Louis Ferdinand Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk kitabından 40 cümle

Abdullah Seydi Özçal hazırladı. Gecenin Sonuna Yolculuk kitabından 40 cümle. 

1-İnsan şehvet bakiri olduğu gibi, dehşet bakiri de olabiliyor. (Sayfa:30)

2-Hayatta esas olan hesaplaşabilmektir. Bunu tek başına yapmaktansa, iki kişi yaparsanız daha başarılı olur. (Sayfa:32)

3-İnsanda düş gücü yoksa, ölmek fazla dert değildir, ama varsa da, o zaman ölüm fazlasıyla derttir. (Sayfa:35)

4-Dört haftadır sürüp giden bu savaşta, o kadar yorgun, o kadar mutsuzduk ki, yorgunluktan korkumun bir kısmını yolda yitirmiştim. Sabah akşam bu insanlar, yani rütbeliler, özellikle de her zamankinden daha sersem, daha çapsız ve daha nefret dolu düşük rütbeliler tarafından taciz edilme işkencesi, en inatçı insanı bile hala yaşamakta direnme konusunda tereddüt eder hale getiriyordu. (Sayfa:43)

5-Bir köyün nasıl yandığı uzaktan da çok iyi fark edilebilir, hatta yirmi kilometre öteden bile. Çok neşelidir bu. Gündüz vakti, sevimsiz bir küçük kırsal bölgenin ortasında dikkatinizi bile çekmemiş olan küçücük önemsiz bir mezra, yandığında nasıl da bir etki yaratır, bilemezsiniz. (Sayfa:46)

6-İşin özüne varmak kolay değildir, savaş söz konusu olduğunda bile, fantezi uzun süre direnişini sürdürür. (Sayfa:50)

7-Ateşin köşeye kıstırdığı kediler eninde sonunda suya bile atlamaya razı olurlar. (Sayfa:50)

8-İnsanların çoğu ancak son anda ölürler; kimileri ise yirmi yıl öncesinden, hatta daha bile erken başlarlar bu işe. Onlar işte dünyanın düşkünleridir. (Sayfa:53)

9-Hepimiz için söz konusu olan, özünde bir saat daha yaşamaktı, üstelik, her şeyin cinayete indirgendiği bir dünyada, tek bir saat bile başlı başına bir olguydu. (Sayfa:58)

10-Dünyanın derdi insanları nereden tutturursa oradan yakalıyordu, ama bir yerden yakalamayı hemen her seferinde beceriyor gibiydi. (Sayfa:75)

11-Sizi aklı başında sanmalarını sağlamanın en iyi yolu bayağı pişkin olmaktır. İyiden iyiye pişkinseniz mesele yok, o zaman artık hemen hemen ne yapsanız yeridir, ne isterseniz, çoğunluk sizden yanadır ve kimin deli olup kimin olmadığına karar veren de çoğunluktur. (Sayfa:80)

12-Kişi eğer zayıfsa, ona güç veren biricik şey, en çok çekindiği insanları onlara hala atfetmeye yelteneceği en ufak saygınlıktan arındırmaktır. (Sayfa:82)

13-Aşk alkole benzer, ne kadar iktidarsız ve sarhoş olursanız, kendinizi o kadar güçlü ve akıllı sanırsınız, aynı zamanda da her istediğinizi yapmaya hakkınız olduğunu düşünürsünüz. (Sayfa:99)

14-Kahramanlık türküleri savaşa gitmeyenleri, dahası savaş sayesinde anormal derecede zenginleşmekte olanları hiçbir direnişle karşılaşmaksızın teslim alır. (Sayfa:101)

15-Yerinde kullanılan kimi şiirsel özlemler, bir kadına, tıpkı ay ışığında uçuşan bazı saç modelleri kadar çok yakışır. (Sayfa:110)

16-Çıldırmış bir uluslar arası mezbahadan canlı olarak kurtulmayı başarabilmek, hiç olmazsa davranış inceliği ve ağırbaşlılık açısından ciddi bir referans olarak kabul edilmeliydi. (Sayfa:135)

17-Asker dediğin, öldürmediği sürece çocuktur. Onu kolayca neşelendirebilirsiniz. Düşünmeye alışkın olmadığı için, onunla konuşulduğunda sizi anlamaya çalışmak için bunaltıcı çabalar sarf etmeyi göze almak zorunda kalır. (Sayfa:145)

18-Bu Afrika cehenneminde karşınıza müthiş günbatımları çıkıyordu. Kaçışı yoktu bunun. Her seferinde güneşin dehşetengiz katli gibi trajik. Koca bir şike. Ne var ki tek bir insanın kaldıramayacağı kadar büyük bir hayranlıktı bu. (Sayfa:195)

19-Mazide kalmış biçimler arasında el yordamıyla ilerlerken kaybolabiliyor insan. İnsanın geçmişinde artık kımıldamayan ne de çok nesne, ne de çok kişi var öyle, ürkütücü. (Sayfa:196)

20-Yaşlandıkça insan kimi uyandıracağını karıştırıyor, canlıları mı, ölüleri mi. (Sayfa:196)

21-Paris’te parası, borcu, mirası olmadığı zaman, insanın varlığıyla yokluğu bir oluyor, o haldeyken de yok sayılmamakta zorlanıyor. (Sayfa:197)

22-İnsanın gözle görülenlerden başka şeylerle ilgilenmesi ciddi bir deliliğe delalet eder. (Sayfa:198)

23-Kendini hep mesleğin küçük ya da büyük açıkgözleri sanan ticaret erbabı pratikte çoğu kez çam devirmekte üstüne olmayan kişiler olarak belirirler. (Sayfa:199)

24-Anıları ortaya çıkmaya zorlamak için kokularla alevler gibisi yoktur. (Sayfa:203)

25-İnsanlara güvenmek demek kendini azıcık öldürtmekle eşdeğerdir. (Sayfa:204)

26-İşin daha kötüsü bir önceki gün ve zaten fazlasıyla uzun süredir yaptıklarınızın aynısını ertesi gün yapacak gücü nereden bulacağınızı bilememektir, bu ahmakça girişimler için, bu asla bir sonuca ulaşmayan binbir tasarı için, yıkıcı zorunluluktan kurtulma denemeleri için, her seferinde çuvallayan o denemeler için gerekli gücü nereden bulacağınızı, kaldı ki bunların hepsi de yalnızca kaderin karşı konulmaz olduğuna, duvarın dibine düşmek gerektiğine kendinizi bir kez daha ikna etmenize yarayacaktır, her akşam, her seferinde daha eğreti, daha galiz olan bu ertesi günün kabusunu yaşayarak. (Sayfa:228)

27-Gerçek, bitmek bilmeyen bir can çekişmedir. Bu dünyanın gerçeği ölümdür. Seçim yapmak gerek, ya ölmek ya da yalan söylemek. Bense asla kendimi öldüremedim. (Sayfa:228)

28-İnsanın kendi sızlanmalarına kesin bir son verecek cesareti olmadığı sürece, kendini her gün biraz daha iyi tanımaya katlanması gerek. (Sayfa:232)

29-Belli imkanlardan yoksun insanların yaşamı, upuzun bir hezayanın içindeki  upuzun bir reddedilmeden ibarettir ve insan yalnızca sahip olabildiği şeyleri çok iyi tanıyabilir, yalnızca onlardan kurtulabilir. (Sayfa:234)

30-Yaşamımıza karışmış olan kişilerin bencillikleri, onları şöyle bir düşündüğümüzde, yaşlandığımız zaman, karşı çıkılmaz bir biçimde ortaya çıkıverir, olduğu gibi, yani çelikten, platinden hem de zaman aşımına bile dirençli. (Sayfa:238)

31-Bir akşam hiç uyanmamacasına uyutmalıyız, tüm mutlu insanları, uykuları sırasında, benden söylemesi, böylece de onlardan ve mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz. Ertesi gün artık onların mutluluklarından söz edilemez olur ve gönlümüzce mutsuz olma özgürlüğüne kavuşmuş oluruz. (Sayfa:240-241)

32-Eğer ille de bir şeyleri seveceksek, yetişkinlere kıyasla çocukları sevmek daha az risklidir, hiç olmazsa ileride bizler kadar katır kutur olmayacaklarını ümit etmek gibi bir özrümüz vardır. (Sayfa:273)

33-Herkesin derdi kendine, dünyanınki de hepimize. (Sayfa:327)

34-Sefalet amansız, inatçı bir biçimde özverinin ensesindedir ve en iyi niyetli girişimler bile acımasızca cezalandırılmaktadır. (Sayfa:355)

35-Anıların bile bir yaşı,  gençliği var. Onları küflenmeye bırakır bırakmaz her tarafından bencillik, böbürlenme ve yalan sızan iğrenç hortlaklara dönüşüverirler. Tıpkı elmalar gibi çürürler. (Sayfa:367)

36-Yoksullara verecek paranız yoksa, en iyisi yine susmaktır. Onlara paradan başka bir şeyden söz ettiğinizde, onları kandırmış, yalan söylemiş olursunuz, hemen her seferinde. (Sayfa:372)

37-İhanet etmek, bir hapishanede pencere açmaya benzer. Herkes bunu yapmak ister ama gerçekten yapılabildiği nadirdir. (Sayfa:382)

38-İnsan yalnız yaşadığı andan itibaren kendi geçmiş yaşantısıyla ilgili konuların yükü altında ezilir. (Sayfa:420)

39-Deli dediğimiz kişi, alt tarafı, bir insanın sıradan düşüncelerinden ibarettir, ama bunların bir kafanın içine sıkı sıkı hapsedilmiş hali. (Sayfa:458)

40-Köle ne pahasına olursa olsun biraz, hatta iyiden iyiye aşağılanabilir nitelikte olmalıdır. Süreklilik arz eden kimi küçük ahlaki ve fiziksel kusurların varlığı kölelerin kötü kaderini haklı çıkarmaya yarar. Böylece de dünyanın düzeni daha iyi işler çünkü herkes hak ettiği yerde duruyordur. (Sayfa:472)

 

Louis Ferdinand Celine

İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: