Aldous Huxley, Brave New World

Yazmanın farklı bir biçimi olsaydı.. Ya da yazılacak başka bir şeyler olsaydı..” Sessiz kaldı ve sonra, “Biliyorsun,” diyerek devam etti, “Sözcükler bulmada oldukça ustayım -insanı bir iğnenin üstüne oturmuşcasına zıplatan sözcükler, çok yeni ve heyecan verici geliyorlar, ama aslında hipnopedik açıdan bilinen şeyler. Ancak bu yeterli görünmüyor. Sözcüklerin iyi olması yetmiyor; onları iyi bir amaç uğruna kullanmak gerekiyor.”

Ama fiziksel bir eksiklik, zihinsel bir aşırılık yaratabilirdi. Sanki süreç, tersine de işleyebiliyordu. Zihinsel aşırılık, kendi amaçları doğrultusunda, kasti bir yalnızlığın gönüllü körlük ve sağırlığını, yapay bir zevklerden el çekme ikti- darsızlığını doğurabiliyordu.

Elini savurdu ve sanki tüy gibi bir dokunuşla bir parça tozu silkelemiş gi- biydi, bu toz da Harappa uygarlığıydı, Keldanî şehri Ur’du; örümcek ağlarıydı, Teb’di ve Babil’di, Knosos’tu ve Miken’di. Silkele, silkele -hani Odysseus nerede kaldı, Eyüp nerede? Ya Jüpiter ve Gotama nerede? İsa’ya ne oldu? Silkele -ya o Atina ve Roma denen, Kudüs ve Orta Krallık denen antik pislik zerreleri- hepsi yok oldular. Silkele -İtalya’nın bulunduğu yer boşaldı. Silkele, katedralleri silkele; Kral Lear; ve Paskal’ın düşüncelerini silkele. Silkele, Tutku’yu silkele, Requiem’i silkele, Senfoni’yi silkele, silkele..

Dünya babalarla doluydu -o yüzden de mutsuzlukla doluydu; dünya annelerle doluydu -yani sadizmden namusa kadar uzanan binbir türlü sapıklıkla doluydu; erkek ve kız kardeşlerle, amcalarla ve halalarla doluydu -yani delilik ve intiharla doluydu. “Oysa Yeni Gine açıklarındaki bazı adalarda yaşayan Samoa yerlileri arasında…”

Makine işler, işler ve işlemeye devam etmelidir -sonsuza dek. Hareketsiz kalırsa ölüm demektir. Bir milyar insan yeryüzünün kabuğunu eşeleyip durdu. Çarklar dönmeye başladı. Yüzelli yıl içinde iki milyara ulaştılar. Tüm çarkları durdurun. Yüzelli haftada yine bir milyara düşerler; bin çarpı bin çarpı bin tane insan açlıktan ölür. Çarklar sürekli dönmeli, ama bakımsız dönemezler. Onlara bakacak adamlar gerekir, dingilleri üzerinde dönen çarklar misali sarsılmaz adamlar, aklı başında itaatkâr adamlar, mutlu ve istikrarlı adamlar.

Aldous Huxley

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın