Berkan Ürgen, Azrail Harakirisi

Azrail’den geriye kalanları Berkan Ürgen kaleme aldı.

Susmak tiksinmektir.

Bu uzun tiksinmeden beni alıkoyacak olan da İsrafil’in nefesidir.

Kalabalık bir turist kafilesinde, elinde fotoğraf makinesi olmayan meraksız bir turist gibiyim.

Ne işim var ulan benim bu kalabalıkta?

Fotoğraflar; dipfrize konulmuş, tazeliğini yitirmiş et gibidir.

Deklanşör, bir insan hayatında ne kadar bir öneme sahiptir ki? Genel bir merakı var bu insanların bu dünyaya dair. Toplu meraklarımız tıpkı toplu mezarlarımıza benziyor.

Çocukken ne zaman bir mezarlığın yanından geçsek annem hep ‘’ mezar taşlarının üstündeki yazıları okumak unutkanlık yapar ‘’ derdi.

Yaşamak unutmaktır. Yaşayamadığımızı bazen bize annelerimiz hatırlatır.

Bir pazartesiydi. Öyle sıradan öyle garip değildi ki,

Sanki bir gün öncesi Pazar değilmiş gibi ya da bir gün sonrası Salı. Düzenli olarak her gün iki devrimi ıskalayacak kadar sıradan. Güneş doğar, gündüz olur, güneş batar, akşam olur saçmalığına inanmayacak kadar sıradan.

Bazı sorular vardır, onlar sadece bazı sorulardır.

Günleri, haftaları, ayları, gündüzü, akşamı, geceyi saçma buluşum hep bu bazı sorulara denk gelir.

Güneş varsa vardır, yoksa yoktur. Ve güneş varsa bir gün patlayacaktır. Parçalara ayrılacaktır.

İki sevgilinin mehtabı izleyemediği anlar kıyamet karanlığı olacaktır. Ve bir gün güneş batacaksa batacaktır.  Gündüzü, akşamı, geceyi, günleri saçma buluşum hep bu bazı sorular hüznündendir.

Bir pazartesi sabahıydı, öyle sıradandı ki açtığım bir televizyon kanalındaki programın sunucusunun suratındaki ifade, tıpkı bana Amerikan başkanlarına düzenlenen suikastları son dakika veren CNN spikerlerinin surat ifadelerini hatırlatıyordu. Ronald Reagen suikastı hariç.

John Hinckley  rock yıldızı olsaydı John Lennon onu kıskanırdı. Akli dengesi yerinde olan biride John Lennon’ı öldürseydi John Hinckley Jodie Foster’ı hiç önemsemezdi.

‘’Akli dengesi yerinde değil’’ ifadesi ne kadar başarılı bir suikastı sıradanlaştırıyorsa, modern psikolojisinde insan ruhuna olan suikastı bir o kadar insanı meşrulaştırıyor. Meşrulaşan insan intihar etmeyi kamu görevinden sayıyor.

Sıradan bir pazartesi sabahıydı işte. Sıradan olmayan bir arkadaşımın intihar haberiyle koştum olay mahallinin olduğu eve.

Giysi dolabının askılığına şalı ile asılı duran kokmuş sıradan bir ceset miydi yoksa… Sıradan bir pazartesi miydi bilemedim…

Susmak tiksinmektir.

Bu uzun ve yorucu tiksinmemden beni alıkoyacak olan da İsrafil’in nefesidir.

Dünya nüfusu artıyormuş, kalabalıkmış artık her yer, falan filan…

Mahşerdeki izdiham gelince aklıma, bu dünyanın ne kadar da çok tenha bir yer olduğunu düşünüyorum.

Roninlerde bu izdihama dâhildirler.

Efendisiz kaldıktan sonra kılıçlarıyla karınlarını ikiye bölen samuraylar.

Efendisiz kalan samuraylar çoktan öldüler.

Dünyada en son biri kalacaksa o da Azrail olmalı.

Ve Rab emri verdiğinde harakiri en çok Azrail’e yakışmalı.

 

 

Berkan Ürgen

İzdiham

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın