Basket Potasına Teşekkür Ederiz

Michael Jordan Ümraniye Belediyesi’nin tesislerinde yetişti.

Amerika’nın yetiştirdiği ünlü Ümraniyeli Michael Jordan, NY Times’a verdiği röportajda Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’a teşekkür etti.  İlkokulu Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda, ortaokulu Santral Ortaokulu’nda, liseyi ise Namık Kemal Lisesi’nde bitirdikten sonra Los Angeles tarafından draft edilen Jordan röportajda Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’ı unutamadığını söyledi. Bugünlere gelmesinde basket potalarındaki Hasan Can logosunu asla unutamadığını dile getiren Jordan sözlerine şöyle devam etti:

İlkokul 2. sınıfa giderken boyum ayıptır söylemesi hafif uzundu. Babam Jack, Karadenizli Kardeşler Bakkal’dan aldığı basket topuyla her gün okuduğum ilkokulun  bahçesine götürür ve saatlerce basket oynatırdı. Ben ise basketçi değil müzisyen olmak isterdim. Çünkü benim çocukken ideolüm Ferdi Özbeğen’di.

Bir gün okula Ümraniye Belediyesi’nin hizmet aracı yanaştı. Ben saha kenarına babamın yanına koşup “Hey Jack, what are you doing?” dedim. Babam da bir tane suratıma patlattı. Çünkü babam İngilizce konuşmama karşıydı. Babam Aykut Edibali’ye de karşıydı.

Hizmet aracının içinden kocaman ve gerçek boyutlarda bir pota getirdiler. Hayatımda ilk kez gerçek bir basket potası görmüştüm. Ekmeği yerden alıp üç kez öper gibi potayı da öptüm ama eğildim. Potayı kaldıramadım bineaneleyh.

Babamın gözleri dolmuştu. Sanki bugünleri görür gibi. Dönüp bana şöyle dedi: “My name is Jack Hoksel.”

O pota işte hayatımı değiştirdi. Pota benden üç kat daha uzundu. İlk basketimi 3 yıl sonra 5. sınıfta ancak atabildim. O basketi attığım gün babam bana bir çeyrek altın taktı. İlk basketimi atttığımı duyan Hasan Can ise beni makamına çağırıp havlu vermişti. Havluda da kendi ismi yazılıydı. Çorapta da Hasan Can yazıyordu. Verdiği kırtasiye malzemelerinin üstünde de Hasan Can yazıyordu, silgi de ise fotoğrafı vardı. Fotoğrafına zarar gelmesin diye o silgiyi yıllar yılı çekmecemde sakladım. Çekmecemde de Hasan Can yazıyordu; çünkü onu da belediye bize vermişti. Rüyamda en iyi arkadaşım olarak her zaman Hasan Can’ı görüyordum lakin arkadaşım değil belediye başkanımızdı. Kendisini minnetle anıyorum.

İşte Michael Jordan’ın ilk basketlerini attığı pota. Şu anda Ümraniye’deki okullarda böyle potalar her yerde. Potalarda mutlaka başkanımızın adı yazıyor. Çünkü yeni Michael Jordanlar yetiştirmek istiyor. İnanmayanlar gidip Ümraniye’deki mekteplere bakabilirler.

SKL HAREKETİ

Ya bizim efkarımız ne olacak?

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın