Ufuk Akbal, Aforizmalar

*Türk kızı diye bir şey, bir yerlerde yaşamamış olmalı.

 *Devlet Bahçeli’nin Kamyoncularla Oskar sohbeti, bir tutunuş – bir hakikat kıpırtısı – Zizek’e izletilmeli.

* Gecenin kenarındayız; henüz gecede değil. 

*Ölürsem kabrime gel ve hayvan gibi acı çek isterim. 

* Ölürsen kalbine gelir ve hayvan gibi acı çekerim; söz..

 *Sana Levinas etiğinden bahsetsem, beni affeder misin?

 * İnsanı özenli kılan yalnızlığıdır.

 *Etimize kibrit tutsalar yalnızlığımız gözükebilir, demiştim – diyorum.

 *Futbol, Türkiye’de bir iğrençlik formudur.

 * Osman Müftüoğlu, Türk Tıbbının Sağıdır.

 *Smith-Wesson bir kurtuluş ilmidir. Kendinden kendine gider. Kendine içkindir.

 *Leonard Cohen dinleyebileceğimiz kadar şiirsel değil, hiçbirşey.

 *Kötü deme, şükür de, böylece modern olduğumuzu unuturuz.

 * Ellerin bedeninin devamı olmalı?

 * Kendimi öldürsem / bana kızar mısın?

 *Çünkü bıçak da etimizi böyle sever.

 * Çünkü bıçak etimizi seven bir nesne. Onu ister.

 *Türkler, Kant’a daha çok yaklaşmak için at yarışı oynuyorlar.

 *Kalbimiz, artık kalmayandır.

 * Heidegger, gecekonduyu güzelliyor.

 *Gece, uyuyamadığımzıda gecedir” diye buyurmuş Cioran. Gecelerimiz uyuyamamaklığımızın tarihi değilse nedir?

 *Acun Ilıcalı varsa eğer, biz neden onunla birlikte varız?

 *Devlet Bahçeli, İsmet Özel okudu mu?

 *Verem bize entelektüel bir ölüm vaad ediyor.

 *Devlet Bahçeli Deleuze okurdu, Devlet Bahçeli çok yalnızdı.

 *Ekmek alma, sevişelim sevgilim.

 *Ecza artık bir merhamet ilmi değildir.

 *Gramsci yaşasaydı Berlusconi’ye oy verirdi demek, karşı devrimciliktir.

 *Hırsızlık her zaman zorbalık içermez.

 *Türkiye’de üniversite ve hastane binalarının eski kışlalar olması bize Foucaultcu bir bakış sürekliliği kazandırıyor.

 *Kemalizm kendi içeride (Silivri’de) fikri iktidarda (İdris Naim Şahin) bir ideolojik durumdur.

 * Birbirine sertçe çarpabilen nesneler gibi hürüz.

 * Sigara dumanı senin bedeninin doğal bir uzantısı mı?

 *Kleptomani ne tınılı kelime. Prometheus’un bir kleptoman olmadığını söyleyebilir miyiz?

 *Susan Sontag mı, Şenay Dülek mi? Seneler geçse de içinden çıkılamayan sorunsal.

 *Dizini mi başına yaslıyorsun, başını mı dizine; cevabını bir Schrödinger, bir de Alev Alatlı biliyor.

 *Yaşam, ölüme ara vermektir.

 * Tekke ve Zaviyeler kapatılmasaydı, İkbal Gürpınar ve Kemal Unakıtan’la tanışmazdık.

 *Ölülerimiz biz arkalarından konuşalım diye öldüler.

 *Çay kendiyle hemhâl. Zerre sızma yok.

 

Ufuk Akbal

İzdiham

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın