Hüseyin Alemdar, Zefir

Hüseyin Alemdar, Zefir
Hüseyin Alemdar bir film öneriyor. Zefir!

Belma Baş’ı ve ileride çok iyi bir yere oturacağına inandığım sinemasını şimdiden sevmemin Karadenizlilikle bir ilgisi yok. Onun Ordulu olduğunu ilk uzun metrajlı filmini seyrettiğimde, üstelik de fena halde etki altında kalarak öğrendim. Yeşilçam sineması yıllarında, özellikle hava şartları nedeniyle pek tercih edilmeyen Karadeniz, dijital avantajlar oluşunca sinema yapmak için
doğal cennetmiş meğer.

Ben Orhon Murat Arıburnu ödülleri için heyecan dolu koşuşturmalar yaşadığım yıllarda o da Türsak’ta Sevinç Baloğlu ile birlikte sinema adına zaten güzel işlere imza atmakla meşguldü. İlerde sinema yapacağına inanıyordum zaten. O günlerde bana “sinema kardeşliği” tadında yaklaşmasının ürünü Zefir’miş demek! Zefir’le ilgili ilk eleştiriyi Radikal yazarı Şenay Aydemir’den okuduğumda, ne yalan söyleyeyim filmi kafamda biraz ufaladım. Bu yazıya rağmen Zefir’i umduğumdan iyi buldum. “Kokulu kir, is, yağ lekesi” anlamlarına gelen Zefir, bir anlamda “yeni dünyalı” sayılan annesi tarafından Doğu Karadeniz Dağları’nda yaşayan anneanne ve dedenin yanına bırakılmış, yönetmenin kafasındaki bunalımlı bir Heidi öyküsündeki kızdır sanki.

Geçmişte, sisler arasında uzaklara gitmenin imgesi bir kayanın tepesine çıkıp gelecek metaforu kuran annenin hem çocuğu hem de çocukluğudur aslında Zefir. Her Karadenizlinin bildiği, sarı ve mor iki ayrı renkte çiçek açan zifin çiçeğiyle de ilişkilendirmekte yarar var Zefir’i; bunu demişken de Yaşar Miraç’a sarı zifin çiçeğinin acı tadını daüssıla yapıp gönderelim. Zefir’e sarı zifin çiçeği de denebilir; tıpkı onun gibi yaşam dolu olmaya çalışsa da, acı ve karmaşık duygular tadında kendi olamayan bir çocuktur  aslında!

Bu çıkmaz anne-kız çatışmasının başka bir boyutur da. “Sonbahar” ve “Bal” filmlerindeki doğanın filme katkısı olayına gelirsek: Zefir’deki görüntülerin daha cezbedici olmamasına rağmen, yönetmenin dünyasını yansıtmak anlamında çok daha yerinde durduğu ve hikâyeye hayatiyet kattığını ise özellikle belirtmek isterim. Vahide Gördüm dışında tamamen amatör ve aile kastı oyuncularıyla çalışan sevgili Belma Baş’ı ayrıca kutlamak gerek. Filmin finali ise, Haneke filmlerinden daha etkileyici bir finale sahip; insanın kanını donduracak bir finale imza atan Zefir’i herkesin değil gerçek sinemaseverlerin kaçırmaması dileğiyle.

 

Hüseyin Alemdar

İzdiham

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: