Feyzi Baran, Yağmurdan Kardan Adam Yağmak

Feyzi Baran bir aşka dokundu.

“Her şey ne garip, ne kolay, ne suçlu

Bir dinamit patlayacağından şüphelenir”

 

Küçük kız çocuklarının hikâyesi bu. Yanakları al al, elleri üşümüş, dudaklarında soğuğun verdiği tereddütle; diyemedikleri, diyemeyecekleri ağız dolusu susku. İlk yağmurda boşalacak gibi duruyor göğün avlusunda. Bu kar hele bir erisin…

Bu kar erimesin, karlar erimesin. Yağmurlar hep yağsın, suskular hep yağsın. Diyemediğimiz cümlelerde tutulalım sağanağa. Yağmurlar hep yağsın ve biz yağmurda kardan adamlar yapalım…

Kardan adamlar… Kardan adamları hep zayıf yapalım. Kahrolsun kapitalizm diyelim ve kahrolsunlar. Elinde tuttuğu süpürge eskimiş olsun kardan adamın ne çıkar, değiştirmeyelim. Burnundaki havucu pay etsin kuşlara kargalara, leyleklere. Leyleğin ne işi var, yaşasın Afrika, yaşasın siyah çocuklar, yaşasın esmer çocuklar. Elektrikli süpürgeleri tutmasın kardan adamlar. Yaşasın leğende yıkanan çocukluğumuz. Yaşasın seni seviyorum, öpebilirsin beni utanma.  Sen beni öpersen kardan adamlar üşümez, kardan adamlar üşümesin, kardan adamlar erimesin soğuktan, kardan adamlar ölmesin.

Küçük kız çocuklarının kocaman hikâyesidir yağmurun altında kardan adamlar yapmak. Ve küçük kız çocukları en önce basmak isterler kara. Annelerinin en çok iz bırakan ayakkabılarıyla. İzi kalmalı ayak basılmamış bir yüreğin kapısında. Bastığı yerlerin sahibidir küçük kız çocukları. Bastığı yerlerde sınırlar kalkar. Mayınlar patlayacağından utanır. Bastığı yerlerde devrim olur.

 

“çocuklar hep mutlu, kimsesiz, hava soğuk

Bir bardak, dudak payı kırılır

Karanlıkta sesler, kör

Hava soğuk, çay kanar”

 

Küçük kız çocukları erken iner rüyalarındaki atlıkarıncalardan. Tek gözlü korsanlar hazinelerinden şeker uzatır, kırmızı başlıklı küçük kızları kurt büyütür,  ormana göndermek zorunda kalacağı için ağlar kurt. Cadılar zehirli elmalarını saklarlar küçük kız çocuklarının yetişemeyeceği dolaplara. Küçük kız çocukları rüyalarında gemilerden inmezler. Küçük kız çocukları her dilden türkü söyler. İlk izi bırakırken onlarda ne olduğunun farkında değiller aslında. Küçük kız çocuklarının bastığı yerlerde kardelenler açar. Anlarım o zaman bir adının da Berfin olduğunu.

 

“bu bir ihtimal değil  ‘seni seviyorum’

Gözlerime bak yoksa duyamam

Gözlerime bak seni üşüdüm

Gözlerime bak-masanız

Şimdi yağmur yağar kardan adamlar yaparız…”

Şimdi düşünüyorum da küçük kız; melekler varmış etrafında seni koruyan ama hiç birinin ayak izi yok karda. Derler ki melekler uçar. Sen ise yürüdüğünde kardelenler açar ayaklarının altında.  Biliyor musun küçük kız? Ben hiç melek görmedim, seni de görmedim.

Ve bir melek ne kadar güzelse, sen de o kadar güzelsin…

 

Feyzi Baran

 İZDİHAM

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: