyordu bu çocuklar bu
Gencecik
Dünyasız tinsiz

Türkçe bir hayretle sevmek ve oğlum seni

Sen aklıma dadandıkça aklım kekre Türk
Aklım Beydağı’na çarpıp geri gelen Türk
O nisan Malatya’da
Yeni Camii önünde, düşündüm de
Yeni yeni ahbaplarım olur belki, kim bilir severim hepsini
Anısı kalsa da
Gün gelir onlar da öteki arkadaşsızlıklar gibi
Türk olup giderler belki, olur mu olur
Sen büyü
Türkçe konuşuruz bunları bi ara
Yine de anlaşamayız Türk’çe

 

 

 

 

Vural Kaya, Karagöz 10. sayı
İzdiham

 

 

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: