Hacı Ahmed Eriş, Tüyleri Dökülmek Suretiyle Çirkinleşmiş Finolar Aşkına

Sokakların ne manası var bir gece yarısı
Pencere artlarına sıkışan hayaller karşısında
Kalmış mıdır o utangaç hayallerimizden
Teselli edilmeye veya
Kendimizi kandırmaya yetecek kadar

Gelmemiş olsan
Gitmezdim çağırdığın yere
Unutacağını bilsem
Uğramazdım
Sonra Tarok kolache gibi yıkık
Bir Tawil gibi yalnız
Doğmadığı yerde yaşamaya mahkum edilmiş
Ayakları hiç denize değmemiş çocuklar gibi
Üzüleceğimi bilsem
Gel! dediğin yerin
Hangi şehirde olduğunu bile sormazdım

Kalbim dünyanın geri kalanından daha kirli
Beni henüz terk eden arkadaşa sorarsanız, bu böyle
Elektrik kesildiğinde
Mumlara biat edilen zamanlarda
Bilirim ki kapanmayacak yaralarım var
Ama kimden isteyebilirim
Onlara merhem olmasını
Böyle büyük bir iyilik talebinin acısını
Yüklemek istemem unutkan kelimelerime
Kaldı ki, yaralarımla ilgili problem
Kanamakta oluşları değildir
Birileri tuz basmasa
Ben de haklarında konuşmazdım

Hem, o kadın ve erkeğin ellerinin
Buluşabildiği ülkelerde
Yeni birer devlet kuruluyor her seferinde
Topraksız devletler
Sınırlarında hamile kadınlar nöbet tutuyor
Kışlalarında kumaş artıkları
O dert değil diyorum, inanmıyorsun
Kadınların erkekleri her terk edişinde ise
Hilafet sanki tekrar ilga ediliyor
Bunu biliyorsun

Kitapların ağırlığından belli
Şairlerini kimin üzdüğü
Okumaya ne gerek var bitmemiş şiirlerini
Satıcıya fiyatını sorsak, zaten
Bizim dağlara bulutlara bakarken biriktirdiğimiz değil de
Babalarımızın bankalara yatırdığı nevinden
Bir fiyat biçilecek şairin acılarına

Oysa ki bilirim, kaç defa üzülmek gerektir
Bir kitap yazmak için
Kazanmaksa bir kitap parasını
Kaç tel saçımızın dökülmesine denktir?
Bunu da en iyi, babam bilir.

Sonra saatler duruyor bir gece yarısı
Eğilsem yetişeceğim güneşin doğuşuna
Dikkat et, uğramadığım bir yerde değilim
Ama sen kimseden duymadığım şeyler söylüyorsun, o yüzden, güneş doğmasa da olur.

/Şair bu satırlarda, sevgisine karşılık vermeyip nadasa bırakması, ümitlerini de bir cuma sabahı yele vermesi münasebetiyle ruhunun yarım çeyreğinin veyahut bazı hesaplara göre de tamamının hükümsüz hükmüyle kayıp olduğunu tahmin ettiği, kendisini aşırı derecede Ghoghaye Setaregan’ın farklı versiyonlarına maruz bırakan ve normal bir zamanda okusa burun kıvıracağı şiirlere yerli yersiz gerekli gereksiz ağlamasına sebep olan dünya güzeli bir kızdan etkilendiğini, dağlarda başıbozuk gezen atlar ve danalara eşlik eden kalbinde itiraf eder. Ayrıca şiir olan yerleri hariç tamamının doğruluğunu da tasdik etmiştir. Polisteki ifadesinde gözyaşlarının eşlik ettiği imzası tarafımızın görüşünce hafiften siliktir. Savcının uykulu gözlerinin bu imza hakkındaki hakikati pek fark etmemesi, kimin kimi tutuklayacağı bilinemeyecek günlere dek nuruyla bizlere önderlik etmeyecektir. Üzmeseler, dinlemezdik hacı abi./

 

 

 

 

Hacı Ahmed Eriş

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: