Seher Şahin, Bizi Akılsız Yapan Bu Cep Telefonlarıdır

 

 Ben bir şiir yazardım annem hiç okumazdı. Ben bir şiir olmak isterdim şair bulunmazdı.

Aklımı yitirdim gelecek üçgeninde. Ekrana saatlerce ne bulacağımı hiç bilmeden baktım. Bir kitaba başladım dokunmatik ekran daha şaşalı geldi. Bir kitap indirdim akıllı telefonuma, bildirimler daha cazip. Bir fotoğraf paylaştım az evvel, beğenenlerle tanışmaktan fotoğrafa sarılıp uyuyamadım. Uyumak isterdim halbuki. Bir fotoğrafa inanmak, bir fotoğrafta karalanmak kadar, bir fotoğrafa saklanmak. Şarjım yüzde bire indi, şarj aletim fizanda! Susasam, acıksam ertelerdim de şarjsızlığı asla! Şarja takıp bir şeyler okuyayım dedim ama kitaplar ilgimi çekmedi, saatlerce tivit okuyup feysbuk ne düşünüyorsunları biriktirdim. Şarjım hiç yetmedi, şarjı hiç bitmedi. Bir köşede kendimi seyrettim acıklı bir filmi izler, bir imparatorluğun çöküşünü bekler gibi. Sonra girdim swarma bastım check ini. Nerede olduğumdan haberdar olma hakkını elde etmek için ısrarla merak eden birine ‘’seni ne ilgilendiriyor’’ dedim de swarma sesimi hiç yükseltemedim. Paşa paşa ekledim herkesi, her yeri ve her evi. Nereye gitsem orada olduğuma dair birkaç check in patlattım, arkadaşlarım beğendi. Yazdığım hiçbir şiiri okumadılar da gittiğim her konum bilgisini alkışladılar. Ben bir şaire şiir olmak, anneme birkaç şiirimi okutmak isterdim halbuki. Akıllı bir telefonum yokken her şey daha gizemliydi.

Bir kandil gecesi kaç dakikam kaldığına hiç aldırmadan bütün sülaleyi bir bir arayacaktım ki whatsapta bir grup kurdu çok sevgili akrabalar. Feysbukta rastladıkları bir kandil kutlama görselini yapıştırıp salavatlaştılar. Yoo, sıkıntı değildi tabiî ki! Seslerini bir bir duymaya ne hacet ekrana dokunuyoruz ya yeterdi yani. Hem sesteki kırgınlığı kavrayıp ‘’neyin var sualine’’ erişmeden en ucuzundan atlatırdık, altı üstü bir kandil değil mi? Toplu mesaj yazar sonuna afili bir ad soyad çakar ne kadar da özel gün önemser bir birey olduğumuzu topluma özgüvenle sunardık belki ya da hayır yaa girip kişisel profilimize baksınlar ‘’tüm İslam aleminin’’ girişiyle başlayan ve kaçmayı hedef alan bir cümle kurgusu yapmışımdır illa ki.

Ben birkaç şiir yazıp koltuğa, masaya bırakıp beklemiştim kimse merak etmedi. Ben bir defter bırakmıştım bulup anlasınlar diye bir bakkal defteri bile etmedi. Ben bir şiire başlayacaktım andoride güncelleme geldi, herkes gülümseyip bir level daha atladık dedi. Buruşturup attım tüm şiirleri ve saadetle güncelledim aklıyla kuşatan teknoloji madenimi. Ben aslında hep düşünmek isterdim ama telefonum benim aklım ikimize de yeter dedi.

Ben bir şiir yazıyorum bazen, akıllı megafon! Hiçbirinize duyurmuyor.

Seher Şahin

İZDİHAM

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın