Bilal Can, Arabam Kırıldı Kaldım Burada

bir mızıkam olaydı zafer şarkıları çalaydım bir kulunç gibi gireydi saçlarıma gece
saçlarım en çok geceleri ağarır çünkü saçlarım saçlarım her sonbahar biraz solgun
biraz bahardır oysa şimdi mevsimlik ceketlerimizi giyiyorken yağmura yakalanmışken
zorken kolayken dinçken ağırken virgülsüz atılıyorsam her cümleye her cümleye öyle
öyleyken ve değilken zaten dilim kahve lekesi ağzım çamur dilimde ç harfli kelimeler
taç mesela ekran gibi olmuş ağrım vizyona girilmeyen film gibiyim gözlerim talip ağrıyor
dilimde yuva yapan sosyolojik infilaklar dilimde hama dilimde srebrenista
bunun şakası olmaz dilimde inzivaya çekilmiş bir insanlık korkutulmuş bahar
iki kurşun birden sabah ve akşam gün kıvrılınca gün kıvrık bir sayfa kenarında
takvim yapraklarında peşin yaşanan mutluluktur artık

yani gün esrik bir gülümseme gibi devredilmiş bir şiir akımına muhalif
ezberlenemeyecek derecede kavram içeriyor ezberlenmeyecek derecede sinir
kat sayım yükseldi gökte bulut yok ağamıyorum
ağarsam göğüm esrir eprimiş bir sayfa kesiği dilim pörsük
ve yutkunmuşsam faranjit yutkunmuşsam bademcik

şimdi buradan bir ağlayış geçiyor yani turnalar turna olarak geçiyor
yani turnalar türkülerde hep katar katar geçiyor katarlar turnalardan daha hızlı
turnalar katarları katarlar turnaları geçiyor hızlıca geçiyor selam vermeden geçiyor

dolu yağarsa burada şimdi sokaklar ıpıssızlaşır ıssızlaşan sokakta adil avaz marşları
dilimize dokunsa mesela o tam bir dolu mermi gibi incitmese dursa da söyleşsek
yaydan kımıldayan bir oka selam versek ağar mı ki gökten kök rengi bir yazma
ve ele verir mi hala kınalı eller işaret ederek zaferi göğe tutuşur mu meşaleler

şarkıların amentüsünü biz dillendirmeliyiz göğe doğru
doğu yakasından sarsılan yük trenleri gibi amansız bir yolda
kendi yükünün derdinden ağaran bulutlar gibi yalnız
çünkü bulut öksüren insanlarız oksijen tüketen yetimler
galoş bir rüyadan arınmalıyız aslında modern ölüş yetkisinden

sözler biriktirip alın yazımızdır diye değil yalın halimizdir diye
çıplak ayaklarımızla basmalıyız toprağa bismile kadar durmamalıyız
diyarbekire selam etmeliyiz batmanda petrol içmeliyiz
belki de en çok balkanlardan söz etmeliyiz aliya türküleri

aliya türküleri olmalı neretva nehri mostar köprüsü
nice ıssız sözler beslemeliyiz beklide yerden göğe kadar
haklı ve dimdik ıssızlamadan onuru bırakmadan kavice
durmalıyız ve şarkıların amentüsünü biz dillendirmeliyiz

Bilal Can

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın